1998 Şiir Ödülü : Haydar Ergülen

08/10/2009

HaydarErg

HAYDAR ERGÜLEN

(Eskişehir, 1956)

Ödüle Değer Görülen Kitap: “40 Şiir ve Bir”, 1997


Haydar Ergülen’den şiirler:


BENİ AŞKA TERKETTİĞİN İÇİN SEVİYORUM SENİ

bir sır-çocuksun, yalnızca aşk açık sende,

ne sen kalıyorsun ne o, aşktan başka

biri yok, gel, aşk istediği için varsın,

ne onu kurtarıyorsun ne kendini, aşktan başka

biri yok, git, aşk istediği için yoksun

 

ayrılıktan değil, taşıdığı saflıktan konuşursun;

ayrılık sana dönmektir, yeniden bana

ruhumuz öpüşür ya, başkasındayken ağzğmız,

gövde gözaltındadır, oysa ruhumuz sereserpe

seni senden beni benden bağışlar birbirimize

bir sır-çocuksun, aşkla açıyorsun kullandığın her şeyi

burda değilsin, çoktan çekilmişsin ve seninle

gitmiş senin olan, her zamankinden çoksun bu evde,

çünkü aşk hepimizden çalışkandır, ben duruyorum

vefa aşk lisesindeki ceza nöbetine

 

bu karanlıkta daha iyi görüyorum seni

aynı tünelden geçiyorsun gelişte ve gidişte

kavuşmaya, ayrılığa aynı yolu kullanıyorsun,

beni büyüten aşktan söz ediyorum, yolculuğa övgü,

zaman yok ki aşktan başka, uykusuzluğa övgü,

 

bir sır çocuksun, baştan çıkarır gibi açığa çıkardın beni,

ayrılık mı; beni aşka terkettiğin için seviyorum seni!


KUZGUNCUK OTELİ

evimi bir sokakla aldattım, üstümde

ay var bu gümüş semtinde bir sokağın

üçüncü katıyım, deniz bana bakıyor,

ben artık yalnızca denize karşıyım

 

üstüme gelme ay hanım, Kuzguncuk otelinde

iyilik katına çık, senin konukların ağır,

ben bir anıyı ağrlamakla geçen hayatlardanım

 

ruhumun bir otelde ilk kalışı bu

aynı oda, aynı yatak, aynı aynada

birbirimizi ilk görüşümüz, başka veda yok,

üstümdeki yabancıyla uyumalıyım

 

ruh semtimden kayık açma ay

hanım! sana hazır değilim, senden yanayım

kim taşınsa çıkamıyorum içimdeki evden

 

Kuzguncuk otelinde iyiliğin katı çok

yıldızlar gibi çık çık bitmiyor ay hanım,

sen bu çocuğu bir yerden hatırlıyorsun

ben bu çocuğu bir yerden unutmalıyım


MAVİ

Üstünde yağmurdan başka hiçbir şey yoktu

anlam olmak için yeterince çıplaktın

şiirin nasıl birşey olması gerektiğini

hatırlatıyordu gözlerin, sana böyle inandım:

Ben inanmak için şiir yazıyorum, gözlerin

neyi hatırlatıyorsa ona inanıyorum, gözlerin

Cihangir’i hatırlatıyordu, hayâl içinde fakir

Üsküdar’dan o rüyaya baktım: Maviydin

bir özletip bir geri çekiyordun denizlerini!

Usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan

yağmurun üstümüzde hakkı vardır, inandım

uzak bir mavi kızın gözlerindeki bulut

burada içimize yağacaktır, inandım, mavi

bir yağmurluğun da olsa şiirden ıslanırdın!

Gövdene de ben böyle inandım, duruydu, şiirin

nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu:

Öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka

hiçbir şey yoktu, gövden neyi hatırlıyorsa

ona inanıyorum, beni hatırlamasa da, biliyorum

bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini…

 

Bazı şiirler de bekleyemiyor yağmurun dinmesini!


1997 İkincilik Ödülü: Sina Akyol

08/10/2009

sina

SİNA AKYOL

(Ankara, 1950)

Ödüle Değer Görülen Kitaplar: “Meğer Söz Gümüş” ve “Avluda”

Sina Akyol’dan şiirler:


SÖZLER

Burda kal. Öğlen avlusunda.

Zamanın yalın diline yerleş.

Ufka bakmanın meraklısı ol.

Maviye, beyaza, gündüze çalış.

Zakkumu anla! Ağusu,

tenime sürdüğüm merhemdir

diye beni, mırıldanıp şaşırt.

Ağustos’un hummalı böceğini

onun terli şarkısını

gayret et,

Türkçeye çevir.

Taşlığı yıkamanın

asmayı budamanın

çıplak ayakla yürümenin

hayli zengin

üslubunu edin.

Burda kal. Kalıcı zamanda.

Öğlen avlusunda.

Arın gövdenden. Kendin oluncaya

kadar soyun.

Ferah sular dökün.

Derin uyu.

ÖTESİ

Ben aklıma abdal oldum

aklım bana menzil olsun.

Fikrim ki fakir donunu

madem soyundu, zeyl olsun:

Dağ mı dağa kavuşmadı

vücut sırra kadem bassın.

Ondan da ötesi; sahip

bana olgun lokma döksün.

Kırıldıkça.. testimizdir

servet suyu ziyan aksın.

Söz mü uzar?.. Beyhudedir

söz kısraktan geri kalsın.

Kaldım; hamalımı taşıdım

incindim, müjdeler olsun.

NİSAN

dokunsam, diyordum

kadim sesli rüzgâra.

Tenha kıra uzandım,

göl hayatı inceydi.

Sürer,

yalın bir şiir.

Ekşi erik tadıyla.

GÜZE DOĞRU SEVGİ SÖZLERİ

Üşüyorsun, camı kapat;

sana kuşlu hırka ördüm!


1997 Enis Batur Şiiri ve Sempozyumu

08/10/2009

altınpdrt

1997 Birincilik Ödülü :

ENİS BATUR

(Eskişehir, 1952)

Ödüle Değer Görülen Kitap: OPERA I-4004, 1996


Enis Batur’dan Şiirler:


FANUS

I

Bu güller benim için mi açıldılar,

bu güller sizden bana açıldılar –

delindi ufkumun karanlığı, günüm

gecemi eritti baştan uca, üstünde

bir fırtınaydı bana kanat geren,

tenimdeki bulutlar esmer, içimdeki

kem taş paramparça: Bu gülün

yanıbaşında gülün, benim için gülün

durmadan, elim yüzünüze görülmemiş

bir cennet çizsin: Beni kendinize

Âdem seçin.


II

Pencereniz sıkısıkıya kapalı, kapınızda

dilini kimsenin sökemeyeceği bir sürgü,

kokunuz damarıma dayanmış kama, süngü

bakışınız bana erişecek olsa, dilinizden

kan toplasam, göğsünüzden bahar ve yaz,

kasıklarıma sağanak, inin, kasıklarınız

loş inim, bir dokunsam: Açılsanız ağır

ağır: Hayat ağır, Ölüm uğrayıp doğru

zamanı kolluyor hep, ikisinin ortasından

çıkın gelin çıkagelin: Beni kendinize

bakır tenli at seçin.


III

Benim bahçem nicedir yekpâre çöldür,

tohum olup düştünüz: Tek tek her kum

tanesi rüzgârı denedi, döndüler havada,

rüzgâr onları savurdu, gittim kentlere

ektim ruhumu: Kederim tuttu topraklar.

Döndüm geldim buraya, sizden bir serap

doğmuş – ben gayrı ayrılmam kendimden,

güneşim akrepler için gurur, gecelerim

yıldız takımadaları, kapanırım üstünüze

derin fanus, soğuk sıcak kesilir: Kendinize

beni büyük prens seçin.


KIRKİKİNDİLER

“Bu sarı, tok tütünü senin için

ayırdım; senin için soydum

domatesin kabuğunu, senin için

dildim, tuzladım”.


“Senin için perdaha çektim içimdeki

hayvanı; gövdemi yaya, burguya

aldım senin için. Bu koku, bu kor,

bu gemsiz istek senin açlığın için”.


“Toprak suya doydu bu yıl, ben sana

daha doymadım” diye sürdürüyor

kadın, içinden. “Yüzündeki gururlu

umutsuzlukla içimdeki doluduzgin

kısrağa katıl”.


BEŞ GÜL

Sizin için tuttum beş gül getirdim Sevgili,

durup dururken beş kırmızı gül getirdim, kan.

Beş beyaz gül süt, beş sarı gül altın yaprak,

tuttum beş pembe gül getirdim Sevgili, tan.


Başka bir el koparmış onları, benim elim

bunca korkak: Bir dikmeyi bilirim, bir de

dokunmayı: Tepeden tırnağa teniniz yangın

beldem, sizin için beş siyah gül parmaklarım,


kömür. Toprak, temas, sahi bir de ak kâğıt,

seçtiğim kelimelerin arasında nedensiz mağrur,

ilerlerim karda bıraktığım izler birer ağıt,

ayırdım dikenleri: Sizin için bu beş arı gül.