BARBAR VE ŞEHLÂ / I – Ahmet Telli

13/01/2012

 

BARBAR VE ŞEHLA / I

 

……….. Hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında
……….. Şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin.

 

Rivâyetdi ve zaman sâkin
Bir su gibi hâreleniyordu
Senin için orman uğultuları
Uzun kış geceleri getirdim
Artık okunmayan masallardan

Bildim ama bilemeyip düştüm
Yollara ıslığımdaki gül kokusuyla
Çünkü gül mağrur bir yalnızlık
Yahut dalgın bir keder olarak
Yakışırdı senin şehlâ sesine

Rivayetdi ne zaman sâhi oldu
Bildim bilemedim sâhi nasıl soldu

Ankanın beni biraktığı yerde
Barbarlara rastladım, en çok
Seni andırıyordu incelikleri
Seni ve senin şehlâ duruşunu
Rüzgâr doldurdular ceplerime

Oysa ben yılanların deri değiştirdiği
Bir çöl arıyordum kendi çölümde
Gövdemin çağına ulaşmak için
Matematik ve şiir çalışıyordum
Tarihse barbarlık öncesi devirlerdi

Rivâyetdi ne zaman sâhi oldu
Bildim bilemedim sâhi nasıl soldu

Dağlarımda yangın ovalarımda
Tûfan hikayeleri anlatılırken
Masaldan masala efsâneden
Efsâneye sığınıyordun ve ben
Sıfırı ögreniyordum Aztekler’den

Şiirse şehlâ sesine benziyordu
Yani yalan yani bir kara zulüm
İnceliğin barbar duruşu belki
Vak’anüvis edâsıyla geziniyor
Yenildiğim tüm alanlarda şimdi

Rivayetdi ne zaman sâhi oldu
Bildim bilemedim sâhi nasıl soldu

Bir kez daha uğradığımız
Cinayet yerine benziyor
Unutmak istedigimiz ne varsa
Meğer ne çok biriktirmişim
Unutmam gereken şeyleri

Duruşunu şehlâ sesini meselâ
Yatağımda kalan sıcaklığını
Yastıkta başının bıraktığı çukuru
En çok da bir yolculuğa çıkarken
Dönüp dönüp sarılışını

Zaman bir su gibi hâreleniyor yine
Rivâyetdi ne zaman sâhi oldu

Ahmet Telli


İÇİNDEN DOĞRU SEVDİM SENİ / Edip Cansever

13/01/2012

 

İÇİNDEN DOĞRU SEVDİM SENİ

 

İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Kar bırakılmış karanlığından.
Yerleştir bu sevdayı her yerine
Yüzünde ter olan su damlacıklarının
Kaynağına yerleştir
Her zaman saklamadığın, acısızlığın son durağına
Gül taşıyan cocuğuna yerleştir
Ve omuzlarına daracık omuzlarına
Üşümüş gibisin de sanki azıcık öne taşırdığın
Tam oraya işte, uçsuz bucaksız bir düzlükten
Bir papatya tarlasıyla ayrılmış göğüslerine yerleştir
Ve esmerliğine bir de, eski bir yangının izlerinin renginde
Saçlarının yana düşüşüne, onları bölen ikiliğe
Alnından başlayan ve ayak bileklerinde duran
Yani senin olmayan, seni bir boşluk gibi saran hüzne
Yerleştir onu bir kentin parça parça aklında tuttuğun
Kar taneleri gibi uçuşan
Ve her gün biraz daha hafifleyen semtlerine
Yerleştir bu sevdayı her yerine.
Ekledim ben tattığım her şeyi denizlere
Bildiğim ne varsa onlar da hep denizlerden
Sen de bir deniz gibi yerleştir onu istersen
Sevdayı
Ve köpüklendir
Ve yaşlandır ki işte kederi anlamasın
Ama dur, her deniz yaşlıdır zaten
Öğrenmez ama öğretir mutluluğu
Bizim sevdamız da öyledir, iyi şiirler gibi
Biraz da herkes içindir.
Ve gelinciğin ikinci tadına benzemeli
Var eden kendini birincisinden
Yani bir sevdayı sevgiye dönüştüren.
Ben şimdi bir yabancı gibi gülümseyen
Tanımadığın bir ülke gibi
İçinde yaşamadığın bir zaman gibi
Tam kendisi gibi mutluluğun
Beni bekliyorsun
Ve onu bekliyorsun beni beklerken.

Edip Cansever


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 38 other followers