EROS İLE THANATOS / Hilmi Yavuz

12/12/2009

EROS İLE THANATOS

sana sarı bir yaz gönderdim
onu bir Zaman gibi koynunda sakla
önce kuytular göle çekildi
ayrılık, ayrıldığın yerde değildi
herkes, artık, elbette
dağ’dır biraz
ve sarı yaz senin perden

suya gömdün yaprağın adını
bir kentin hüznüne benzedin birden
aşklar kimliksizleşti: süslü zamanlar!
sen ki kendi kendinin özleminden
sıkılırdın… sorardın:
‘olur mu,
anlamak aşkları eski güllerden?’

işte bir söyleyişin solgun yüzü:
artık ne bir anıdan arta kalanlar-
dan söz var! ne bir şey!
-boşuna!..
ölüm, olmak’tır ve bir söz kanar;
yalnız yalnızlıklardır bizden olanlar!
onlardı, gittiler… daha gelmeden…

bense akşam oldum artık
ve akşamlar, benim gövdem…

Hilmi YAVUZ


KADINLAR / Jose Gorostiza

12/12/2009

JOSE GOROSTIZA

(Meksika, 1901 – 1973)

KADINLAR

Kalkıp gürültülü kentimden
bu uykulu sıcak kasabaya geldim,
tuz tadı vardı tan yerinin dudaklarında.

Acı getirdim
vadilerimden,
saydam denize özlem getirdim.

Daracık kurdelesinden geçiyordu sokakların
dik memeleriyle kadınlar
oynak ezgilerden göğüsleriyle.

Esmer yüzlerine konmuştu güneş;
gözlerinde iki akik ışığı
ballı dudaklarında zehir.

Cennet elmaları vardı düşlerinde,
o elmaların süzülmüş suyu,
rüzgârların, kokuların türküsü.

Saydam kadehler biçiminde
yaratmıştı onları Tanrı,
Hugo’nun duasındaki gibi.

Kurudu bütün çeşmelerim
gencecik dudakların sunacağı
bitkin tadıyla bir öpüşün.
Cordoba çeyiz sandığı kadınların, güzel coşku:
yanaklarınıza allığını veririm seherin dedim
bir öpüşün bitkin tadı karşılığında…

Güneşi verdiler bana!

Türkçesi: Ülkü Tamer


GAZEL / Bâkî

12/12/2009

BÂKÎ

(1526 -1600)

GAZEL

Söylemez küsmüş bana cânâne söylen söylesin
N’eyledim ol yâr-ı âlî-şâne söylen söylesin

Nâz ile güftâre gelmezse helâk eyler beni
Ol cefâ vü cevri bî-pâyâne söylen söylesin

Derd-i aşkı gayrdan sorman ne bilsin çekmeyen
Ânı yine âşık-ı nâlâne söylen söylesin

Hâr zahmından neler çektiğimi gülzârda
Bâğbân-ı bülbül-i giryâne söylen söylesin

Baki’yâ dil durmasın güftâra takat kalmadı
Vaktidir ol husrev-i devrâne söylen söylesin


GÜLÜM / Tevfik Akdağ

12/12/2009

TEVFİK AKDAĞ

(1932 – 28 Eylül 1993)

GÜLÜM


Bir güldür açılmış esmer bahçemde
nakıştan gözleriyle iri iri
bir güldür hüzünlüyken beyaz
bir güldür severken kırmızı
bir güldür çocuk kahkahalarında

tenha bir kızdır şimdi kalabalık evlerde
ağlar kısık kısık benim için
ağlar küçük elleriyle oynıyarak
kaldım diye yağmurlarda yalnız
üşüttüm diye kuru tahtalarında gecelerinin

bir güldür duruşu baştan başa İstanbul
bir güldür çırpınır güvercin kanatlarıyla
bir güldür benim gülüm canım gülüm
bu yağmurlar geçer ben kurtulurum
ağlama gülüm ağlama gülüm.


KÜL MESELİ / Perihan BAYKAL

12/12/2009

KÜL MESELİ

bağbânı çerağ bir kör bağ
emeğin zay’olduğu çağ bu çağ!

1.

“yağma yağmur
esme be deli rûzigâr!”

yolum yarda, eğnim dar!

bırak alışayım içimdeki bıçağa
işlesin yâreme hakkağın kalemi
kor âteşler yaktığım âteşgede
bırak soğusun!

sussun!
üflediğim ney… kandığım kös!

ah, sude!
sırtından vurulmuş bir ülkeyim
gözlerinde kocaman bir hayret

2.

bir ehven bulutun ellerime bıraktığı son damla
ömrüm! kelebeğin kanadına yüklü borç
-ola ki gezden, gözden tez-

ben böyle bilmez idim insi âlemi
ben ki en çok kendime diken
ele gül kızıl canfes

bir yanım fırat ağlar
bir yanımda ergene

saya geziyorum kapıları
gözlerimin bebeğinde ıslak bir ateş
uykularım
kuş uykusu

sen ak ey mavi heves, ben yuttum dilimi

3.

bir dilim aşk düştü payıma yaşamdan
aldım sardım sıracasına dünyanın

duydum acısını
erdim sırrına

vurgun demindeyim
akrebi yelkovanından uzun
saatlerin

Perihan BAYKAL

Mühür, Temmuz-Ağustos 2009


PENCERE / Arkadaş Z. Özger

12/12/2009

ARKADAŞ Z. ÖZGER

(1948 – 5 Mayıs 1973)

PENCERE

pencereyi kapama
gök dolabilir içeri
sen neyi görebilirsin
ıslak bir bulutun ağışını mı

pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü

pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
Kokusu hayatı yıkasın diye

pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
yürek kendini tanır

Arkadaş Z. ÖZGER


Ne İçindeyim Zamanın / Ahmet Hamdi Tanpınar

12/12/2009

NE İÇİNDEYİM ZAMANIN

Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında.
Yekpâre, geniş bir ânın
Parçalanmaz akışında.

Bir garip rüya rengiyle
Uyuşmuş gibi her şekil.
Rüzgârda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükûtu öğüten
Uçsuz bucaksız değirmen.
İçim muradına ermiş
Abasız, postsuz bir derviş.

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim.
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.

Ahmet Hamdi TANPINAR


Mini Mini Şiirler : Cemal SÜREYA

12/12/2009

KAHVALTI

Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı

KEHANET 1985

Lokman şair senin hayatın
Yedi kırlangıcın hayatı kadar
Altısını ardı ardına yaşadın
Bir kırlangıcın daha var

TEKNOKRATLAR

Bütün mimarlar yüksek, mühendisler de
Bir sen kaldın alçak mimar ey Sinan Usta!

TEK YASAK

Özgürlüğün geldiği gün
O gün ölmek yasak!

BİR GÜN

Bir gün seni bırakırım ya
tütünü bırakmak gibi bir şey olur bu
Evet, gün geliyor, bıkıyorum senden,
ama İstanbul’dan bıkmak gibi bir şey olur bu.

ŞARAP

Saat onikiden sonra,
Bütün içkiler
Şaraptır

Önü
Kapalıçarşı;
Arkası
Mısırçarşısı

YAKIN

Güzelsin sevgilim,
Ama çok yakından!

AFRİKA

Afrika dediğin bir garip kıta
El bilir alem bilir
Ki şekli bozulmasın diye Akdeniz’in
Hala eskisi gibi çizilir
Haritalarda

AMA SENİN

Daha nen olayım isterdin,
Onursuzunum senin!

MEZARTAŞI ÇİÇEKLERİ

70.000 aşk ve 90.000.000 dize:
Ünlü şair İlhan Berk burda yatıyor!
N’olur yolcu, sevaptır, sakın üşenme
Yukardaki sayıya bir sıfırda sen ekle.

EDİP CANSEVER

Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.

Herşeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.

MUT ( SUZ )

Kim istemez mutlu olmayı
Ama mutsuzluğa da var mısın?

ÖLÜM

Ölüm geliyor aklıma birden ölüm
Bir ağacın gövdesine sarılıyorum.

KISA TÜRKİYE TARİHİ V

Kahvede subay yok,
Bu nasıl iştir!

KÜRTLER VE ARNAVUTLAR

Kürtler yalan söylemek zorunda,
Arnavutlar doğru.

PARK

Öyle sevdim ki seni
Öylesine sensin ki!
Kuşlar gibi cıvıldar
Tattırdığın acılar.

YABANCI DİL

Beş dil biliyormuş ünlü kişi
Ünlü ve saygıdeğer
Bir de Türkçe öğrense
Altı eder

Cemal SÜREYA