S’imge : SEVGİLİ

25/12/2009

S’imge  SEVGİLİ sayımızda Türk ve Dünya edebiyatından seçilmiş 20 düzyazı ve 63 şiir yer alıyor.

AHMET HAMDİ TANPINAR

(1901 – 1962)

LEYLA

Bu akşam rüyamda Leylâ’yı gördüm
Derdini ağlarken yanan bir muma;
İpek saçlarını elimle ördüm,
Ve bir kemend gibi taktım boynuma
Bu akşam rüyamda Leylâ’yı gördüm.

Leylâ.. Elâ gözlü bir çöl ahûsu
Saçları bahtından daha siyahtır.
Kurmuş diye sevda yolunda pusu
Döktüğü gözyaşı›, çektiği ahdır.
Leylâ… Elâ gözlü bir çöl ahûsu.

Bir damla inciydi kirpiklerinde,
Aşkın ıstırapla dolu rüyası.
Bir başka güzellik var kederinde
Bir başka âlem ki ruhunun yası,
Sessiz incileşir kirpiklerinde.

KEMALETTİN KAMU

(1901 – 1948)

İRŞAD

Sevgilim güvenme güzelliğine
Senin de saçların tarumar olur
Aldanma talihin pembe rengine
Hayatın uzun bir intizar olur.

Sevgilim her insan doğarken ağlar
Çiçeklerle açar, sularla çağlar
Rehgüzâr olur bahçeler, bağlar
Nihayet isimsiz bir mezar olur.

Sevgilim baksana bir yanda gülen
Bir yanda gözümün yaşını silen
Kimi benim gibi erir derdinden
Kimi senin gibi bahtiyar olur!

Sevgilim senin de geçer zamanın
Ne şöhretin kalır, ne hüsn-ü ânın
Böyledir kanunu kahpe dünyanın
Dört mevsim içinde bir bahar olur!

AHMET MUHİP DIRANAS

(1909 – 1980)

BAHAR ŞARKISI

Titrek bir damladır aksi, sevincin
Yüzünün sararmış yapraklarında;
Ne zaman kederden taşarsa için
Şarkılar taşırsın dudaklarında.

İşlerken hülyanı sesten örgüler,
Bir çini vazodan dökülen güller
Gibi hayalinde şafaklar güler,
Buruşmuş bir çiçek, parmaklarında.

Gözlerin kararan yollarda üzgün
Ve bir zambak kadar beyazdır yüzün;
Süzülüp akasya dallarında gün
Erir damla damla ayaklarında.

Sesin perde perde genişledikçe
Solan gözlerinden yağarken gece,
Sürür eteğini silik ve ince
Bir gölge bahçenin uzaklarında.

Sen böyle kederden taştığın akşam,
Derim: dudağında şarkı ben olsam;
Gözlerinde damla ve içinde gam
Eriyen renk olsam yanaklarında.

ZİYA OSMAN SABA

(1910 – 1957)

YETİŞİR

Beni hatırladıkça
Arasıra gönlümü al
Sokakta görünce, gülümse
Yanıma yaklaş
Az elin elimde kal

Evine misafir geleyim
Kahvemi sen pişir
Taze doldurulmuş sürahiden
Bir bardak su ver
Yetişir

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

(1914 – 2008)

SEVGİCEK

Severdim
Severdim onu geceleri
Aydınlık taşlar sanki uyurdu
Sessizliğinde

Daha ötelere giderdi yeşilden
Ellerinde otlar
İnanırdı yıldızların birliğine
Mutluluğuna suyun yalazın

Öteki kuşları yaşardı
Dallar serçelerle doluyken
Yiterdi kendi aklığında
Uçsuz bucaksızdı düşü

Severdim
Düşünürdüm düşünürdüm ayrılığında onu görürken de
Baktıkça azalırdı
Öyle ince bir yüzü vardı ki

Reklamlar

Sevgili Milena / KAFKA

25/12/2009

Sevgili Milena,

Milena, Milena, Milena… Adından başka hiçbir şey yazamıyorum mektubuma. Yazmalıyım ama.. Bugün şaşkınım, yorgunum ve sensizim Milena. Biliyorum yarın da yanımda olmayacaksın. Nasıl umutsuz olmayayım? Hastayım diye altı ay dinlen ve günlerini hoşça geçir diyorlar bana.. Oysa bu süre içinde yalnızca dört gün bağışlanıyor bana. Bu dört günün salı ve pazarından yalnız bir parça, sabahlarla akşamlar da yok ediliyor üstelik ! Tam bir esenliğe kavuşamadımsa, suç bende mi, Milena? Sol kulağına fısıldıyorum bunları.. Güzel bir yorgunluktan sonra derin bir uykuya dalmışsın.. Seninle yoksul bir yataktayız, sağdan sola dönüyorsun ağır ağır, dudaklarımdan yana…

… Kimi zaman şuna inanıyorum: Birlikte yaşayamayacağız, boyun eğip yaşama, rahatça uzanıvereceğiz yan yana, birlikte ölmek için. Ama ne olacaksa senin yanında olacak . Hem, doktorun düşündüğü gibi düşünmüyorum ben.. Geçici de olsa bir esenliğe kavuşacaksam dinlenmekle olacak bu. Ama onların bildiği dinlenmeyle bir ilgisi yok, daha doğrusu, başka bir çeşit yorulmayla, seni özleye özleye iyileşebilirim belki biraz.

… Bu elle tutulamayan, bu korkunç aşkın sorumluluğunu bütün açılarıyla yüklenen biri olacağım yerde, sözgelişi odundaki, o her zaman seni görebilen, güzelliğini seyredebilen mutlu bir ayna, bir dolap olsam ne iyi olurdu: Gün boyunca izlerdim seni, koltukta oturuşunu, mektup yazışını, kalem tutan o güzel elini, dalıp giden yüzünü, uykuya dalışını… Neden mi mutlu değilim? Şu son günlerinde nasıl bocaladığını, ya da Viyana’dan ayrılmak zorunda kalışını görmek, üzüntüden yere yıkardı beni de ondan.

… Bana her gün yazma demiştim dünkü mektubumda, bugün de aynı şeyi istiyorum senden, bu ikimiz için de daha iyi olur, hem bugün daha da direniyorum bu isteğimde, ama n’olursun Milena, sen kulak asma bana, gene her gün yazmaya devam et bana, kısacık da olsa yaz, bir sözcük olsun yaz ki varlığını hissedeyim içimde. Yoksa, korkunç acılara boyun eğmek zorunda kahrım tek sözcüğünden yoksun olursam..

… Sakın üzülme benim için, bir bu eksikti Milena, benim için üzülmen… Bu elle tutulamayan, bu korkunç sorumluluk durumunu bütün acılarıyla yüklenen biri olacağım yerde, sözgelişi odandaki, o her zaman seni görebilen mutlu dolap olsam, ne iyi olurdu. seyrederdim seni hep, koltukta oturuşunu, mektup yazışını, yatışını ya da uykuya dalışını.

…”Beni sana getirecek bir yol bulmuştum, karanlıktan aydınlığa kavuşacaktım… Bu yolu umutla, sevinçle kazmış, kendimden de bir şeyler katmıştım… Bir çırpıda yüreğimle açtığım bu yolu kapatmak , ağır ağır dönmek, vazgeçmek zor geliyor biraz… Elbet yüreğim sızlar”…

… Denizin dibindeki avuç içi kadar bir yer okyanusun baskısına nasıl dayanıyorsa, sen de öyle dayanıyorsun Milena. Yaşam, rezillik aslında, bunca çirkinlik içinde insanlara dayanabileceğimi, ummazdım bugüne kadar, utanç duyardım; ama sen bir şey öğrettin bana: Dayanılmayacak gibi olan yaşam değilmiş. Beni sana getirecek bir yol bulmuştum, karanlıktan aydınlığa kavuşacaktım. Ama bir çırpıda yüreğimle açtığım bu yolu kapatmak zor geliyor şimdi, yüreğim sızlıyor.

… Sevgili Milena, “en çok seni seviyorum” diyorum, ama gerçek sevgi bu değil belki, “sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla” dersem, gerçek sevgimi anlatmış olurum belki.

Ebediyyen senin…

Franz Kafka


İLK AŞK / Cahit Sıtkı Tarancı

25/12/2009

CAHİT SITKI TARANCI

(1910-1956)

İLK AŞK

Felek ne kadar kahretse kalbimize,
Zaman zaman hatırladığımız olur,
Hangi dilber ilk aşkı tattırdı bize;
Bir bahtiyarla yaşadığımız olur.

Ah o yaz gecesi, o mehtap, o havuz!
Balkonundan gül atan cömert sevgili!
Aşkınla deli divane olduğumuz,
Sarmaşığa tırmandığımızdan belli.

Belki bugün bu yaşta tekrar olunmaz,
İlk aşk gecesinin masum yeminleri.
Fakat nerde ilk öpüşün verdiği haz?
Saadet bilmiyorum o hazdan gayri.


Hummâ-yı Aşk / Rıza Tevfik Bölükbaşı

25/12/2009

RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI

(1869-1949)

HUMMÂ-YI AŞK

Hastayım, yalnızım, seni yanımda
Sanıp da bahtiyâr ölmek isterim.
Mahmûr-ı hülyâyım, câm-ı lebinden
Kanıp da bahtiyâr ölmek isterim.

Bir olmaz emelin düştüm peşine
Vuruldum hüznünün şen güneşine
Elâ gözlerinin aşk ateşine
Yanıp da bahtiyâr ölmek isterim.

Talihin kahrı var her hevesimde,
Boğulmuş figanlar titrer sesimde,
O nazlı ismini son nefesimde
Anıp da bahtiyâr ölmek isterim.


Câme-hâb Ol Âfeti… / Bâkî

25/12/2009

BÂKÎ

(1526 -1600)

Câme-hâb Ol Âfeti…

Câme-hâb ol âfeti aldıkça tenhâ koynuna
Sanırım ebrin girer mâh-ı şeb-ârâ koynuna

Subh-dem ey fâhte bîhûde efgân eyleme
Çün girersin her gece bir serv-i bâlâ koynuna

Niçin ağlarsın felekten bilsem ey şebnem seni
Girmesen bâri hele bir verd-i ra’nâ koynuna

Dür dişin vasfında şi’rim defterin gördü meğer
Kim sadef mecmuâsını aldı deryâ koynuna

Ruhlerin şevkiyle pür-dağ etti Bakî sînesin
Bir avuç berg-i gül-i ter koydu güyâ koynuna


KAR / Metin Altıok

25/12/2009

METİN ALTIOK

(1941 – 1993)

KAR

Kar yağdı durmadan üç gün üç gece,
Tıkandı geçitler yollar kapandı.
Yalnızlığın buzdan çetelesinde
Kimseler umursamadı karı.
Yüzlerinde iğreti bir kibirle
Hep düşürmekten korktukları,
Dalıp gittiler günlük işlerine.

Diz boyu birikmiş kar içinde
Yürürdük uzatarak açtığımız kanalı,
İki kar güvesi gibi sokaklarda seninle
Anardık bütün yitik aşkları
Bu karlı kış gününde.
Güngörmüş dağlara karşı
Sımsıcak öpüşürdük sarılıp birbirimize.

-Sevgilim, yanımda olsaydın keşke!

Şölensiz, sevinçsiz yaşıyoruz şimdilerde,
Bir iğdiş ve buruşuk zamanı.
Kimsenin türküsü yok dilinde
Karşılayacak yağan karı
Coşkulu ve sarhoş sesiyle.
Bıçak açmıyor ağızları;
Acı, yalnız acı var yüreklerde.

Kar yağdı durmadan üç gün üç gece,
Yaslandı duvarlara, kapıları zorladı,
Pencerelerden baktı ev içlerine.
Kar hiç böyle kimsesiz kalmadı
Kendi özgül tarihinde.
Çıngırakların, kızakların karı
Yağdı herşeyin üstüne sessiz bir öfkeyle.

Birikti bir çamaşır ipine bile.
Saçaklardan sarktı,
Attı kendini gürültüyle yere,
Kimse sahip çıkmadı;
Yığıldı kaldı duvar diplerine.
Yalnız kuş ayakları
Bastılar incelikle göğsüne.

-Sevgilim, yanımda olsaydın keşke!

Kar var yaşadığımız günlerde.
Umutsuzluk çevremizi kuşattı,
Kıtlık kıran gündemde.
Yine de ele güne karşı,
Özenle saklıyorum yüreğimde
Sana duyduğum aşkı,
Dört yanım kar içinde.


SEVGİ-Lİ Üstüne Özdeyişler

25/12/2009



SEVGİ ve SEVGİLİ  ÜSTÜNE


Sevgi, iki yalnızın birbirini selamlaması, dokunması ve korumasıdır.
Reiner Marie Rilke

Sevgili, alan değil verendir. İyilik yapar, onurlu ve huzurludur, sade yaşamı seçer.
Leo Buscaglio

O gerçekten sevdi ve sonunda kendi kendini bulup kendisi oldu. Oysa insanların büyük çoğunluğu kendilerini kaybetmek için sevmeye eğilimlidir.
Hermann Hesse

Gül dikensiz, sevgi engelsiz olmaz.
Anonim

Bir değişimle karşılaştığı zaman değişen sevgili, sevgili değildir.
Shakespeare

İki çeşit aşka tanık oldum: Egemenleştiren ve köleleştiren. Oysa sevgili ne egemendir, ne de köle.
Balzac

Kör âşık, sevgilinin yüzündeki sivilceyi gamze görür; gerçek sevgili ise sivilcesini patlatmak için yardımını ister sevdiğinin.
J. C. Kersey

Seni candan ziyade cânânım / Sevdiğimdir, günahımı bilirim.
Fasih Dede

Sevginin ve sevgilinin kitaplara, şiirlere, şarkılara girmesi iyi oldu.
Belki de başka hiçbir yerde yaşayamayacaktı.
William Faulkner

Aşk, bir insanın tek bir sevgiliye ulaşmak ve onunla yetinmek için harcadığı çabadır.
Paul Geraldy

İnsan, sevgilisini ne kadar çok severse, ona kin beslemeye de o kadar hazırdır.
La Rochefoucauld

Olgunlaşmamış sevgili der ki: “Seni seviyorum, çünkü sana ihtiyacım var.”
Olgun sevgili ise: “Sana ihtiyacım var, çünkü seni seviyorum” der.
Erich Fromm

Sevgilinin bedenine özlem ve diğerlerine kayıtsızlık, yaşamın büyük gizemlerinden biridir.
İris Murdoch

Kişilik olmadan gerçek bir sevgiden ve erdemsiz bir sevgiliden söz açılamaz..
Hermann Hesse

Aşk, kişilere onur, ağırbaşlılık ve güzellik verir.
Bernard Shaw

Bir insanı aşkla sevdiğinizi belli eden şaşmaz bir gösterge vardır; bu da sevgili yüzünün, bedenin bütün bölgelerinden fazla tensel istek uyandırmasıdır.
Michel Tournier