
BARBAR VE ŞEHLA / I
……….. Hayyam, yalnızdın sevgilinin yanında
……….. Şimdi gitti, artık ona sığınabilirsin.
Rivâyetdi ve zaman sâkin
Bir su gibi hâreleniyordu
Senin için orman uğultuları
Uzun kış geceleri getirdim
Artık okunmayan masallardan
Bildim ama bilemeyip düştüm
Yollara ıslığımdaki gül kokusuyla
Çünkü gül mağrur bir yalnızlık
Yahut dalgın bir keder olarak
Yakışırdı senin şehlâ sesine
Rivayetdi ne zaman sâhi oldu
Bildim bilemedim sâhi nasıl soldu
Ankanın beni biraktığı yerde
Barbarlara rastladım, en çok
Seni andırıyordu incelikleri
Seni ve senin şehlâ duruşunu
Rüzgâr doldurdular ceplerime
Oysa ben yılanların deri değiştirdiği
Bir çöl arıyordum kendi çölümde
Gövdemin çağına ulaşmak için
Matematik ve şiir çalışıyordum
Tarihse barbarlık öncesi devirlerdi
Rivâyetdi ne zaman sâhi oldu
Bildim bilemedim sâhi nasıl soldu
Dağlarımda yangın ovalarımda
Tûfan hikayeleri anlatılırken
Masaldan masala efsâneden
Efsâneye sığınıyordun ve ben
Sıfırı ögreniyordum Aztekler’den
Şiirse şehlâ sesine benziyordu
Yani yalan yani bir kara zulüm
İnceliğin barbar duruşu belki
Vak’anüvis edâsıyla geziniyor
Yenildiğim tüm alanlarda şimdi
Rivayetdi ne zaman sâhi oldu
Bildim bilemedim sâhi nasıl soldu
Bir kez daha uğradığımız
Cinayet yerine benziyor
Unutmak istedigimiz ne varsa
Meğer ne çok biriktirmişim
Unutmam gereken şeyleri
Duruşunu şehlâ sesini meselâ
Yatağımda kalan sıcaklığını
Yastıkta başının bıraktığı çukuru
En çok da bir yolculuğa çıkarken
Dönüp dönüp sarılışını
Zaman bir su gibi hâreleniyor yine
Rivâyetdi ne zaman sâhi oldu
Ahmet Telli