kuşlar neden ağlar
kanat seslerinden ayrık bir avlu
-bilmezdi aslında
hiç kuşları -
herkes güvercindi burada
insanlaşarak unuttular uçmayı
başka sabahlar çağırıyorum üstüm başım gün lekesi
denizden bir kentin çeşmeleri suspus
geçen her gemi
sırtlamış mahmutpaşa’yı
uğultusunu mırıldanır renkli bir ufka doğru
su sanırdı kendini
kirli mermere sırtı doğuştan dayalı musluk
paslı soluğu tarih akar kimse duymaz
yanında dans ederdi başı üstünde
fettan bir çıkmaz sokak gözden hayli ırak
aldırmaz hiç kimse
gün boyu ayak sesleriyle çiğnenen
sancıyan uğunmasını
gizi kaldırıma serili plazanın
çıplak camlarından yansır
her yakarışında boş bir avlu bakışı
koşan bulut sessizliğiyle
göğsü ok saplı kalıveren
serçenin haykırışıydı gözlerim
kuşlar neden ağlar
yanılgılar çarşısını okşayan meltem
balık kokusuna karışan o arabesk şarkıyı
ben koymadım çalsın diye bu akşamdikişinde
yorgun sokağına uzaktan el sallayan
eski zaman tekerlemelerinde solgun
eminönlü büfeye
dilinde kaderci dua yine şükür günündeydi
karnı guruldayan sokak
duvarları
çinili binalarım vardı cam mavisi düşlerimde
oysa
bir iç çekişten başka
neydi ki
yıldızı çinilerde donan hayat

Sevgili Umran Ablam
Ellerine ve guzel yuregine saglik
Harika bir yorumlama
Yeni siirlerinde ve kitaplarinda basarilar dilerim
N. Aydinlik