Aşk Defteri : 2

29/10/2009

ASKdeft

ANI

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma

Neredeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma

Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma

Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken bu dalgınlık bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma

Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur, sade
Davranışınız geliyor aklıma

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma.

Melih Cevdet ANDAY


TELEFON

Gözlerin var ya çekik kara kara
Önce gözlerindi bacakların omuzun
Damalı örtüde bir kase çorba gibi
Buğulu bir lezzetti karı-kocalık
Şimdi bir çınar yetişiyor içimde
Bir şarkı söyleniyor uzun uzun
Hürriyetin rüzgarlı bayrağı oldu
Bize zaten aydınlığı sevdamızın

Aman dayanamazsam ne etmeli
Bütün pencereler üstlerine açık
Kimler soyar çocukları kimler örter
Biri onbir yaşında öteki küçük
Ya anne diye bağırırsa uykusunda
Belki korkmuş belki de susamıştır
Geceleri su içmeye alışık
Çorap öyle mi giyilir, don öyle mi bağlanır
Gömleği bir tuhaf sarkıyor arkasında

Çocuklara bakma dayanırım
Gide gide çoğaldım ben halkım artık
Dağ taş kalabalık kalabalık
Satar mıyım onları onlar da çocuklarım
Ben kadınım çocuklarımla varım
Telefon nafele açmam seni
Söylemez dillerim yarınla bağılı
Tutmaz parmaklarım kocamdan belli
Telefon benimki de analık

Çocuklara bakma dayanırım
Sevgiydim önce bir çeşit incelik
Şimdi ise işe yarıyorum kaba saba
Tuzlu bir deniz kokusu havada
Benimle başladı bu müthiş tazelik
Benimle yaklaştı güzel günler
O günlerin eşiğinde beni hatırlayın
Hatırlayın onların vahşetini
Her telefon çalışta kesik kesik

Oktay RİFAT

* Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat bu şiirlerini 19 Haziran 1953’te Amerika’da idam edilen Julius ve Ethel ROSENBERG için yazdı.


S’imge Şairler : ELUARD

29/10/2009

eluard

 

PAUL ELUARD

(Fransa, 1895-1952)

 

SENİ SEVİYORUM

Tanımadığım bütün kadınlar adına seviyorum seni
Yaşamadığım bütün çağlar adına seviyorum seni
Enginlerin kokusu sıcak ekmeğin kokusu adına
İlk çiçekler adına eriyen kar adına
İnsanın ürkmediği saf gönüllü hayvanlar adına
Sevmek adına seviyorum seni
Sevmediğim bütün kadınlar adına seviyorum seni
Kim yansıyor bana sen değilsen ben kendimi pek az görürüm
Sensiz uzayıp giden bir çöl görürüm yalnız
Geçmişle bugün arasında
Bütün bu ölüler vardı atlayıp geçtiğim samanın üzerinde
Delemedim aynamın duvarını
Yaşamı sözcük sözcük öğrenmem gerekti bana
Unutur gibi
Benimki olmayan bilgeliğin adına seviyorum seni
Sağlık adına
Yalnız kuruntu olan her şeye karşı seviyorum seni
Zorla tutmadığım bu ölümsüz yürek adına
Sen kuşku sanıyorsun kendini oysa akılsın
Sen başıma yükselen güneşsin
Güvendiğim zaman kendime.

(Sait Maden)


ŞİİR

Yavrum bu senin gülüşünün ardında
Bütün sevda kelimeleri çırılçıplak
Memelerini bulup çıkarıyorlar boynunu
Sonra kalçalarını gözbebeklerini
Sonra ne varsa okşayış adına
Bütün bunları bulup çıkarıyorlar
Seni öptüğüm zaman gözlerinden
Yalnız sen görünesin diye
Bu sevda kelimeleri

(Cemal Süreya)


ASIL ADALET

İnsanlarda tek sıcak kanun
Üzümden şarap yapmaları
Kömürden ateş yapmaları
Öpücüklerden insan yapmalarıdır

İnsanlarda tek zorlu kanun
Savaşlara yoksulluğa karşı
Kendilerini ayakta tutmaları
Ölüme karşı yaşamalarıdır

İnsanlarda tek güzel kanun
Suyu ışık yapmaları
Düşü gerçek yapmaları
Düşmanı kardeş yapmalarıdır

Hep var olan kanunlardır bunlar
Bir çocuğun tâ yüreğinden başlar
Yayılır, genişler, uzar gider
Tâ akla kadar

(A. Kadir)


AŞK ŞİİR

Dünya portakal rengi dünya mavi
Sözcüklerde yalan yok yanlış falan arama
Artık türküler yakmak yasak size
Sıra koklaşmada şimdi sıra öpüşmede
Haydi çılgınlar âşıklar haydi
Haydi sevgili haydi sevgilinin birleştiren ağzı
Gülümseyin birbirinize dökün içinizi
O ne cömert elbise öyle
Sanacaklar seni çırılçıplak
Çiçek açar yabanarıları yeşil yeşil
Takar boynuna gün ışığı
Pencerelerden bir gerdanlık
Kanatlar sarar yapraklan
Senin olmalı bu aydınlık sevinçler bütün
Yeryüzünün bütün güneşleri senin olmalı
Yollarda güzelliğini yansıtan güneşler

(A. Kadir – A. Bezirci)


HİÇ KİMSE BİLEMEZ BENİ

Hiç kimse bilemez beni
Senin bildiğin kadar

Gözlerin, içinde uyuyup
Koyun koyuna uyandığımız gözlerin,
Ağarttı dünyanın tüm gecelerini
İnsan parıltılarınla senin

Gözlerinden başladı yolculuğum
Dünyalar ötesine anlamlı bir güzellik
İçinde binbir hevesle uçtuğum gözlerin

Gözlerinde yansıtırdı bizi
Bitip tükenmeyen yalnızlığımız
O bakışlar değil ki şimdi gözlerindeki

Hiç kimse bilemez seni
Benim bildiğim kadar

(Sacide Üçer)


ADINA

Bulutlar adına söyledim onu sana
Deniz ağaçlan adına söyledim
Dalgalar adına dallardaki kuşlar adına
Gürültü taşları adına
Sevişen eller adına söyledim
Bakan bakılan göz adına
Göğü bezeyen uyku adına
Puslu geceler adına
Yoldaki parmaklıklar adına söyledim
Ak alın açık pencere adına
Düşündüklerin konuştukların adına
Sonu gelmesin diye söyledim
Bu okşayışın bu güvenişin bu inanışın
Sonu gelmesin diye.

(A. Kadir)


SEVGİLİ

Diz çökmüş gözkapaklarım üstüne
Saçlarım içindedir saçları
Hali var ellerimin halinden
Rengi var gözlerimin renginden
Düşmüş kuyusuna gölgemin
Fırlatılmış bir taş gibi göğe

Gözleri var açıktır her daim
Uykuyu haram ettirir bana
Ya güneşleri önüne katan
Ya o ışık delisi rüyaları
Bir güldürür bir ağlatır beni
Söyletir bilmeden ne söylediğimi

(Can Yücel)


***

Boşuna bir yüzüm vardı benim.
Ama şimdi
Bir yüzüm var sevmek için
Bir yüzüm var mutlu olmak için.

(S. Kudret Aksal)


KARARTMA

Kapılar tutulmuş neylersin
Neylersin içerde kalmışız
Yollar kesilmiş
Şehir yenilmiş neylersin
Açlıktır başlamış
Elde silah kalmamış neylersin
Neylersin karanlık da bastırmış
Sevişmezsin de neylersin

(Sabahattin Eyüboğlu)


HİÇ / Engin Turgut

29/10/2009

enginn

 

HİÇ

Ben büyüdüğüm zamanlarda bile kendimi çocuk sanırdım
Oysa benim bir kedim varmış, kendi kendisinden daha akıllı!

Benim taş gibi kanayan, sanki bir su gibi bir dua gibi akan
Gönlümün yüzünü aynadan yapmışlar, tenimde yaz bulutları!

Annemin kurabiye kokan elleri üzgün, kedim göğe taşınmış
Hayat beni lodos yüzlü çocuk sanıyor, şuramda hep aşk tozları!

Annem bir sıkıntıydı, beni en çok o büyütmüş kalp sesiyle
Benim hiç ablam olmadı, annem paslanırdı ben büyürken!

Babam bir küldü, onu ben söndürdüm, kalbinden duman çıkıyor
Kardeşim beni kuytuda bir uyku sanıyor, taşların rüyasıyım

Ne tuhaf, içimde cahil bir sıkıntı, şiirlere karıştım diyemedim
Ben büyüdüğüm zamanlarda bile su yüzlü kardeşime taşınamadım

Hiç güneşim olmamıştı, güz yüzlü bir arkadaşım var mıydı?
Hep kendime saklanırdım, hayat bir umut dalgınlığı mıydı?

Yokluğun aynasında yağmur oldu günah, sanki yağmalandık
Kör bir manaydı gözlerimiz, kardeşimin kalbi Allah’a sarkardı!

Hayat beni mavi sesli bir şarkı sanıyor, şuramda hep korku tozları!

Suyun Rüyası‘ndan