KIŞ SEVİNCİ / Ahmet İnam

KIŞ SEVİNCİ

Bir kıvılcımdır kış, yakar. Issızlık çınlar onda. Bir geyik bakar. Dağlar üşür. Ayrılık olur siner kar, toprağa. Kış, kıştan uzağa. Kâinat insanı sınar. İnsan  kıştan uzağa.

Görmüş geçirmiş, donmuş. Yaşamış, yaşlanmış konmuş beyaza. İtmiş, kaçırmış. Evlere. Ocak eşiklerine. Toplaşıp paylaşmaya kalan ısıyı. Dokunarak. Kış bu, değdirir birbirimize.

Buldurur içimizi.

Yine de hasrettir, neden? Kış neden hasrettir, Şevki Bey, o derin Hicazında neden inletir?

Kış geldi fîrâk açmadadır sinede yâre
Vuslat yine mi kaldı güzel, başka bahâre?
Bâri, bulayım söyle de sen, derdime çâre
Vuslat yine mi kaldı güzel, başka bahâre?

Kıştan önce miydi kavuşma? Sonra mıdır? Kış mıdır hicrannüvâz? Kış mıdır uzaklık koyan gönüllere? Şöyle mi diyeyim kıştan yılanlara:

Kış gitti, vuslat olmadadır ölüme çâre?

Kış gider, hasret biter mi? Ölüme çâre midir kışsızlık?

Kışbilenim. Kışgören. Şevki Bey’e sözüm o: Ölümün çâresi ölümdür, Vuslat hasret doğurur. Hayatın yâresidir. Derde çâre yoktur. Vuslat başka bir kışa kalmıştır.

Bahar vurgunu nereden gelir? Doğayı tanımamaktan. Sürûr sanılır ki yalnızca bahardadır, bilinmez kış sevinci.

Varolmanın bilinci. Varoluşmanın  bilinci. Birlikte oluşmanın. Kışta. Karakışta. Yollara kurt indiğinde. Doğa: “Haydi birbirinize” dediğinde. “Haydi birbirinize!” Kış yangını odur, kıştaki kıvılcım, şerâre. Elbette yâre doğrudur, garip başlı yâre, mazlûm ve hayın.

Kış sevinci, sanılır ki Alpler’de, pahalı otellerde, karlı tepelerde.

Kış sevinci, kara vuran ısısında insanın. Bahar bağımlılarının tadamadıkları. Güzü hele hiç bilmeyenler. Görmeyenler. Dîdârdan mahrum olanlar, yâr-î dîdârdan. Belki bir besteleyen bulunur benim Şevki Bey’e yazdığım Kışımı:

Kış geldi! Yârin gönlü yazılsın da kenâre,
Sırlarla okunsun içi, sırlarla dîdâre!
Bildin kışı, yaksın seni artık bu şerâre!

Kış ne der? Seviflin! Kış içindeki kıvılcımıyla çağırır insanı söylemeye, okumaya, yarin gönlünü.

Kışın hışmına uğramış, kış elinde perişân mıyız? Değiliz. Kalem-i şitâzedeyiz belki. Kışın vurduğu insanın kalemi. Onlar kış desin. Biz sözcük değiştirir “şitâ” deriz. Hengâm-ı şitâ bizim mevsimimiz. “Nesim-i âh ile” şitâya gideriz. Kış bahardır bize, şitâîyiz, şitâî.

Kış, kış olacak dipte, yaşanmışsa sevinci. Issızlığın sevinci. Yalnızlığın. Kavuşmanın. Ayrılığın. Varoluşmanın. Firâkın sinede açtığı yârede bir mâsum kardelen.

Ekim 2006, Ankara

Ahmet İNAM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: