2001 Şiir Ödülü : Hüseyin Ferhad

09/10/2009

h.ferhad

HÜSEYİN FERHAD

(Hassa/Hatay, 1954)

Ödüle Değer Görülen Kitap: Hazer İçin Birkaç Sarı Gül (Kılıç İpekte Sınanır)


Hüseyin Ferhad’dan Şiirler:


KÜLLERİ  EŞELEMEK

İçimi ezer delice bir cesaret
görünmez bir el kilitler kapılarımı,
miskinliğimden değil bu minnet
çaresizim seni sevdiğimi söyleyemem.

Dilsizim.

Çırpınmayı bile unutmuş bir serçe
gibi saklarım göğsüme kanatlarımı,
kadınlığın böyle karşıma dikeldikçe
utanırım seni sevdiğimi söyleyemem.

Dilsizim.

Bilinç denen şey şeffaf bir hançer
her gece deşer yaramı,
yıllar divâne ömrümden zulümle geçer
halsizim seni sevdiğimi söyleyemem.

Dilsizim.

Eski yalnızlıklardır soframdaki nicedir
hayatla katlayamam yorgun yaşımı,
büyük aşklar hep gecikmeli gelir
garibim seni sevdiğimi söyleyemem.

Dilsizim.

Erken geldin dünyaya, benden önce
benden önce koştun yollarımı,
şu ince yağmur dinince
gideceğim seni sevdiğimi söyleyemem.

Misafirim.


ARTIK GELMEM OTAĞINIZA ,  II

İki kaşının birlefltiği yerde
mıhlı iki yıldızdan biri Yenisey’dir
gözlerinden taşan nehir
belki Yenisey’den de eskidir

Ateş değil, ateşe tutulmuş demir
bakır değil, bakır lengerde çitilenmiş ipek
gibi gözlerinin rengi
gibi tenin

Muaviye’nin alfabesinde olmayan nokta
Ali’nin kılıç sandığı virgül
levh-i mahfuz’a yanlışlıkla iliştirilmiş bir sûret
Sümbüle: Yer değifltiren ikide bir
kibirli, mahir. Sümbüle, seni görür görmez
akrebim kımıldadı

Denizler çoğaldı
mesafeler azaldı. Atımın dizginini çektim

Turan fikri gözlerimi kamaştırır
ne tarafa gideyim, söyle
Arabistan ki arz dairemin haricindedir
kime secde edeyim, söyle

Yenisey el kadardı
Yenisey el kadardı. Atımın koşumlarını çıkardım

Güzelsin, güzel ve aşüfte
memelerin iri ve muktedir
tam istediğim gibi ağzının kenarları
lâ’l ve muhkem
Sümbüle, bir kez olsun metanetle
Sümbüle, telafisi mümkün bir husumetle
rahmini öpsem
Türk dili bir kelime daha kazanır

Soluk soluğa geldimdi bu ücra ülkeye
buruk, her mihneti kabule hazır
meyyus bir yürekle. Develerim bozladı

bildim: Boynundaki zincir kanını buzlandırır
bildim: Damağındaki zehir şiveni tatlandırır
Buhtunnasır’ın putlarını anıştırır
biatın. Bildim seni Sümbüle, arpa çocuk


2000 Şiir Ödülü : Mehmet Taner

09/10/2009

mehtaner

MEHMET TANER

(Arapsun/Nevşehir, 1946)

Ödüle Değer Görülen Kitap:  Küflü Şimşek


Mehmet Taner’den Şiirler


NİSAN ŞİİRİ

Seviyorum yıldızları, saçlarını, suyunu pınarların
Serin ilkbahar gecelerini.
Dar ağzını, ince alnını, elmacık kemiklerini,
Bacaklarını, uzun.
Gözlerini, çekik. Elâ. Ilık göğsünü.
Bir yaz gecesi sevdası olan rengini yüzünün..

Gel bağlara gidelim seninle bir bağbozumu vaktinde!
Parıldayıp gidince dere kavakların önünden
Savrulunca üzüm, tatlı ışığında lâmbaların
Güz, ufak tepelerin ardında görününce
Orda bana bir türlü anlamadığın sesleri söyle
Bırakılmış bir acıyla dolu şarkılar söyle…

Düş sona eriyor, bir güzün son günleriyle birlikte
Hele tozlu yollarda, uzaklardan gelen işçiler de yitip gidince
Kavun kabukları ezilip, azalınca karıncalar
İçimizde, yıldızlardan ânı zorlayan vakte kadar
Bir hüzün
Bir yalnızlık, bağevinin açık kapısı önünde

Bütün kış bıçak gibi bir acı
Gözlerin, çekik.

ALTI SATIR

Bana dengeden  söz edecekseniz
Durun, bir kaya alayım yerden

Bana geçmişten söz edecekseniz
Bırakın sarınayım düşlere

Ama insandan söz edecekseniz bana
İşte çırılçıplak karşınızdayım

7 ŞUBAT 1975

Eski boş duvarlar eski çulyatak
Eski kalem eski su;
Dar soluk. Sığ gölge-
Ansam! o düş dolu yaşamı: çatlar ses
Bir ağır parıltı kayar balrengi suyun üstünde

Bağlardasın. Yaratışın bağları. Yemyeşil yel
Yıkar yapraklar içine gizlenmiş yüzü, küçük yağmurlarla

– Patikaların yolcusuyum ben, böğürtlenlerin arkadaşı.
Görünüm bir uçurum ağzı, içimin içinde saklı.
Bir ateş ağzı, andığım geceler ak belini. Derin
Bir dalı tutmak. Umutsuz, bir yeşil dalı:
Kırgın, aşklı. Öpmek karnını senin

Seni övmek, adını anmak için bu şiir
– ‘Eski, güzel, iyi, ne varsa seninledir’ –
Mum yanar başucumda gözlerin için:
Seni sürükleyip yitirdiğim o kamaşmış tayfta
Yolumu ışıtan, bura’nın olan, eşsiz gözlerin

MEZAMİR

Yusuf, kendine tekrarlar bulacaksın Yusuf!
İki yakan çâk olmuş
Her keresinde aynalardan
Züleyha’sız çıkacaksın

Taşmış bir ağızla, taşıran bir dille
Ve ama yine kesilmiş memeden
Ve Dâvud da, koparmış son telini harpının
Cihanda acı gibi çıplak olacaksın.

İKİ SATIR

Acının ve mutluluğun
Uyumuyum ben


1999 Ödülü : Gülten Akın

09/10/2009

GultenAk

GÜLTEN AKIN
(Yozgat, 1933)

Ödüle Değer Görülen Kitap: Sessiz Arka Bahçeler


Gülten Akın’dan Şiirler


KADIN OLANIN TÜRKÜSÜ

Git oldu can, sürgün geldi dayandı
Sürgün yine geldi dayandı
Kitapları topladım, çocukları giydirdim
Hadi de doğrulalım Dranazın karına

Biz nereye düşeriz, halk fakir fıkara
Her bahar, her yaz gurbette
Sılaya dönmesi olur velakin
Ne sılamız belli, ne gurbetimiz
Çiğdemi Ardahan yaylalarında
Nergisi Sinop’ta
Van’da koparmışsak sarı gülü
Portakal kokusu Kumluca’dan gelir
Karıştırdık sıla nere, gurbet hangisi
Bizim gibi gurbetçi görülmemiştir

Git oldu can, sürgün geldi dayandı
Diktiğin fidanlar sen olmayanda
Yel vura ırgalana, gün vura duldalana büyüyecek
Yasa şu ki ekinler yürüyecek
Bebek dillenecek, güçsüz hallanacak
Sis kalkacak İsfendiyar başından

Selam olsun bizden önce geçene
Selam olsun dosta, hasa, çile çekene
Selam olsun dayanana, düşene
Yüreğim yürektir, bakma gözüm yaşına

Git oldu can, sürgün geldi dayandı
Sorulmasın vatanımız ilimiz.


SENİ SEVDİM

Seni sevdim, seni birdenbire değil usul usul sevdim
“uyandım bir sabah” gibi değil, öyle değil
Nasıl yürür özsu dal uçlarına
Ve günışığı sislerden düşsel ovalara

Susuzdu, suya değdi dudaklarım seni sevdim
Mevsim kirazlardan eriklerden geçti yaza döndü
Yitik ceren arayı arayı anasını buldu
Adın ölmezlendi bir ağız da benden geçerek
Soludum, üfledim, yaprak pırpırlandı Ağustos dindi
Seni sevdim, sevgilerim senden geçerek bütünlendi

Seni sevdim, küçük yuvarlak adamlar
Ve onların yoğun boylu kadınları
Düz gitmeden önce ülkeyi bir baştan bir başa
Yalana yaslanmış bir çeşit erk kurulmadan önce
Köprüler ve yollar tahviller senetler hükmünde
Dışa açılmadan önce içe açılmadan önce kapanmadan önce
Nehirlerimiz ve dağlarımız ve başka başka nelerimiz
Senet senet satılmadan önce
Şirketler vakıflar ocaklar kutsal kılınıp
Tanrı parsellenip kapatılmadan önce
Seni sevdim. Artık tek mümkünüm sensin


BALİNA

Göğü gördüm imkâna tutuldum düşü sevdim
dalıp çıkmalarım “orda bir şey”e dönüktü
kaç kez bir şey, başka bi şey
sıçradım hem yittim
hem belirlendim
derin durdum, teknenin altına girdim
sarstım
sarsıldım vuruşun gitgide usta vuruşuydu
sustum düşe düştüm
senin mi kan, yaralarımdan mı
hey kaptan ne balinayım ben şimdi inadı içinde
ne senin mavi balinan