GÜLDÜR GÜL.. / Hatâyî

14/12/2009

GÜLDÜR GÜL…

Bugün ben pirimi gördüm
Pirin eşiği güldür gül
Eğildim yüzümü sürdüm
Pirin eteği güldür gül

Gülden terazi yaparlar
Gülü gül ile tartarlar
Gül alırlar gül satarlar
Çarşı pazarı güldür gül

Gülden değirmeni döner
O nun ile gül öğünür
Akar arkı döner çarkı
Bendi pınarı güldür gül

Gel ha gel ha can
 Hatâyî
Dostun nefesi güldür gül
Şu öten garip bülbülün
Derdi figanı güldür gül

HATÂYÎ


ESTİ BAHAR YELİ… / Âşık VEYSEL

14/12/2009

ESTİ BAHAR YELİ KARLAR ERİDİ

Esti bahar yeli karlar eridi
Kubarmış dağlarda kar çiçekleri
Kavlettim yâr ile ahdim var idi
Birlikte dermeye mor çiçekleri

Baharda coşarsa bu ulu toprak
Vücuda getirir her türlü yaprak
Al yeşil giyinmiş dağlara bir bak
Besleyip büyüten yer çiçekleri

Yürümüş güzeller helke kolunda
Sivr’alan köyünde yayla yolunda
Devşirmiş bağlanmış top top elinde
Kokular koynuna kor çiçekleri

Ah senin elinden çektiğim çile
Söyleyip ismini düşürmem dile
Bülbül figan eyler kırmızı güle
Sakın incitmesin har çiçekleri

Veysel’in derdini yazmışlar başta
Beni yakıp sen kızınma ataşta
Yanakta güllerin fiyatı kaçta
Satmaya getirmez yar çiçekleri

Âşık VEYSEL


S’imge : ÇİÇEKLER

14/12/2009

S’imge : ÇİÇEKLER Sayımızda Türk ve Dünya Edebiyatından Seçilmiş 18 Düzyazı ile 73 Şiir Yer Alıyor.

BAHÇELERDEN UZAK

İstemem artık ışık, râyiha, renk âlemini,
Koklamam yosma karanfille, güzel yâsemini.

Beni bir lâhza müsâit bulamaz idlâle,
Ne beyaz bâkire zambak, ne ateşten lâle.

Beklemem fecrini leylâklar açan nîsânın,
Özlemem vaktini dağ dağ kızaran erguvanın.

Her sabah başka bahâr olsa da ben uslandım,
Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım.

Yahya Kemal BEYATLI

LEYLAKLARINI ANLATIYORUM

Leylak getiriyorsun bana güneşli bir gün
Onu saçlarından topladığın belli
Bir leylak bahçesisin karşımda

Böyle kucağında kalsa daha iyi
Bir vazoya bırakıp gidiyorsun
Sen gidiyorsun leylaklar kalıyor mu sanki
Önce renkleri gidiyor arkandan
Nesi varsa gidiyor soyunarak

Her vazoya baktıkça karşımdasın ne tuhaf
Her kokladıkça dönüp dönüp geliyorsun
Düşünceler gibi filizleniyorsun gün geçtikçe
Yaprak yaprak gelişiyorsun
Leylak leylak bakıyorsun gözlerimin içine
Ölümsüz bir mevsim oluyorsun

Rıfat ILGAZ


SANA BİR ÇİÇEK

Sana bir çiçek veriyorum
Zor günlerin çiçeği
Karanlıkta açan.

Sana bir çiçek veriyorum
Özgürlük çiçeği
Solmayan
Durmayan
Çoğalan.

Bir çiçek ki
Sevdikçe güzelleşir insan!

Sana bir çiçek…

Orhon Murat ARIBURNU


GÜLÜN KANINDAN

gülsuyu, gülün kızkardeşi özbeöz
bir buğu olarak tenlerde uçuşan

gülyaprağı, gülün çocuğu özbeöz
yaşarmış gibi hep kendi okşanan

güldalı, dikenli ama güllü
ince dirençli ve kahraman

yeni bir soydandı yepyeni
kendi mezarında kendi açan bir güldü ilhan
sabah da kırmızı akşam da kırmızı
hep kırmızı kalacak solmadan

evet “süslü püslü ve şık bir bayan”
en güzel reçelleri yapıyormuş gülün kanından

Turgut UYAR


BEN GÜL VE ZAKKUM

Yüreğimden çıktım yola;
Gül de geldi, zakkum da,
Peşimizsıra acı,
Ben, gülü, zakkumu
Yolboyu kanata kanata

Az gittik, uz gittik;
Geldik bir başka yüreğin
Nasırlı kıyılarına.
Ben, gül ve zakkum
Peşimizdeki arsız acıyla.

Zakkum acıdı için için,
Gül kendini yele verdi
Savruldu havaya.
Ben bir boşluğa düştüm;
Düşerim, düşerim hâlâ.

Ve acı kalakaldı ortada;
Nasırlı bir yüreğin
Duyarsız kıyılarında.
Yalnız, yapayalnız;
Yandı bitti, kül oldu…

Biliyorum bu şiirden
Pek bir şey anlamadınız;
Kimse ermedi muradına.
Ben, gül ve zakkum
Hesaplaştık acıyla.

Metin ALTIOK


BİR EFLATUN MENEKŞE

sevdalı bir menekşe
tanırdım
eflatun
özgürlükte açan.

başkasının sevinci
onun da sevinciydi

inci kolyelerle
süslü
boynuna hiç
ölüm yakışmazdı ki.

geceleyin, kuş uçar
uyanır
menekşe
sanki kapısı çalan
onunki.

sevdalı menekşem
hercai eflatunum

üzgünüm

seni ben
soldurdum

seni ben öldürdüm

bir saksı yaparak
yaşadıklarımızdan.

Behçet AYSAN

MOR ÇİÇEK

Nerden buldun sen o rengi mor çiçek,
Çıkmışsın kayaların arasından cilveli, nazlı.
Kız çiçek kaparlar seni kurtlar, sırtlanlar
Kaparlar da koparırlar öperler.

Çarşafa gir, börtü böcek görmesin, en karasına
Morunu ört, yeşili ört, güzelliğini…
Sok zindana düşünceni duygunu…

Nerden buldun sen o rengi mor çiçek.

İnci ASENA


KOKU

Kışı bekliyorum, nergis çiçeğini.
Onunla oamak için, seni.

Sina AKYOL

SERVİ / GÜL

Acı yeşil bir orman servinin içi
ne çıkar kopkoyu kırmızıysan gül!

Ne gül uzak serviye
ne servi sanıldığı kadar uzun
gül yanıyor,
yaza dokunacaklar birlikte
ağzının kenarından okunan
ipeksi bir hatırası olacak gülün de.

Servi gecenin ortağı; acı kül
gül bir güneşle yıkanmış, gündüz
demiyor, gece demiyor, açıyor
sana bir hayal bıraktım, servi
senin ışığına âşığım, gül.

Birhan KESKİN


SEVGİLİNİN AY YÜZÜ

Bir çiçek bahçesidir sevgilinin ay yüzü
;
Her beni mor menekşe, saçı mis kokan sümbül,
Yeni açmış nergistir baygın bakışlı yüzü,
Yanağı kızıl lâle ve dudağı gonca-gül.

İlk aşk orda uç verir çuhaçiçeği ile,
Hanımeli çok gizli bir ilişkiye girer,
Karanfil, bu umutsuz aşkı körüklese de,
Fulya çiçeği gelir ve dostluk sona erer.

Çiçeklerin rengidir hayatı güçlü kılan.
Kırmızı için çılgın küpeçiçeği derler,
En güzel anıları mavide yaşar insan,

Beyaz masumiyeti, mor kudreti belirler.
Ey aşk! Kendi rengini gizleme artık sen de,
Güzel çirkin demeden bu çiçek bahçesinde!

Ahmet NECDET


“O Şarkı” ve “O Büyük Kuşlar” / Selahattin BATU

14/12/2009

SELAHATTİN BATU

(1905 – 24 Mayıs 1973)

O ŞARKI

Hani bir akşam seninle,
Önümüz köpük köpük engindi.
Ağırdan, en güzel sesinle
Bana bir şarkı söyledindi,
O şarkıyı istiyorum senden…

Yine başını göğsüme bırak,
Kollarım bir daha seninle dolsun.
Yine o yarım bakışlarla bak bana,
Kirpiğini gökle aralıyarak,
Hat›rl›yor musun?

Yarı bulutlara, yarı gözlerime dalıyordun
Tadılmamış bir arzuda…
Yine, o şarkıyı istiyorum senden,
O bitmiyecek şarkıyı.

O BÜYÜK KUŞLAR

O büyük kuşlar ki susarlar,
Dalıp sükût denen derine.
Seyrederler ovayı kayalardan,
Çekilip içlerine.

Onlar ki bulutlarda gezerler,
Bitmeyen ışıklarda yüzerler.
Değerler sırmadan kanatlarıyla,
Ağaran tan yerine.

Şakımazlar dallarda o kuşlar,
Taşıyan onları rüzgâr rüzgâr
Kayalar gibi koparak kayalardan,
Uçarlar uçarlar sevinçlerine.

O büyük kuşlar ki, susarlar, sonsuz,
Çekilip içlerine.


İYİLİKLER GAZELİ / Haydar Ergülen

14/12/2009

İYİLİKLER GAZELİ

aşkın yerini iyilik aldığı zaman
inanırım beni sahiden sevdiğine

yağmurun yerini kuşlar doldurduğu zaman

az kuşlar onlar iyi kuşlar
kanatlarından büyük merhametleri var

şiirin yerini sakinlik aldığı zaman

ayrı ayrı daha mı çok yakışıyoruz birbirimize
siyah-beyaz resimlerde ahşap avuntu

sözlerin sokaklar gibi kavuştuğu zaman

soğuk devlet, soğuk gece, arkadaşlarım nerde
ah, ölüme mi indiler henüz hayata çıkmadan

Ömer’in adı Ali diye söylendiği zaman

yaprakların evi var, Allah’la komşu
rüyasız çıkıyoruz çok katlı mağaralardan

aynada bir çocuk, bir daha, ne zaman ne zaman

Haydar ERGÜLEN


KİLİM / Behçet Necatigil

13/12/2009


“Ölümden sonra da söyleriz”
Behçet Necatigil

KİLİM

Kilimde incir çekirdekleri –parlak, pahalı
Elmaslar yerine çekirdek– süs, avunma.
Hatta soluk, ucuz boncuklar olabilirdi,
–Cam boncuk, incir çekirdekleri – süs, avunma.
Gezdir parmaklarını: Pürtük! Çünkü üzüm çöpleri…
Aptallığımızdan kalma üzüm çöpleri, armut sapları.

Ama biz dokuduk bu kilimi, eh bir dereceye kadar!
Değil ele güne çıkacak, değil asılacak duvarlarda.
Çiğnenir –çok çiğ çağ– ayaklar altında yabansı.
Sağlam olabilirdi, saplar aldattı bizi:
Üzüm çöpleri, armut sapları, çekirdek, çok çiğ
Önceden düşünemedik, çok çiğ çağ!

Renkler, oldu bir kere, geçti, renkler…
Düşünmek gerekli başlarken, sen buna
Renk mi diyorsun? Ben serin–mavi
Ismarlamıştım sana sıcak çaylar yanında.
Çok çiğ çağ. Çaldılar. Çıplak. Mavi, ama bu
Kan oturmuş tırnaklardaki mavi. Geçti.
Geçti, sökülmez, dokundu, sırıtır boşluk, ben sana…

Sakladığım baharlar nerde bu kilim için,
Nerde yıllarca önce, ben sana…
Ne yaptın baharları, baharsız çok çiğ, topraklarda…
Çok çiğ çiçek –hiç yok– hani bu kilimde?
Hani beyaz, beyaz, beyaz… Beyazları ne yaptın?
Çok çiğ bu kızgın yaz, çiğ bu karakış!
Bari biraz kışlarda… Çıplak, çok çiğ!
Çok çiğ bu çığlık, bu en bol renk: Kara! Ben sana
Hiç kara koyma demiştim, nerden düştü, çok çiğ
Paslı borulardan katran, soba zifiri…
Sonra eski patiska perdeler gibi solgun ve sıska
Parmaklarda kirli tütün sarısı.
Çok çiğ kesik öksürük, çiğ çatlak çağıltı…

En güzel renk mi, çok az! Eğreti, kaçamak, belki!
Belki kimi gecelerde ekleme
Sevinçlerden gelme çağla yeşili –Yanlış
Eğrelti otlarının yitik yeşili yani,
İki başlı kartalların ölü gözlerinde–
–ki belki– çok az!
Sonra çok az pembe, işe giderken ayrılışlarda
Kimi günler bir süre hani ayaküstü
Çekingen bir gülüş, çekingen çok çiğ çevre
Pörsük pembe, solgun güllerde, belki biraz!

Heyy! Bu kilimdeki bu bir sürü merteğin
İşi ne? Çok çiğ! Kendi gözümüzde
Çöpler vardı, karartmış önümüzü.
Çöpler, yeterdi kilimde, bol –çok, çiğ, çağ–
Ama onlar mertek, doğru, çok çiğ!

Gözlerinin dalışı bile çok çiğ, çünkü…
Çünkü hançer nakışlarda bu çılgın çağrı,
Bu çürük iplik, bu ensiz atkı,
Bizim!

Behçet NECATİGİL


MISIR DÖNÜŞÜ / Oktay Rifat

13/12/2009

MISIR DÖNÜŞÜ

Doldur kadehimi Hasan Can! Güneşe
Tutsam derimi, ısıtmıyor. Bu mintan
Kefenden daha soğuk! Versem ateşe
Girit ve Rodos’u, kızoğlankız, civan

Kırk Macarlı odalık, bel, kasık, meme,
Dizsem karşıma, nafile! Ne Çaldıran,
Ne Şam, Mısır, su serpmez yavuz gönlüme,
Bir çeki taşı gibi üstümde Zaman

Ve soyulmuş etimde bin sırtlan anı.
Varın gidin cellata, vurulsun boynu
Yunus vezirimin! Hasan Can, şarap koy

Ki dönsün fırıl fırıl yer gök ve saray,
Arap, acem mülkü bütün, diyar-ı Rum!
Ayna tut, yüzümü görmek istiyorum!

Oktay RİFAT


Kul Olayım Kalem Tutan Ellere / Pir Sultan Abdal

13/12/2009

KUL OLAYIM KALEM TUTAN ELLERE

Kul olayım kalem tutan ellere
Kâtip ahvalimi yaz yâre böyle
Şekerler ezeyim şirin dillere
Kâtip ahvalimi yaz yâre böyle

Allahı seversen kâtip böyle yaz
Dün ü gün ol şah’a eylerim niyaz
Umarım yıkılır şu kanlı Sivas
Kâtip ahvalimi yaz yâre böyle

Sivas ellerinde sazım çalınır
Çamlı beller bölük bölük bölünür
Ben dosttan ayrıldım bağrım delinir
Kâtip ahvalimi yaz yâre böyle

Münafıkın her dediği oluyor
Gül benzimiz sararuban soluyor
Gidi Mervan şâd oluban gülüyor
Kâtip ahvalimi yaz yâre böyle

Pir Sultan Abdal’ım ey Hızır Paşa
Gör ki neler gelir sağ olan başa
Hasret koydu bizi kavim kardaşa
Kâtip ahvalimi yaz yâre böyle

Pir Sultan ABDAL


YAN YANA BAŞLARIMIZ / Oktay Rifat

13/12/2009

YAN YANA BAŞLARIMIZ

Yan yana başlarımız yastığın üstünde,
Neyi seyrederiz gözlerimiz yumulu!
Yaklaştır kuşlarını uçurmuş yüzünü,
Tut yüzüme ve avuçlarıma uzan ki,
Ey kısır ayna, yalnızlığımın benzeri,
Büyüsün memelerine kurduğum yapı!

Bir değirmen döner aramızda. Uğuldar
Kanatları gecemde, gıcırdar ipleri.
Süzülürüz, dalgın, zaman dışı düzlükte.
Bir kente varır yol: köprüsü var, geçilmez,
Otları var, biçilmez. Acıdır suları,
Bir tas içilmez. Bilinmez haritada yeri.

Buluruz, kaybederiz, yeniden yaşarız.
Uyuruz çok kollu, çıplak tanrılar gibi.
Yanaşır borda bordaya gemilerimiz,
Sıçrarız. Biz miyiz, yoksa başka biri mi!
Böyledir o, soy kısrak, silkinir ve koşar
Güneşe, bilenmiş bıçaklarıyla diri.

Yan yana başlarımız yastığın üstünde.
Açmış ellerini umutlara, bırakmış.
Yüzer saçlarının gölünde dudakla diş.
Unutulmuş bir bacak bulurum kumsalda
Düşlerle kıpır kıpır. Gündüzden biçtiği
Çavdarı öğütür, döndükçe değirmeni.

Oktay RİFAT


AÇIK / Behçet Necatigil

13/12/2009

30. Yıldönümünde Saygılarımızla

BEHÇET NECATİGİL

(1916 – 13 Aralık 1979)

AÇIK

Geceleri korkulu yollara gittiniz mi
Biz çok şeyi vakit yok pek kısa geçiyoruz
Limanda bilinen gemiler oysa açıklardadır
Kullanırız bir sözü ama hangi anlamda?

İnsan duyar bir yerde birdenbire uyanıp
Bir elin bir ışığı neden söndürdüğünü
Yandaki odalarda her zaman hasta vardır
Sağır duvarlarda eski inilti
Şiirlere üşenmemiz bir yerde iyidir
Hiç işittiniz miydi?

Bir top çizer havada, uzunca bir eğri
Ayağına, belki kader, geçmiş gün, bir kadının
Düşer bir karanfil.. (neyse kısa keselim)
Soğurken bir ölü, çok ince bir eli
Tutup ısıttınız mı?

Aşınmış tahtaları kim yeniler gelince
Döner azdan başımız, sonra uzar ıssız kır
Bir bizdik san sen, oysa gelir hep biri
Kurar yeni barınak kullanıp aynı taşları
Yani ne mi diyorum, çok kurak tarla
Çünkü asıl şiirler bekler bazı yaşları.


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 167 takipçiye katılın