İYİMSER BİR AŞK TÜRKÜSÜ / Ahmet Ada

03/12/2009

İYİMSER BİR AŞK TÜRKÜSÜ

Bağlardan inen patikalardayım
Cebimde mis gibi şiirler, kuş cıvıltıları
Sokağınızdan geçiyorum öğle üstü
Sokağınızda sararan yaprakların kokusu
Şuramda ince bir sızı, serseri bir acı
Senden öncesi olmayan bir acı
Yalnız senin mecnunun olan bir acı

Her pazar geçtiğin yollannda bir yaprak
Yeşeriyor kuşanmış bütün cesaretini
Göğsünün içinde yaşatmak için aşkı
Bir yaprak da senin konuşkan elinde
Sevecen becerikli çalışkan elinde
her zaman biraz olsun gecikirsin
Aşka yalnızlığa sevdaya
Yine de özlenirsin güzelim sevgilim
Bir çiçek de böyle özlenir
Su dolu bir testinin yanındaki bir çiçek
Desem öyle alaycı gülümser yürürsün
Sessizce yağan yağmur altında
Aşkı kendine anlata anlata

Yine akşam oldu sevgilim sensiz
bırakıp gidiyorum içim aşkla dolduğu zaman
Durakları buğulu otobüs camlarım
Yağmur çiseleyen kirli sokaklan
gide gide hüzünlü bir türkü gibi dokunan
Yağmurun sesini ne kadar çok seviyorum
Seni ne kadar çok seviyorum

İpek bir mendil diye
Ayrılığı katlayıp koyuyorum çiçekle masama
Bir de senin için yazdığım sevda şiirlerini
Kendi anlamlarını aşıp giden
Tozlu yollar sıradağlar patikalar boyunca

Ey sevgili senin sımsıcak bakışlarını
Katlayıp kovuyorum çiçekli masama
Seni ne kadar çok seviyorum
Bir türkü solgunluğunu silip götürdüğü zaman

Ahmet ADA


BALLADE / Christine de Pisan

03/12/2009

CHRISTINE DE PİSAN

(Fransa, 1364 -1430)

BALLADE

Hoşgeldin, safalar getirdin, benim
Sevgili sultanım! Öp, sarıl bana.
Anlat nasılsın bakalım bileyim
Gittiğinden beri? Hadi anlatsana
Hep iyi, güzel geçti mi günlerin?
Yanıma gel otur duymak istiyorum,
Hepsini bütün başından geçenlerin;
Her şeyi çünkü ben bilmek istiyorum.

-Sen ey helâllım, sevdalım, güzelim,
Kimselere değişmezim (kimse buna
alınmasın) sanma ki mutlu değildim
Daha önce burda, bunca zaman, asla!
Bir tat almadım uzağındayken senin
Her şeye kadir aşk diyordu ki bana:
‘Sadıkımdır ben, bana güvenmelisin
Her şeyi çünkü ben bilmek istiyorum.

-Sözünü tuttun, sağol, canım benim;
Şükürler olsun Aziz Nicaise sana.
Artık döndün ya birtanem sağ salim
Hem tadını da çıkardık sayılır ya,
Şimdi gel de dinlen, anlat sonra senin
Neler çektiğini bileyim diyorum:
Değeri daha mı çok seninkilerînin;
Her şeyi çünkü ben bilmek istiyorum.

-Sözü mü olur senin çektiklerinin
Benimkilerinin yanında diyorum;
Kaç öpüşe bedel onlar, onu deyin?
Her şeyi çünkü ben bilmek istiyorum.

Türkçesi: İlhan Berk


MIRILDANDIĞIM ŞEYLERSİN / Haydar Ergülen

03/12/2009

MIRILDANDIĞIM ŞEYLERSİN

……………………….Senin Harflerin İçin

1.

Mırıldandığın her şeysin, sesinden öpüyorum
sessizliğine de eğiliyorum fakat neredesin
kapanınca harflerinin kapısı: Adın
şiirim!

Heceler gibi öpüyorum işte iki hecesin
adından başlıyorum öpmeye kırlara çıkmış
harflerinin arasından öpüyorum: Ağzın
cennetim!

Dilin hâlâ çocukluğun suyuyla terli
ve haylaz suyundan öpsem küskün
bir çeşmenin harflerin susuz. Dilin
cehennemim

2.

Mırıldan dur bana, senin üstüne harf
getirmem daha, ağız ağıza duruyor
harflerin: Sevmenin birinci hâli gibi
telaşlı duruyor da ben utanıyorum
üçü bakarken birini öpmeye senin!

3.

Harflerin aralanmış
sesliler sevişiyor
sessizlere bu cümlede
sıra gelmeyecek gibi

Harflerin yatışınca
belki duyarsın içinde
sessizlerin uykusuz
kaldığı o cümleyi

Aşkı seslendirirken
unuttuğun mırıltı
bizi sessizliğimizden
doğru bağışlar belki

4.

Bir ses sesini öpse
harflerin uykusuz kalır

5.

Dün sabah önünden geçtim
kağıt gibiydi harflerinin yüzü
araları açılmış olmalı
bütün gece sevişmekten

6.

Mırıldandığımız şeyler
kalmayınca aramızda
ağızda söz, gövdede ter,
bir aşk bunlarla biter

7.

Harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm!

Haydar ERGÜLEN


KARMAŞA GÜLÜ / Hasan Hüseyin

03/12/2009

KARMAŞA GÜLÜ

öptüm seni
öptüm seni yanağından dudağından saçından avuçlarından
öptüm ve çoğaldım ayrılıklarca

seni değil yalnızca
sen böyle bir tek misin ki
sende senden öncekileri

bir gül açtı bahçemde
senden çok önce
bir gül daha bahçemde
ondan çok önce
bir gül bir gül bir gül ki
senden öncekinden
öbüründen çok önce
ne bu sevgi birdenbire
ne bu nefret bir anlık
biriktire biriktire kaç yıldanberi
biriktire biriktire bu karanlık bataklık
güzelsin biliyorum
güzeldi önceki de

sevmek sizlerden güzel
yalan söyleyemem ki
hepsini öptüm sende

anlamaya çalışma
beni suçlama sakın
karmaşanın karmaşayla karışması bu
kanadıyla yoklaması beyinsiz kuşun
ne leylâ’lık mecnun‘luk
ne ferhat‘lık şirin‘lik
işin kökü âdem-havva
o elmayı yedi mi o
o elma hep yenilecek
yalan değil
güzeldi o
yalan değil
güzelsin sen
anla bunu
sez bunu
sorma bana hesabını
bu tetik düşmesinin

öptüm seni
seni değil yalnızca
sende senden öncekileri

Hasan HÜSEYİN


ARADIĞIM KADIN / Nazrul İslam

03/12/2009

Nazrul İslam

(Bengal, 1899)

ARADIĞIM KADIN

Aradığm kadın
Benden daha yakın bana
Ayak seslerini işitir gibiyim
Tutkumun ateşi içinde.

Dinmeyen susuzluğuyla bülbül gibi,
Gönlümün kurumuş havasında
Eriyip gidiyor bir damla su için
Usuldan usuldan giriyor düşüme
Ilık gecede ay ışığı altında.

Canevimin yeşeren yaprakları içinde
Gördüğüm o kadındır, bulutumsu, uçucu, gönül alıcı,
Delice ses veren gök gürültülerine benzeyen,
Şimşeğin parıltısında şöyle bir bulduğum kadındır o.

Diktiğim çardağın altına oturup
Sevgilimin boynunu çiçeklerle süslüyorum,
Derken sıçrayıp uyanıyorum birden
Elim böğrümde çiçekler boynumda.

(Türkçesi: Eray Canberk)

(Unutulmayan AŞK Şiirleri Ant., S’imge, 2002)


ŞİMDİ GEL / Metin Altıok

03/12/2009

ŞİMDİ GEL

Sevdaydı bulduğum sende,
Sende buldum senden geçtim.
Terkettim sanma sakın;
Yeni bir hızla bilendim,
Çağıldayan özgür sesinde.
Şimdi gel durdurma beni.

Çünkü sevda bir nehirdir,
Akar insan bütünlüğüne.
Türlü kollar alarak
Katar onları benliğine.
Yürekten yüreklere yönelir.

Şimdi gel dondurma beni.

Metin ALTIOK


ACI MAVİ / Sabri Altınel

03/12/2009

ACI MAVİ

I
Sana bunu ben söylüyorum
Ben altınını çıkardım düşüncelerin
Denizlerin incilerini çıkardım
Birgün yanıbaşımdaydm Hayrettin iskelesinde
Birgün ben yanıbaşında
Kalbi duracaktı denizin kayığın kalbi duracaktı
karanlığın kalbi duracaktı
Ben artık her şeyi görüyordum senden başka
Bir kuş geçiyordu denizden
Taflanların acısı yayılıyordu ortalığa
Biliyorum denizler uyumaz
Ben artık hiçbir şey görmüyorum senden başka

II
Bunu nasıl olsa söylüyorum bir defa
Havada kuşları da söyledim
Yollarda tozları da
Tarlalarda başaklan da söyledim
Nasıl olsa ölmedim ölmüyorum doğrusu ölmezleştim ben
Örnek bir kalbi kanatıyorum dikenlerinle
Gözlerinin acı mavisi üşüyor
Ben kendimi aramayacağım artık seni aramayacağım
Bir bütün yapmak istiyorum iki yarımdan
Nasıl olsa yarımız biz artık.

III
Bugün birinci gündür dolaşıyorum
Kalbini duyuyorum kalbimin altında çarpıyor
Bakışını görüyorum bakışımın altında
Artık susacağım ne yazık
Kaldı ki bütün dilleri konuşabilirim ben
Ellerim karanlıkları aydınlık eder
insan elleri karanlıkları aydınlık eder
Mutlulukları sevinçleri dile getirebilirim
Bitki insanca yaşar hayvan insanca deniz insanca
Gözlerinin acı mavisi üşüyor
Ah örnek bir kalbi kanatıyorum.

Sabri ALTINEL

(Unutulmayan AŞK Şiirleri Ant. S’imge, 2002)


DEYİŞÇİK I-II / Henri de Regnier

03/12/2009

HENRI DE REGNIER

(Fransa, 1864 -1936)

DEYİŞÇİK

Küçük bir kamış bana yetti
Şu uzun otları titretmek için
Ve bütün çayırı
Ve uysal söğütleri
Ve kendisi de şakıyan ırmağı;
Küçük bir kamış elverdi
Ormanı şakıtmak için

Gelip geçen herkes işitti
Akşam akşam düşüncelerinde
Sessizlikte ve rüzgârda,
Belirgin ya da yitik,
Yakından ya da uzaktan…
Gelip geçenler düşüncelerinde
Dinleye dinleye kendi içlerini
Daha da işitecekler,
İşitiyorlar da
Her zaman o ezgiyi.

Bana yetti
Bu küçük kamış,
Çeşmede buldum onu
Aşkın geldiği çeşme
Bakmak için, bir gün,
Kendi hüzünlü yüzüne,
Ağlayan yüzüne,
İşte gelip geçeni ağlatmak için
Ve otları titretmek ve suyu ürpertmek için;
İşte bir kamış soluğu var bende
Bütün ormanı şakıtmak için.

DEYİŞÇİK

Aşkımızı söylediysek
Usul akan suya söyledik
Eğildiğimizde üstüne
Bize kulak veren suya

Aşkımızı söylediysek
Dalların arasından
Gülen ve fısıldayan
Rüzgâra söyledik

Aşkımızı söylediysek
Geçen kuşa söyledik
Rüzgârla öten kuşa
Yankıya söyledik
Aşkımızı söylediysek

Sevdiysek böyle büyük
Böyle hüzünlü böyle sevinçli
Senin gözlerini sevdik

Büyük aşkla sevdiysek
Senin ağzını sevdik
O ağır o tatlı ağzını sevdik

Büyük aşkla sevdiysek
Ilık tenini sevdik
Körpe ellerini sevdik

Arıyorsak
Gölgeni arıyoruz

Türkçesi: Cemal Süreya

(Unutulmayan AŞK Şiirleri Ant., S’imge, 2002)


MEVLÂNÂ ile ŞEMS / Hilmi Yavuz

03/12/2009

MEVLÂNÂ İLE ŞEMS

aşklardır benim bildiğim

ben oluş’um, sen değişim
hangi kitaptan geldiğin
bilinmez; ama sen yine gel,
yine gel de
bir gülü sağalt o rose thou art sick
ve anlaşılmak
her zaman gizlidir hep ayrı nedende

ah, aşktır o, bazen bir tende ölür
bazen de bedende,
görüş’üm bir yaprak, biliş’im bir dal
ve bir gonca gül olur kimliğim
göğüyse benim belleğim
belledin… uçan güneşler orda
ve orda, şems-i perende

birliğim, dokunulmaz dirliğim
neyse o, hem gidende var biraz
ve hem de dönende!..
Aşkla biz, ikimiz, varla yok gibiyiz
ah, giderek ne kadar az kendimiziniz
çünkü sende bir yaz olarak devam ederiz
sense bir yaz olarak bende…

söylen’din, söylenmesen de…

Hilmi YAVUZ

(Unutulmayan AŞK Şiirleri Ant., S’imge, 2002)


Adsız Bir Çiçek / Edip Cansever

03/12/2009

ADSIZ BİR ÇİÇEK


Ben gidince hüzünler bırakırım
Bu senin yaşadığındır
Bir ev sıkılır kadınlardaki
Seni sevmek bu kadar mı
O benim yaşadığımdır

Bazan da bir yerde kuşlar vardır
Ne uçmak, ne görünmek için
Bir karanfil pencereyi deler
Bir kapı kendiliğinden kapanır
İstesek sevişirdik, ama olmadı
Biz değil yaşayan acılardır.

Gitsem de her yerde biraz vardır
Hatırda zamansız bir plak
Bir otel kapısı, biraz istasyon
Vardır o seninle birlikte olmak
Buluşur çok uzaktan ellerimiz
Ve nasıl göz gözeyiz ansızın bir infilâk..

Edip CANSEVER

(Unutulmayan AŞK Şiirleri, S’imge, 2002)