ÂŞIKA TÂN ETMEK OLMAZ… / Nef’î

10/01/2010

NEF’Î

(1582 – 1635)

ÂŞIKA TÂN ETMEK OLMAZ…


Âşıka ta’n etmek olmaz mübtelâdır n’eylesin
Âdeme mihr ü mahabbet bir belâdır n’eylesin

Gönlü dilberden kesilmezse acep mi âşıkın
Gamzesiyle tâ ezelden âşinâdır n’eylesin

N’ola ta’yin etse zabt-ı mülk-i hüsnü gamzeye
Zülfü bir âşüfte-i ser-der-hevâdır n’eylesin

Zülfüne kalsa perîşân eylemezdi dilleri
Anı da tahrîk eden bâd-ı sabâdır n’eylesin

N’ola olsa muztarib hâl-i dil-i uşşâkdan
Sînesi âyîne-i âlem-nümâdır n’eylesin

Olmasa Nef’î n’ola dil-beste zülf-i dilbere
Tab’-ı şûhu dâma düşmez bir Hümâdır n’eylesin


NEF’Î

30/12/2009

NEF’Î

(1582-1635)

GAZEL

Ne tende can ile sensiz ümîd-i sıhhat olur
Ne can bedende gam-ı firkatinle rahat olur

Ne çâre var ki firâkınla eğlenem bir dem
Ne tâliim meded eyler visâle firsat olur

Ne şeb ki kûyuna yüz sürmesem o şeb ölürüm
Ne gün ki kametini görmesem kıyamet olur

Dil ise gitti kesilmez hevâ-yi aşkından
Nasihat eyledüğümce beter melâmet olur

Belâ budur ki alıştı belâlarınla gönül
Gamın da gelse dile bâis-i meserret olur

Nedir bu tali’ ile derdi Nef’i-i zârın
Ne şûhu sevse mülâyim dedikçe âfet olur


GAZEL / Nefî

03/12/2009

GAZEL

Yazanlar peykerim destimde bir peymâne yazmışlar
Görüp mest-i mey-i aşk olduğum mestâne yazmışlar

Bana teklîf-i zühd etmezdi idrâk olsa zâhidde
Yazıklar kim anı âkil beni dîvâne yazmışlar

Değildir gözlerinde sâye-i müjgânı uşşâkın
Hatın resmin beyâz-ı dîde-i giryâne yazmışlar

Benim âşık ki rüsvâlıkla tutdu şöhretim şehri
Yazanlar kıssa-i Mecnûnu hep yâbâne yazmışlar

Nice zâhirdir ey Nef’î sözünden dildeki sûzun
Yazınca nüsha-i şi’rin kalemler yâne yazmışlar

NEF’Î


GAZEL / NEF’Î

23/11/2009

 

GAZEL

Hem kadeh hem bâde hem bir şûh sâkîdir gönül
Ehl-i aşkın hâsılı sâhib-mezâkıdır gönül

Bir nefes dîdâr içün bin cân fedâ etsem n’ola
Nice demlerdir esîr-i iştiyâkıdır gönül

Dildedir mihrin ko hâk olsun yolunda cân u ten
Ben ölürsem âlem-i ma’nâda bâkîdir gönül

Zerredir ammâ ki tâb-ı âfitâb-ı aşk ile
Rûzigârın şemse-i tâk u revâkıdır gönül

Etse Nef’î n’ola ger gönlüyle dâ’im bezm-i hâs
Hem kadeh hem bâde hem bir şûh sâkîdir gönül

NEF’Î

 

Günümüz Türkçesiyle:

Hem kadeh hem şarap hem bir şûh sâkidir gönül
Kısaca aşk ehlinin en keyiflisidir gönül

Bir anlık yâr yüzü için hem bin can versem n’ola
Nice zamandan beri hasret esiridir gönül

Sevgin gönüldedir toprak olsun bırak can ve ten
Ben ölürsem mânâ âleminde bâkidir gönül

Zerredir amma aşk güneşinin ışığı ile
Vaktin kemer ve saçağında bir şemsedir gönül

Kursa Nef’î n’ola her dem gönlüyle mey bezmi
Hem kadeh hem şarap hem bir şûh sâkidir gönül

(Dil içi çeviri: Ahmet Necdet)


AŞK ve ÖZLEM İçin Beyitler

04/11/2009

minyatr29

Göz gördü, gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım
NAHİFÎ

Bir demir dağı delip boynuna almak gibidir
Her kişi âşık olurdu eğer âsân olsa
Taşlıcalı YAHYA

Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzan
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek
YAVUZ SELİM

Seni candan ziyâde cânânım
Sevdiğimdir, günâhımı bilirim.
FASİH DEDE

Alemi pervâne-i şem’i cemâlin kıldı aşk,
Cân-ı âlemsin fedâ her lahza bin candır sana
FUZÛLÎ

Biz âleme bir yâr için âh etmeye geldik
Yenişehirli AVNÎ

Gören sanır ki safâdân semâ-ı râh ederim
Döner döner bakarım kûy-i yâre âh ederim
ESRAR DEDE

Hep seninçündür benim dünya cefâsın çektiğim
Yoksa ömrüm varı sensiz neylerim dünyâyı ben
BÂKÎ

Meğer sevda imiş canın mayası
Ona mihman imiş yüzün aynası
NİMRÎ DEDE

Gören sanır ki safâdan sema’-ı râh ederim
Döner döner bakarım kûy-i yâre âh ederim.
ESRAR DEDE

Vâızın nâr-ı cehennem dediği firkat imiş
USÛLÎ

Gel, gel ki cümle savm ü salâtın kazası var
Sensiz geçen zemân-ı hayâtın kazası yok
NESÎMÎ

Ne şeb ki kûyine yüz sürmesem o dem ölürüm
Ne gün ki kâmetini görmesem kıyâmet olur.
NEF’Î

Duramaz yârsız gurbette âdem
Olur dîdârsız cennet cehennem.
TAŞLICALI YAHYA BEY

Öyle zaif kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni
FUZÛLÎ

Yârdan mehcûr iken düştük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne.
RÂSİH

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir
Müptelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâat
SÂBİT

Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
Âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden.
SELİM-İ SÂNÎ

Sen gelmeyince hâtıra bilsen neler gelir.
NÂBÎ

Bülbülden işit nâliş-i hasret neye derler
RAGIP PAŞA

Yârdan mehcûr iken düştük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne
RÂSİH

Kış geldi firak açmadadır sîneme yâre
Vuslat yine mi kaldı güzel fasl-ı bahâre
(Laedri)

Su uyur düşman uyur haste-i hicrân uyumaz
ŞEYH GALİB


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 209 takipçiye katılın