LETE / Baudelaire

03/01/2010

Charles BAUDELAİRE


LETE *


Göğsüme gel, sen acıma bilmez, sağır can,
Tapılası kaplan, aldırışsız ifrit, gel;
Gönül ister ki titrek ellerim şu tel tel,
Derin yelenin içine dalsın bir zaman;

Senin rayihanla dolu eteklerine
Acılı başım gömülüp kalsın isterim,
Yok olup giden sevgimin koklasam derim
Tatlı küf kokusunu derinden derine.

Ölümden daha tatlı bir uykuya varsam !
Uyuyuversem ! benim neyime yaşamak
Yüreğim titremeden, bakır gibi parlak,
Pürüzsüz tenini öpüşlerimle sarsam.

Dingin hıçkırıklarımı boğup yutacak
Tek yer senin kucağının uçurumudur ;
Ağzında hep o yaman unutuş durur
Ve öpüşlerinden Lete boşanır ancak.

Yazgıma, ki bütün zevkim oldu şimdiden,
Boyun eğeceğim sonuna dek saygılı;
Uysal kurban, işlenmemiş suçtan yargılı,
İşkencesi coşkusuyla daha artan ben,

Kurtulurum elbet çektiğim bu azaptan,
Nepentes*ler, baldıranlar emerek bütün
O güzelim uçlarından dimdik göğsünün,
Ki altında yürek olmadı hiçbir zaman.

* Le Lethe: Cehennemdeki ırmaklardan biri. Suyundan içen ölüler acılarını ve yeryüzü zevklerini unuturlarmış. (Unutmak’tan türemiş ailegorik bir tanrıçanın adı, Hesiodos’a göre kavga tanrıçası. Eris’in kızı.)
* Nepentes: Eski Yunan’da üzüntüye, karasevdaya iyi geldiğine inanılan bir ilaç.

Türkçesi: Sait Maden


GÜNEŞ SAATİ / Ahmet Erhan

03/01/2010

GÜNEŞ SAATİ

Bu nemli, bu bunaltıcı gecelerde, penceremin
Önündeki dallardan bir kafes örerim kendime
Güneşli günlere doğurmuş anam beni, neyleyim
Gökle denizin seviştiği yerlere gün boyu
Bıkıp usanmadan bakmam için, evime mavinin
Bütün tonlarında perdeler astım sevdiğim
Gece, düşlerde sürdüreyim diye bu yolculuğu
Bir güneş saatiyim ben kendi halimce
Bir günebakanım belki de, doğudan batıya dönerim
Alnı gökyüzüne dönük bir güneş çocuğu…
Bu karanlık, bu ıssız gecelerde
Yıldızları bir küpün içinde toplayasım gelir
Benim güneflim bir birikimdir belki de
Yıllarla, aylarla, günlerle açıklanabilir
Mutluluk, onun gözünün içine bakmaktır sevdiğim
Onu bir simge kılmaktır, bir ad vermektir
Ben güneş dedim ona, sen su de, çiçek de
Aksın ömrün yeter ki doğayla birlikte…

Ahmet ERHAN


MİSAFİR / Cahit Sıtkı Tarancı

03/01/2010

MİSAFİR

Bir gece misafirim olsan yeter,
Dolar odama lavanta kokusu;
Soğur sevincinden sürahide su.
Ay pencerede durup durup güler.

Havva kızlarının en dilberini
Görsün diye aya karşı soyunsan!
Okşasam, öpsem, koklasam bir zaman,
Vücudunun ürperen her yerini.

Teneffüs eder gibi seviştikçe,
Doğacak çocuğum aklıma gelir;
Şiir söylerim saadete dair,
Odama misafir olduğun gece.

Cahit Sıtkı TARANCI


YANDIM ELİNDEN / Ahmed Paşa

03/01/2010

AHMED PAŞA

(? -1497)

YANDIM ELİNDEN

Ey fitnesi çok kavli yalan yandım elinden
Bir nâz ile bin gönlüm alan yandım elinden

Sen şem’i gibi gayr ile mecliste gülersin
Ben akıtırım yaş ile kan yandım elinden

Ney gibi delindi ciğerim aşkın elinden
Her dem ederim âh ü figân yandım elinden

Yandı dü cihan âteş-i âhımla ve lâkin
Ben senin eyâ şâh-ı cihan yandım elinden

Sol sunduğun âteş midir ey sâkî bana kim
Sen aldın ele câm hemân yandım elinden

Her har ile sen sohbet edersin dün ü gün ben
Derdin ederim mûnis-i can yandım elinden

Ahmed çeke çevrini ve lütfûn göre ağyar
Ey şefkati az şâh-ı cihan yandım elinden


KAÇMA MARAL KAÇMA… / Kâtibî

03/01/2010

 KÂTİBÎ

(17. yy.)

KAÇMA MARAL KAÇMA…

Salınarak yürü ceylan kuzusu
Kaçma maral kaçma avcı değilim
Seni sevmek imiş başım yazısı
Kaçma maral kaçma avcı değilim

Mecnun gibi yaslanacak dağım yok
Bülbül gibi şakıyacak bağım yok
Tuzağım yok kurulacak ağım yok
Kaçma maral kaçma avcı değilim

Yadlara sevdiğim sinen açarsın
Ağyarın elinden bade içersin
Ahu gözlüm benden neden kaçarsın
Kaçma maral kaçma avcı değilim


OKUL DIŞI / Sabahattin Kudret Aksal

03/01/2010

OKUL DIŞI

Bakın şimdi şu sayacağım şeylerin
Okulu yok.
Gökyüzünde rastgele bir bulut parçası için
Körükörüne tutkunluğun,
Ağacın birine durup dururken abayı yakmanın,
Sigara içmekten
Kibrit çakmaktan alacağınız keyfin,
Okulu yok.
Yaz geceleri cırcır böceklerini
Dinlemeyi bilmenin de okulu yok.
Okulu yok ekmeği peyniri domatesi
Küçümsememenin,
Sözün sazın oyanın yazmanın,
Halisini seçmenin,
Daha buna benzer nice
Nice şeyin okulu yok.
Ama dilerseniz hepsini öğrenebilirsiniz.
Biraz çaba,
Yeter

Sabahattin Kudret AKSAL


NE FAYDA! / Enver Gökçe

03/01/2010

NE FAYDA!

Sen benimsin,
Ciğerpârem, sevdiğim
Gülden ağır
Söylemem sana!

Saçlarına
Kızıl güller takayım
Salın da gel,
Bir o yana
Bir bu yana!

Meğer
Müşkil işmiş hürriyet
Savunmayla yetmiyo
Bir başka sevda!

Telden
Demirden geçsen
Mapusu delsen
Ne fayda!

Enver GÖKÇE


SEVGİLİ BİR BELÂ / Ahmet İnam

03/01/2010

SEVGİLİ BİR BELÂ


Ağır, sevgili çok ağır. Sırtımda yumurta küfesidir, durur. Yıldızlara bakınca görürdüm eskiden, şimdi kısa güz ikindilerinin ışığıyla vuruyor bana. Aydınlığı yumuşacık, karanlığı hüzün.
* * *
Uçurumun dibinden sesi geliyor. Görünmüyor, eksik gözüm. Sevgiliye çıkılır derdim, eskiden, aşkın kanadıyla. şimdi dipsiz feryatlara iniliyor. Bacaklarının arasında değil sevgili.
* * *
Büyük belâ, çok büyük. O sevgili denen. Güvercindim, tutardı, avucu yüreğimde. Güvercindi, özgür, serseri, mağrur. Şimdi beni yırtıp alıyor kendimden.
* * *
Sevgiliyi keşif, keşiflerin düğümü. Omuzlarımda sevdâ güğümü. Söz damlayan şerbetinden yudum yudum içirdiğim, tenine hiçliğimi geçirdiğim. Sevgili denen belâ. Çok büyük belâ.
* * *
Hâlâ o serin rüzgâr saçlarında, binlerce yıl ötesinden geldim sana. Aşk doğanın bir oyunu mu? Söyle bana. Hormonlarımı karıştıran beynim. Üreme kızgınlığı mı, yüreğimdeki âteş? Ne oluyoruz, kim itiyor? Çırpına çırpına sürüklendiğim akıntılara? Kimdir dilini çıkaran, uykusuz gecelerde samanyolundan?
* * *
Aşkın enâyisi olmayacağım demişim yıllarca, sevgilinin dangalağı. Şimdi hem enâyi hem dangalak. Sevgili bir belâ. Çok büyük belâ.
* * *
Aşk salağı oluver gitsin, bırak kendini. Aklın cenderesi, onun bunun kelepçesi. Ben aşk denen budalalığa, göğe uzanan görünmez merdivenle tırmanıyorum, bataklığın üstünden. Kırlangıçların kanatlarına bakarak. Aşktan korkan böyle olsun mu? Olsun. Peki ama niye düşlerimde gördükçe sevgiliyi dudaklarım uçukluyor?
* * *
Kudurduğum değil sevgili, içinde durduğum. Yıllarca duygularımın harmanında savurduğumdur o. Aklımın mutfağında yoğurduğum. Sık sık ölü doğurduğum. Sevgili işçisiyim. Ağır emekçi. Düşünüp düşünüp başımı duvarlara vurduğum. Sevgili bir belâ. Çok büyük belâ.
* * *
Bilirim sevgili bana dünya cehennem olsun diye indirilmiştir. Yeryüzünden. Gökyüzünden. Olmuştur. Olmaktadır. Bacımdır artık cinnet.
* * *
Düş çekimi. Söz ekimi. Yârsın bildim ellerinden, biri okşuyor başımı, biri boğazımı sıkıyor.
* * *
Sevdanın hoyrat trafiğinde, sevgili çarptı bana. Bacaklarının arası nasılsa boştu.
* * *
Sevgili bir belâ. Çok büyük belâ: Biz de ona. Biz de ona.
* * *
Belâ girdâbına kapılmaktan korkan, yozluğun sıkıntının, tatsız tutsuzluğun yeliyle gâfil.
* * *
Kemirsin yüreğimi aşk. Kılsın belâlara müptelâ beni. Sevgilim, başımın belâsı, kanatanım. İnciten. Seni sevmekten gayri çârem yok.
* * *
Allah herkese sevgili bir belâ versin. Öyle değil: Bu dünyada rahat yüzü görmeyesin. İnim inim inleyesin, Allah sevgili versin, Allah sevgilini!
* * *
Kimin sevgilisinde belâ, püsküllü? En büyük sevgili onundur. Püskülüne bu yazı kurban olsun.

Aralık 2006, Adana

AHMET İNAM


BAHAR HANIM / Engin Turgut

03/01/2010

BAHAR HANIM

Engin Turgut

“caz ve kadın” resim sergisi, 8-24 ocak 2010 “Cemal Süreya’nın anısına”