Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca / Behçet Necatigil

20/10/2009

Behcet Necatigil

SOLGUN BİR GÜL OLUYOR DOKUNUNCA

Çoklarından düşüyor da bunca
Görmüyor gelip geçenler
Eğilip alıyorum
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ya büyük şehirlerin birinde
Geziniyor kalabalık duraklarda
Ya yurdun uzak bir yerinde
Kahve, otel köşesinde
Nereye gitse bu akşam vakti
Ellerini ceplerine sokuyor
Sigaralar, kağıtlar
Arasından kayıyor usulca
Eğilip alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ya da yalnız bir kızın
Sildiği dudak boyasında
Eşiğinde yine yorgun gecenin
Başını yastıklara koyunca.

Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor
En çok güz ayları ve yağmur yağınca
Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda.
Uzanıp alıyorum, kimse olmuyor
Solgun bir gül oluyor dokununca.

Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda
Akşamlara gerili ağlarla takılıyor
Yaralı hayvanlar gibi soluyor
Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor
Yollar, ya da anılar boyunca.

Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece
Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam
Solgun bir gül oluyor dokununca.

BEHÇET NECATİGİL


S’imge: YALNIZLIK

20/10/2009

yalnızlık

YALNIZLIK sayısında 16 yazı ve seçilmiş 72 şiir yer alıyor.


GAZEL

Hâsılım yok ser-i kûyunda beladan gayrı
Garazım yok reh-i aşkında fenadan gayrı

Ney-i bezm-i gamem ey ah ne bulsan yele ver
Oda yanmış kuru cismimde hevâdan gayrı

Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı sirişk
Ki gözüm görmeye ol mâh-likâdan gayrı

Yetti bikesliğim ol gâyete kim çevremde
Kimse yok çizgine girdâb-ı belâdan gayrı

Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı

Bozma ey mevc gözüm yaşı habâbın ki bu seyl
Komadı hiç imâret bu binâdan gayrı

Bezmi aşk içre Fuzûlî nice âh eylemeyem
Ne temettu bulunur bende sadâdan gayrı

FUZÛLÎ

HAPİSHANE ŞARKISI

Burda çiçekler açmıyor,
Kuşlar süzülüp uçmuyor,
Yıldızlar ışık saçmıyor,
Geçmiyor günler, geçmiyor.

Avluda volta vururum;
Kah düşünür, otururum,
Türlü hayaller görürüm;
Geçmiyor günler, geçmiyor.

Gönülde eski sevdalar,
Gözümde dereler, bağlar,
Aynada hayalim ağlar,
Geçmiyor günler, geçmiyor.

Dışarda mevsim baharmış,
Gezip dolaşanlar varmış,
Günler su gibi akarmış…
Geçmiyor günler, geçmiyor.

Yanımda yatan yabancı
Her söz zehir gibi acı,
Bütün dertlerin en gücü;
Geçmiyor günler, geçmiyor.

Sabahattin ALİ

YALNIZLIK ŞİİRİ

Bilmezler yalnız yaşamıyanlar,
Nasıl korku verir sessizlik insana;
İnsan nasıl konuşur kendisiyle;
Nasıl koşar aynalara,
Bir cana hasret,
Bilmezler.

Orhan VELİ

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan…
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan…
Paylaşılmaz.

Bir düşün’de beni sana ayıran
Yalnızlık
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

Özdemir ASAF

SEVGİ DUVARI

Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat-sevicileri
Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Can YÜCEL

YALNIZLIK SONNET’Sİ

yalnızlık zamanlandı: önce aşk, sonra yaprak…
günler geçilecekler… atlar, gümüş yeleli!
yüzünü aynalara, bir tek onlara bırak;
sürünsün sırı aşkın, bak, seni görmeyeli
çok değişti aynalar! ev içleri bulandı;
herşey artık ne kadar, ne kadar da kurak!
odalar orda burda, içlerine kapandı;
sofalarsa eğreti; yüklük ve kap kacak
somurtup duruyorlar… herşey ölgün! bekleyiş
gibidir burda olmak, bekleyiş gibi olmak…
sen gel, şimdi kendini o aynalarla değiş;
gel, burda ol! daima! -ve nasılsa kararmak-
ta olandan bakarım sana giden günlere;
tenindir, beleniyor, âh, yeşil ekinlere…

Hilmi Yavuz

YALNIZLIK

Şemsiye yapımcıları
ıslanmaktan
tek kişiyi koruyacak genişlikte
kesince kumaşları
yağmur değil
yalnızlıktır yağan

Daha da hüzünlendirir her gece
kentin sokaklarını
bekçinin nefesiyle
düdüğün içinde dönen
nohut taneciğinin
yalnızlığı

Ne çok sevinirim bilseniz
bir yılan
mezarıma girer de
göğüs kafesimin kemikleri içinde
kış uykusuna
yatarsa

Sunay AKIN

YALAĞUZ

Bektaş yüce dağ başında -yalağuz-du.
Bektaş zaten doğduğundan beri -yalağuz-du..
Bir sopa, üç beş koyun, bir köpek,
Bulutların içinde kendi kendine -yalağuz-du..

Mintanı ile yalnızdı, çarığı ile yalnızdı,
Bilinmez düşünceleri, Tanrısı ile yalnızdı…
Köyde, şehirde, kasabada, dağda.
Beş on kelimesi, diliyle.
Yalnız insanların o garip haliyle;
Yalnızdı Bektaş, yapayalnızdı..

Bektaş mayıs böceği kadar yalnızdı,
Esaretinde hürriyetinde sevdasında,
Üç yaşında da yalnızdı, on beşte de, seksende de,
Yağmurların altında, bulakların kenarında.
Türküsünde, koşmasında, şarkısında,
Tamamda da noksanda da,
Papatya gibi yalnızdı, kuşyemi gibi yalnızdı.

İğneden ipliğe işte Bektaş, yapayalağuzdu…

TURGUT UYAR


Shakespeare Diyor ki:

20/10/2009

shakespearep

SHAKESPEARE Diyor ki:

• Bedenimiz bahçemizdir bizim, isteklerimiz de bahçıvanımız.
• Sevgi ektiğimiz yerde sevinç büyür.
• Bir değişimle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir.
• Egemen olamayan boyun eğer.
• Gerçekte dünya bir hapishanedir.
• Bizler düşlerle aynı hamurdan yapılmışızdır.
• Dorukta düşüş için olgunlaşmış oluruz.
• Az iş gören el, daha hassas olur.
• Fazla el değmesi bir şeyi kirletebilir.
• Felaket, kabarık dost sayısını sıfıra indirir.
• Her bulut fırtına doğurmaz.
• Değerin sahtesi de, gerçeği de karabahtın fırtınalarında belli olur.
• Kan, kanla değil su ile yıkanır. Öc almanın sonu yoktur.
• Geçmiş bir dost için yakınmak, yeni dertler edinmektir.
• Bazı acılar ilaç yerine geçer.
• En kötü ur, en şirin goncada saklıdır.
• Başkasının gözüyle mutluluğa bakmak ne kadar acıdır.
• Bazı yıkılışlar daha parlak kalkınışların teşvikçisidir.
• Yaptığını öven, yaptığını yıkar.
• Güzellik sevgi ve şefkatle yaşar.
• Eğer erdemleriniz yoksa, yaratınız.
• Adem, bir bahçıvandı.
• Bilgiç kafa, altını bol serseme boyun kırar.
• Gençlik, çok dayanmayan bir kumaştır.
• Gözyaşlarıyla yıkanan yüzden daha temiz yüz olamaz.
• Kimileri günahla yükseliyor, kimileri yerin dibine batıyor.
• İnsanların insanlara güvenmesini aklım almıyor.
• Kara haber, getireni de karalar.
• Yaşamımızın kumaşı iyi ve kötü ile örülmüştür.
• Para önden gidip insana bütün yolları açar.
• Çok geç pişman olanın vay başına.
• Acıda arkadaş, felakette ortak bulunca ruhun çilesi hafifler.
• Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler.
• Sabrı olmayanlar ne kadar fakirdirler.
• Ölçülebilen sevgi zavallı bir sevgidir.
• Kısa yazların baharı erken gelir.
• En olgun meyve en önce düşer.
• Müzik, aşkı besler.
• Umut, âşıkların değneğidir.
• Dost yarası, yaraların en derinidir.
• Yaşamak mı, yoksa ölmek mi? Bütün sorun bu.

(Shakespeare)