Deniz Kızı İçin Şiirler / Ahmet Erhan

22/10/2009

ahmetErhan

SUNU

Bedenini bir dünya haritası gibi dizlerime
Serip de, yollar aradım yürümek için

İçime çekmek için hava, koklamak için çiçek
Ve bir kadın, yaşamı benimle bölüşecek

Sevdiğim şeyleri sevecek, bir incir ağacından
Damlayan süt dolarken memelerine

Çocuklar doğuracak, kara gözleri
Dünyaya bıkıp usanmadan sorular soran

Kendiyle yüzleşmekten çekinmeyen, doğayla
Ve insanla sonuna dek barışkın…

Yüzünü ak bir kitap gibi ellerimde
Açıp da, umutlar aradım yaşama ilişkin

Uçurumların yamacında kök salacak ağaçlar
Boğulanlara uzanacak bir kol belki

Bunun için sevgilim, seninle başlattım bu şiiri.

DENİZ KIZI İÇİN ŞİİRLER

Şiir, 1

Sen bir deniz kızısın, saçları
Düşlerimin erimince uzayan
Yağmurda kıpırtılı, güneşte gümüşsün
Bir yakamoz ağı, geceyle atılan

Sen bir deniz kızısın, doğanın
Yüzgörümlüğü olsun diye bana sunduğu
Allayıp pulladığı ayışığının
Yelin, terkisine atıp kapıma koyduğu

Sen bir deniz kızısın, yaşamla ölümü
İki kaşının arasında öpüşür buldum
Yaşamı seçtiysem sensin nedeni
Ölümdeki sonsuzluğa seninle erdim…

Şiir, IV

Seviyorum, ırmaklar gibi boşanıyor
Bu sözcükler yüreğimden
Deniz oluyor da sonra, köpürüp inleyen
Bütün kıyılarımda saçların uzanıyor

Seviyorum, hiç solmayan bir çiçeğe
Dal olmanın sevincini duyar gibi
Uçsuz bucaksız gökyüzü belki
Senin kanatlandığın bir mavilikte

Seviyorum, bu sevdanın seninle
Bitmeyeceğine inanacak kadar
Yüreğimi dolamadım ki ben telörgülerle
Sen gidersen, sana benzeyenler var…

Şiir, VI

Bedeninin her noktasından söz alıyorum
Öpmek için, uğurlarken seni ayrılığa
Boğazımdaki taş güle dönüşüyor
Öyle görünüyor, dudaklarımın ucunda

Beni böyle anımsa, böyle düşün istiyorum
Gülümseyen bir adam, ağlar gibi, sarsak
Anla ki, yitik bir ülkeyi korumaya benzer
Bir şairin sevgilisi olmak…

Şiir, VIII

Seni gülüşü gül olup da açan kız
Uzandığım her kapıda yüzümü saran esinti
Seni, yürüyüşü yağmur, kokusu nergis
Seni, turuncu düş, seni deniz mavisi…

Eksik kalmış tek sözcüğü uzun bir şiirin
Bir dalın açmamış o son tomurcuğu
Yüreğime selamsız sabahsız girdiğin
Belli, geçerek o dikensiz yolu

Seni, yaz günleri topraktan tüten buğu
O bir anlık, bir solukluk yağmurlardan sonra
Seni, sevincin yangını, acının külü
Gittin artık, bu şiirler kaldı bana

Gittin artık, ardında mavi bir tütsü
Saçarak, geniş ufuklarından sonsuzluğun
Ey kara sevdalarımın göçmen kuşu
Diyemem istesem de, seni unuttum…

Şiir, XII

Şair, sevmedi seni o esmer çiçek
Bu sevdada konuşacak şimdi ne kaldı?
O Havva ki, Adem’i kaburga kemiğinden
Bir kez olsun yaratmadı

Şair, sevmedi seni o esmer çiçek
Bedeni bir taş gibi gömülse de sularına
Boğuldu bütün denizlerinde, bunaldı
Ve birdenbire çekip gitti sonra

Şair, sevmedi seni o esmer çiçek
O aykırı düşlerin senin, soruların gelini
Yitirdi rengini, yadsıdı anlamını artık
Hep kendine bakan bir ayna gibi..

Şiir, XIII

Burada bitiyor bir sevda, yenisi nerde?
başlar; ya da başlar mı bilmem?
Kendi derinliğiyle dolan bir kuyu mu
Yüreğim; kendi boşluğuyla yetinen?

Burada bitiyor bir sevda, ele avuca
Sığmayan kederle, kimi gülüşler ve bir
O kadar da unutulmaya yatkın anılar
Bırakarak geride; belki de birkaç şiir..

Sürüp gidecek yaşamım, kimi yerlerde
Sanki yeniden okur gibi bir romanı
Ve gülümser gibi yine aynı şeylere
Sıkıntılı, dalgın; çoğunlukla acılı.

Burada bitiyor bir sevda, kaldım işte
Yine dağlar, uçurumlar arasında bir başıma.
Burada bitiyor bir sevda, önsöz gibiydi
Bir çağrıydı, daha nice yeni sevdaya…

Şiir, XIV

Onun dolaştığı yollara yağmur yağmasın
Yıllar sonra bulayım ayak izlerini
Onun saçlarını yel savurmasın
Dursun kıvrımları öyle, öptüğüm gibi

Nasıl unuturum ki gülüşü gül olanı
Sevgilimdi, ya da ben öyle sanırdım
O gitti, elimde bir çiçek dağınıklığı
Bütün yolların ucunda kalakaldım.

Deniz, ona çok sevdiğimi söyle
Bir gün gelir de kıyına böyle durursa
Sularını kollarım bil, o ak köpüklerinle
Onu bir de benim için okşa…

Sonu

Ben dünyanın yitiği, yaşamın üveyoğluyum
Acıyım, acıdan da öte bir şeyim belki

Bir kız sevdim gülüşü düşlere akan
Benim dışımdaki her yerden gelirdi sesi

Burgaçlandı birdenbire gözleri- boğuldum..

1980-82

Ahmet Erhan


Mavi Havva…

22/10/2009

fc3698341ca6538a089283cf92f809f6

 

Yabancı çarşafları
Kolaylıkla kefen sanabilirsin
Akşamdan kalma odayı
Masmavi ışıldattığı zaman: Soğuk ışık,
Giyotin çeliğinden parıldama.

 Baş düşmeden önce
Ağız bir şeyler mırıldanır, ezbere öğrenilmiş
Fakat ışık yol vermez, her şeyi delen
Ve biliyorum:
Kaburgalar on iki tane
Yürek kendini çarpsın diye.

 Onlardan birinden Havva yapıldı,
Mavi bir kadın, kilden yoğruldu.
Yabancı çarşafları kolaylıkla kefen sanabilirsin
Her şey yuvarlak olduğu zaman,
Atlıkarınca cellatın çarkına döner…

 Kaburgalar peş peşe kırılırlar. 

Fakat ışık yol vermez.

  

 Arto Melerli
Şiiri dilimize kazandıranlar: Kemal ve Elif Özüdoğru
Cumhuriyet Kitap Eki sayı: 416
Şiir Atlası/Hazırlayan:Cevat Çapan


S’imge : GÜLMECE

22/10/2009

gülmece

GÜLMECE Sayımızda Seçilmiş 22 Düzyazı, 63 şiir yer alıyor.

Martialis (M.S. 1. yy.)

BİZİM AKERRA

Akşamdan kalmış, derlerse inanma!
Bizim Akerra sabaha dek içer.

SUSMUŞ BİR OZAN’A

Uzun buluyorsun şiirlerimi!
Ya sen,Veloks, hiçbir şey yazmıyorsun,
Bu kadarı da çok kısa a canım!

ASTARI YÜZÜNDEN

Yargıç para ister, avukat para;
İyisi mi Sekstus, borcunu öde.

KAPLICA’DA

O suyu kirletmeye kıçın yetmez,
Kafanı daldır, Zoilus, kafanı!

NE ÇIKARDI

Gelmiş geçmiş kadınların en güzeli!
Gelmiş geçmiş kadınların en kötüsü!
Ya daha az güzel, ya daha az kötü
Olsaydın, ne çıkardı sanki, Katulla!

(Türkçesi: Oktay Rifat)


Jaques Prevert
(Fransa, 1900 – 1977)

SERBEST MAHALLE

Asker kasketimi kafese
Kuşu başıma koyup çıktım
Ne o? dedi kumandan sokakta
Selam vermek yok mu artık?
Hayır, dedi kuş;
Selam vermek yok artık.
Ben var sanıyordum da.
Zararı yok, dedi kuş,
İnsan dediğin yanılabilir.

(Türkçesi: Sabahattin Eyüboğlu)


DALGIN ÖLÜ

Dün güzel bir kadın geçti
Kabrimin yakınından.
Doya doya seyrettim
Gün hazinesi bacaklarını,
Gecemi altüst eden.
Söylesem inanmazsınız,
Kalkıp verecek oldum
Düşürünce mendilini;
Öldüğümü unutmuşum.

Cahit Sıtkı TARANCI

RAHATI KAÇAN AĞAÇ

Tanıdığım bir ağaç var
Etlik bağlarına yakın
Saadetin adını bile duymamış
Tanrının işine bakın.

Geceyi gündüzü biliyor
Dört mevsimi, rüzgarı, karı
Ay ışığına bayılıyor
Ama kötülemiyor karanlığı.

Ona bir kitap vereceğim
Rahatını kaçırmak için
Bir öğrenegörsün aşkı
Ağacı o vakit seyredin

Melih Cevdet ANDAY


MARİFET

Suya dokunmazmış
Sabuna dokunmazmış
Pise bak.

Celâl VARDAR

UZUN EV

Ben bir masum kız idim
Yandaki odada bir karı koca
Çok da inceydi duvar
Gece uyumaz idim

Yandaki odada
Gülüşler, fısıltılar
Ablam idi kadın, erkek eniştem idi
Çok da inceydi duvar

Önce anlamaz idim
Büyüdüm çabuk
Entarim dar eğnime
Kollarım çürük.

Behçet NECATİGİL

LALELİ

Lalelim
Lalelide oturur
Laleli, lale kokar lalelimden

Laleliden geçilir
LALELİMDEN GEÇİLMEZ!

Orhon Murat ARIBURNU

DUVARA ASTIĞIM

Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş,
Sersem.
Ben seni beklerken ölmem ki..
Beklersem.

SAYGI

Sana güzel deyorlar
Sakın olma.

Özdemir ASAF

KİBAR HIRSIZIN TÜRKÜSÜ

Anamın ipiyle indim gökdelen damınızdan
Kelebek gibi girdim kelebek camınızdan
Taksinize mülkünüze dairenize…
Heceleyerek üzerinde ayak ve el uçlarımın
Belledim seyyarenizi ve kelimelerinizi…
Gözlerinize baktım, mukaddes ciltlerinize, büfelerinize
Vesairenize…
Şiir fenerimle de baktım, son çığlık!
Aşk yokmuş sizde beş paralık!
Gidiyorum ben boşçakallar
Sıçmışım ortalık yerinize
Kıçımın fosforuyla aydınlanın siz artık

Can YÜCEL

ARZ-I HAL

Ben de günahkar kullarındanım Allahım…
Bir “Kulhuvallahi” bilirim dualardan,
Bir de “Yarabbi şükür” demeyi doyunca,
Bir kere oruç tutmam ramazan boyunca,
Ama çekmediğim kalmadı sevdalardan.
Ben de günahkar kullarındanım Allahım!…

Benim gibi kulun çok dünyada, Allahım!…
Eğer bilmiyorsan işte, haberin olsun.
Ekmek derdi, aşk derdi unutturdu seni.
İnsan hatırlamıyor dün ne yediğini.
Zaten yediğimiz ne ki hatırda dursun.
Benim gibi kulun çok dünyada, Allahım!…

Yazdıklarıma sakın darılma Allahım!…
Meleklerin sana bunları söylemezler.
Artık, pek yarattığın gibi değil dünya
İnsanlar hem sabuna karıştı, hem suya:
Ne olursun hoşuna gitmediyse eğer,
Yazdıklarıma sakın darılma Allahım!…

Sana bir şey soracağım, affet, Allahım!…
Beş vakit kızlar doluyor camilerine,
Beyaz yaşmaklı, beyaz tenli masum kızlar…
Benim bir defa görüşte yüreğim sızlar;
Sen tutulmadın mı, içlerinden birine?
Sana bir şey soracağım, affet, Allahım!…

İşte insanlar bu minval üzre, Allahım!…
Kıt kanaat sere serpe yollar boyunca
Sen, bizim için hala o ezeli sırsın.
Sen de, bizi bilmiş olsan, başkalaşırsın…
Herkesin kederi, gailesi boyunca.
İşte insanlar bu minval üzre, Allahım!…

Turgut UYAR


KANTO

Ben nerde bir çift göz gördümse
Tuttum onu güzelce sana tamamladım
Sen binlerce yaşayasın diye yaptım bunu
Bir bunun için yaptım
-Garson bira getir
Garsonun adı Barba

Ben nereye gittimse bütün zulumlardı
Bütün açlıklardı kavgalardı gördüğüm
Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu
Namussuz bir çağ bu biliyorsun
-Garson rakı getir
Garsonun adı Hakkı

Sen belki de bir resimsin ne haber
Kırmızı bir Beykoz’un yanında duruyorsun
Yapın bir de ağaç yapmış yanına
Dallarına konsun diye kelimelerin
-Garson şarap getir
Garsonun hali harap

Cemal SÜREYA

HAVA DURUMU

yarın yine ülkemiz
yalkanlardan gelen
yoğun soydaş akımına
Uğrayacak.

Doğu anadolu bölgemiz
Parçalı eşkiyalı, köy
Basmalı ve yer yer
Er şehitli olacak.

Hafta sonu beklenilen
En yüksek enflasyon
%70’lerin üzerinde
olacak..

Metin ÜSTÜNDAĞ