YUSUF’UN GÜZELLİĞİ / (Kısas-ı Enbiyâ)

yusufZuleyha

YUSUF’UN GÜZELLİĞİ

Yusuf, Mısır sokakları içinde yürüse, yüzü, ışınının aydınlığı, duvarlarda parıldar­dı, nitekim güneş suya dokunsa duvarlara ışıldar.

Tanrı Adem’e Yusuf’u gösterdi: Güzellik ve ululuk tacıyla taçlanmış ve bilgelik hırkasını omuzuna bırakmış, sağ yanında yetmiş bin melek ve ardından bütün pey­gamberlerin ulusları tesbih çekerler ve önünde mutluluk ağacı bitmiş, Yusuf ne yana dönse o yana döner ve ne yana gitse o yana gider. Adem bunu görünce dedi ki: “Tanrım, bu ne kutlu kişidir?” Tanrı dedi ki: “Ey Adem bu senin ünlü oğlun Yusuf’tur. Ona bir şey bağışla!” Adem dedi ki: “Bağışladım cümle dölümün güzelliğinin üç kıs­mından iki kısmını!” Sonra Adem Yusuf’u göğsüne bastırdı ve, iki gözü arasından öptü ve Tanrı cümle güzelliğin iki kısmını Yusuf’a verdi ve bir kısmını kalan kulları ara­sında üleştirdi ve Yusuf, Adem’e benzerdi ki Tanrı onu kendi eli ile yarattı ve suret kıldı ve ona can üfledi.

Tanrı, Yusuf’a düş bilimini verdi ve düşte görüken işi yorumlar ve nite olacaktır haber verirdi. Tanrı o bilimi ona öğretti, nitekim Adem Peygambere adlar bilimini öğretmişti.

Yusuf’un güzelliği gece üzere gündüz aydınlığı gibiydi ve Yusuf saz benizli ve güneş yüzlü ve kıvırcık saçlı ve ela gözlüydü, baldırları ve iki kolu ve pazıları yo­ğundu ve sağ yanağında bir kara ben vardı, on dördüncü gecenin ayı gibiydi ve göz­lerinin kirpikleri akbaba tüyüne benzerdi. Ne zaman gülümsese dişleri parlar, gözükürdü, ne zaman söz söylese dişleri arasından ışınlar parıldardı.

Bir nice kimseler dediler ki: Yusuf, güzelliği dedesi İshak’tan miras aldı ve o insan­ların güzeliydi ve İshak demek İberî dilince güleç demektir.

Tanrı, güzelliği ve beniz saflığını ve ten arılığını o kadar vermişti ki, hiç kimseye onun gibi vermemişti, ne zaman yemişler ve yeşil tereler yese, boğazı dışından ve göğsünden onun yeşili anlaşılırdı.

Güzellik on bölüktür, dokuz bölümü Yusuf’ta, bir bölümü kalan insanlardadır.

Mısırlı, Yusuf’u evine getirince, avradına dedi ki: “Bunu ağırla!” Avrat baktı ve onun güzelliğini gördü, hemen onun sevgisi gönlüne düştü, Yusuf’u kendi isteğine uydur­mak istedi. Kapıları bağladı ve Yusuf’u kendi nefsine çağırdı ve dedi ki: “Gel!” Yusuf o vakit dedi ki: “Sığınırım Tanrıya, o işi işlemekten. Senin erkeğin bana çok ağırlıklı ve saygılıdır. Ve ben ona hıyanatlık yapamam, hiç hıyanat kişiler kurtulmaz.” O za­man avrat dedi ki: “Ey Yusuf, saçın ne güzeldir!” Yusuf dedi ki: “Önce tenimden dö­külecek odur.” Dedi ki: “Ey Yusuf, gözlerin ne güzeldir!” “Önce tenimden yere düşe­cek odur.” “Ey Yusuf, yüzün ne güzeldir!” “Önce toprak onu yiyecektir.”

Sonra Yusuf ile Rail’in işi kent içinde duyuldu ve insanlar söyleşti. Ve bir kaç av­ratlar söyleşip dediler ki: “Mısırlının avratı aşüfte olmuş, kendi kulundan murat almak istedi.” Bunun üzerine Rail konukluk verdi ve önde gelenlerden kırk avrat çağırdı, bunlar için yemek ve oturacak ve dayanacak yastık hazırladı ve öyle bir yemek ha­zırladı ki bıçak ile kesilir. Portakal ve kavun ve muz getirdi ve her birisinin eline bir bıçak verdi ve Yusuf’a dedi ki: “Bunların önüne çık!” Yusuf’u bunların konukladığı odadan başka odaya koymuştu, sonra Yusuf çıkıp bunların önüne geldi ve bunlar Yusuf’u görünce hayran olup bıçaklarla kendi ellerini kestiler ve kan görünceye kadar ağrısını duymadılar. Sonra bir ağızdan o avratlar dediler ki: “Hâşâ ki bu insan ola! Bu ancak bir saygı değer melektir.” Bunun üzerine Rail dedi ki: “Bu odur ki, siz beni onun sevgisinden ötürü ayıpladınız!”

(Kısas-ı Enbiyâ)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: