BAHÇEYE HAYALDEN GİRİLİR / Engin Turgut

16/10/2009

main_banner

BAHÇEYE HAYALDEN GİRİLİR

.……………………………karayazım benim…yaz çocuğum…
…………………………….seni yaz diye sevdiler…

Sizi kazandığım için, size kaybederek yaşıyorum…

Susar kalır sarışın ay! Su gibi ten arar. Su, suretimiz
bizim. Ah, sokaklarda ağlar! Gölgenin oyununa gelelim,
neşeli bir ıslıkla o bildik bahçemize kaçalım. Canı
yanmasın diye aşkın, buhar olup göğe çıkalım. Kalbi
kasılarak, yalnızca kalbiyle yaşayan eski hayal
çocuklarıyız. Terk edildik ahşap bir cümleden…

Israrlı bir iyiliğin yıkılmayan hazzı. Benimle sussun
şarabın mistik gevezeliği. Ey avuntular tekrarı dünya,
çöl yağsın ki içime çocukluğunuz bende kalabilir,
kalsın saflığın tahtadan atı. Kimsenin tutunamadığı
camdan bir uçurum; size ne çok benziyor. Eşyayla
aramızdan geçen serin su peşimizi bırakmadı. Ve sizin
yere düşürdüğünüz aşkı tutup alnıma kadar taşıdım…

Her şey orada, trajik olana gidelim. Sonuna dek
yaşayalım ayrılığı, ayrılmayalım ayrılıktan. Ne kadar acı
çekerse ayrılık,
o kadar büyür… Büyüsün! Ne kadar zayıf kalırsak o
kadar güçleniriz. Kafesteki kuşu salalım, biz girelim
içine. Başkasından çıkıp kendimizde buluşalım. Ne
kadar kendimizin oyuncağı olursak o kadar iyi… Mutsuz
olmak yetmez! Mutsuz bile olmayalım…

İstemediğin kadar geçebilirsin kelimelerin üstünden.
Küllerin gölgesinde kalbin, çılgın bir vedaya takılır. En
masum gömleğiyle gezmelere çıkar rüya, çünkü aşk
hepimize uzun
bir beyazlık bırakır…

Engin TURGUT

http://www.enginturgut.com/index.php?mid=1


BAYAN ELMA / Engin Turgut

16/10/2009

bayanelma

BAYAN ELMA

Gök, kuşun uçuşunu görüyor. Gövdenizdeki ıslığı seviyorum.
Sizdeki tenha, ruhunu sevindiriyor kuğunun. Kalbinizin yarısı
yara, yarısı bende kaldı. Şu bulutları toplasam, birimizin yüzü
kar fırtınası…

Memnun cümle, ahşap yalnızlıktan kovulur. Kuş uyur,
ten uyumaz. Her şey öyle kalmıyor, had safhada masum bir
akşamsınız. Yaprak devrilebilir, fakat siz devrilmeyen
bir aşksınız…

Boş bulunmuştum sisinizde. Aşk diyordum aşk, hayallerime
sarılıp. Bir gülümseme, siliyor etini günahların. İhanet,
yolculuğundan cayıyor. Görmediğim bir rüyanın pastel derdi
üzerimde kalıyor. Bende sizinle su olup, dünyaya akmak
arzusu var!..

Yanlış veda, düşüncenin cebine sığmıyor. Dünyanın kalbi
kırıldığından, kuşlara karıştığımdan beri size delirdim, size
şımardım. Siz, ağzınızda uçurumlar biriktirmeyin. Küçük
bulutlara binip, bana gelin. Bana elmanızla, yağmurunuzla
gelin. Dantelin altında ten uyumuyor, sıyırıp atalım tenimizi,
ışığın arkasına yuvarlansın aklımız…

Siz orada, bir üzüm kadar sıkılıyorsunuz. Ey yüzümün
zarını öpen su, ey ağlar gibi yürüyen, rüzgâr gibi savrulan su,
bir fasıl daha geçtiniz kalbimin önünden. Kasırganıza
dokunsam ömrü uzar kimsesiz şarkıların. Suçsuzluğunuz
düşlere ayarlı, sözleriniz sütun, kelimeleriniz ikon,
gözlerinizden fırlıyor orman, göz gözü görmüyor, gözüm
önüme aksın…

Tırnaklarınızda alizarin kırmızısı. Uzun sarı saçlarınız
bardağımı taşırıyor. Işık nasıl da kırılıyor saçlarınızda.
Boşluk akıyor ellerinizden, o pembe uzaklığınıza duman
tanımıyor melekler. Her şeyin bir kederi vardır ya;
kederi bana verdiler…

Ah, tende heves, aşk sizde durmuyor…

Engin TURGUT