SÖZCÜKLER VE DİL / Naime Erlaçin

SÖZCÜKLER ve DİL


Sözcükler bir dil oluşturmakla kalmaz. Onların da kendilerine has ve evrensel bir dilleri vardır. Sözcükleri bozmak, anadili kaybetmekten de öte bir şeydir. Bu aynı zamanda, yüzyılların eleklerinden süzülerek gelmiş tarihsel mirası ve nadide bir güzelliği hoyratça hırpalamak anlamına gelir. 

Arapça, Farsça, Kürtçe, Türkçe, Fransızca, Latince, vs. olmaları hiç fark etmez. Asıl olan onların ne anlatmak istediğidir. Budanır veya değişime uğrarlarsa eğer, yüklendikleri anlamı bize taşıma özelliğini tümden yitirirler. Onlar yok olurken, bilgi eksilir ve sonuçta biz çoraklaşırız. Sayılar ve dili oluşturan harflerle sözcükler bütün şifrelerin anahtarı olduğuna göre, bu durumda tek bir harfin kaybolması bile çok önemlidir. “Sıfır”ın kaybolması gibi bir şey bu… 

Düşünsenize “sıfır”sız ne yapardık biz? Sözcüklerden şapkaları kaldırmaya benzemez bu iş. Başta iletişim ve finans sektörü olmak üzere pek çok iş alanı çökerdi. Dilde ise çöküş daha sessizce ve derinden gerçekleşiyor. Ve bir gün, önünde sonunda gümbür gümbür patlayacak. 

“Sergüzeşt” ve “macera” eşanlamlı olabilir mi hiç? “Enkazlar, eşyalar, malumatlar, talimatlar’, ki bu sözcükler ler-lar takısı almadan da çoğuldurlar ve günümüzde yanlış kullanımdalar. Veya ‘mütevazı’ yerine ‘mütevazi’ denilebilir mi? Paralel yerine ‘mütevazi’ kullandığımda – ki doğru bir kullanım şeklidir bu – insanların nirengi noktaları ne olacak peki? “Tevazu”yu mu anlayacaklar, yoksa geometrik bir terimi mi? Dilin yanlış kullanımından kaynaklanan müthiş bir kavram kargaşası var ortalıkta. 

Burada bir cinayet işleniyor, haberiniz ola! 

“Melâl”i çöpe atarsam, Haşim’i nasıl kavrar; “giryan” ile vedalaşırsam Tevfik Fikret’le yarenliği nasıl sürdürebilirim? 

“Hüzün’ (hüzn) e ne demeli peki? Onsuz, bunca kültürün acılarla yoğrulduğu; her karışında derin izler bıraktığı bu topraklar ve onun insanının gam yükünü, elemi nasıl açıklar; bırakınız açıklamayı, kendi kuşağımın asli görevi olan kültür aktarım işlevini nasıl yerine getirebilirim? Sözcükler ve anadili katlederken, gençlerin canına nasıl can katarım sonra? 

Çirkin ve niteliksiz ‘Amerikanca’ çeviri örneği olan “üzgünüm” yetmiyor böyle durumlarda. ”Müteessir” lazım bana ki, duygulanıp etkilendiğimi; hüzünlenip kederlendiğimi ifade edebileyim. Ve böylece; 

“Hayatı bence teessürdür eyleyen ispat 
Taayyün* eyleyemez nevm** içinde reng-i hayat” 

…diyen Fikret’e hem ulaşıp, hem de aynı zamanda genç kuşaklara ulaştırabileyim. “Çimmek” ve “çemkirmek” sözcüklerini günümüzde kaç kentsel kökenli, eğitimli kişi biliyor dersiniz? Bilmiyorlar tabii… Öğretmedik onlara. “Dahi” anlamındaki “de” ve “da” ların ayrı yazılması gerektiğini bile öğretememişiz ne yazık ki! 

Peki, biz eski kuşaklar nasıl koptuk dilimizden? Yolu açmış olmalıyız ki, arkamızdan gelenler olmuş. Onu da kısmetse bir başka zaman konuşuruz dostlar.

Siz düşünmeye başlayın hele… 



* taayyün: meydana, ortaya çıkma 
**nevm:uyku, rüya 

(20 Haziran 2003) – ‘Gençler İçin Denemeler’ Dosyasından…

Naime Erlaçin

One Response to SÖZCÜKLER VE DİL / Naime Erlaçin

  1. Raşit Anaral dedi ki:

    Naime Hanım,yazınız çok güzel.Teşekürler,tebrikler…Bazı cümlelerinizin uzun oluşu bence doğru değil.Edebiyatta uzun cümlelerin savunulmasını da doğru bulmuyorum.Hem daha çok virgül hem noktalı virgül kullanılması da okuyucu için uygun değil.Üstelik yükleme geldiğimizde özneyi de hatırlamakta güçlük çekiyoruz.Neyse, geçelim bunları! Dil hakındaki görüşlerinize tamamen katılıyorum.Bunun sebebinin asıl sorumlusu TDK’dır.
    Düşünün, bir genç eğitim için okula gidiyor ve sizin bahsettiğiniz kelimeler okuduğu kitaplarda yok.Nasıl öğrenecek? Hadi,diyelim bazı kültürlü aileler çocuklarına kendi imkanlarıyla bazı kelimeleri öğretti.Peki,bu yeterli mi?
    Ben gazetede TDK’yı suçlayan yazılar yazdım.Ancak,aydın geçinen insanların (istisnalar hariç) hiç birinin TDK’dan şikayetine raslayamadım. Bu konuyu çok düşündüm,bir türlü çözemedim… Sanıyorum,yapılmak istenen farklı bir Türk tipi yetiştirmek. Müslüman, ama dinin kurallarını uygulamayan;modern, ama dış dünyaya kapalı. Yerel milliyetçi ve merkeziyetçi bir tip.
    Ergonokoncuların bu işte parmağı olabilir mi diye de düşündüğüm oldu.İttihatçılar’dan bu yana böyle bir gelişme devam ediyor. Özellikle halktan izinsiz kelime kaldırıp,yeni kelimeler üretmek bir hatadır.Türk dil kurumu hala geniş bir sözlük bile üretememiştir.Her sene sözlüğün kabuğunu değiştirip basıyor.Üstelik,bir sürü eksikleriyle.Dildeki kelimeleri bile izah etmekten aciz… Kelimeler için yeterli açıklama yapmadan geçmiş yazarlardan örnekler veriyor.Açıklama yapamaz, çünkü bu işler büyük çalışma yükü getirecektir.Harf sıralamasının bile yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.W ve Q harflerinin de devreye girmesi lazım.Kısacası beyler çalışmıyor.Kafalarından salladıklaarı kelimeleri ısrarla okullara ve resmi kurumlara dayatıyorlar.
    Zamanınızı aldım,özür dilerim.
    Selam ve saygılar sunarım.
    Raşit Anaral……..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: