AK AYDINLIĞI AKLIN / Sabahattin Kudret Aksal

21/01/2010

Sabahattin Kudret Aksal


AK AYDINLIĞI AKLIN

Sen gecenin güne döndüğü vakitte
Su yüzünde biçimlenen
İlk ışık parçası
Beni koyup gitme

Taze yapraklarından kocamış ağacın
Düşen çiğ tanesi
Su kokusu
Duru sessizliği ormanın

Uyanan insanın
Yüzündeki gülümseme
Yaşama dileği
Yatağından doğrulanın

İlk süprülen sokak
Açılan kapı
Kalkan pencere
Uğultusu başlayan günün

Atılan her adımda
Gittikçe hızla gittikçe deli
Gittikçe tutulmaz
Vuruşu yüreğin
Sen mutluluğu uçan kuşun
Yüzen balığın
Dolan yemişin
Sereserpe ovanın

Daha beter maviye
Çalan mavinin
Yeşile alabildiğine susamış
Koşan yeşilin

Çılgınlığı dileklerin
Umutların atılışların
Sevdaların
Karşı konmaz tutkuların

Tadı bir yudum suyun
Yüzüme değişi havanın
Getirdiği dirilik
Güneşin bedenime

Beni koyup gitme özsuyu ağacın
Yürüyen kökten gövdeye
Gövdeden dallara doğru
Yaprağı aydınlatan

Hayvanın bacağındaki çeviklik
Işık gözündeki
Dön dolan damarlarımda
Duyur etkini

Beni koyup gitme
Sen ak aydınlığı aklın


AYDINLIK ve AYDINLAR ÜSTÜNE ÖZDEYİŞLER

21/01/2010

KARANLIKTAN YAKINIP SIZLANACAĞINA
NE OLUR, BİR MUM DA SEN YAKSANA!
KONFÜÇYÜS

Çevrenize ışık saçın, karanlığın bir anda yok olduğunu göreceksiniz.
ERASMUS

Bir yazarı karanlık olmakla suçlayan kişi önce kendi içine bakmalı,
acaba çok mu aydınlık?
Çünkü alacakaranlıkta çok okunaklı bir yazıyı bile sökmek imkansızdır.
GOETHE

Aydınlanmadan çok söz ediliyor, daha çok ışık isteniyor.
Tanrım, ya insanların gözleri yoksa,
ya da gözü olanlar gözlerini bile bile kapatıyorsa, onca ışık neye yarar.
LICHTENBERG

Yeryüzünde günışığına layık olmayan nice insan var, ama güneş her gün doğar.
SENECA

Kralların felsefe yapmaları ve felsefecilerin kral olmaları beklenmemeli,
hatta istenmemelidir. Çünkü erk sahibi olmak,
mantığın özgür yargılamasına kaçınılmaz olarak zarar verir.
KANT

Gülmemeli, kaçmamalı, horlamamalı, ama anlamalı.
SPİNOZA

Entelektüel olarak,
kötü olanı dışarıya haykırmak görevimiz olmasına rağmen,
susmamızın sorumluluğunu taşıyabilecek miyiz?
POLLOCK

Okuryazarlık oranı hızla arttığı halde, okur ve yazar sayısı artmıyor,
azalıyorsa, burası Türkiye’dir.
HALUK ŞAHİN

İnsanoğlu ancak gecenin yolunu izleyerek günışığına ulaşabilir.
CİBRAN

Entelektüeller hakkında tek yetki sahibi olarak yazan ve kötü adlandırılmalarını gerçek hale büründüren entelektüeller, yalanı güçlendirirler.
ADORNO

Aydınlar, çağlarını aydınlatmak için yanmaya mahkum göktaşlarıdır.
NAPOLYON

Aydın dünyanın başını ağrıtanlar, başkalarını eğitmeye çalışırken kendini eğitmeye vakit bulamayanlardır.
WILDE

Aydınlar karanlıkta yetişir.
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN


VATAN HAİNİ / Nâzım Hikmet

21/01/2010

VATAN HAİNİ

“Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson’un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira.
“Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz,
ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla :
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

28.7.962

Nâzım Hikmet


PROMETE / Tevfik Fikret

21/01/2010

Tevfik Fikret

PROMETE

Kalbinde her dakika şu ulvi tahassürün
Minkâr-ı âteşînini duy, dâima düşün:
Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım?
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?..
Yükselmek âsumâna ve gülmek, ne tatlı şey!..
Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa… Ey
Müştâk-ı feyz ü nûr olan âti-i milletin
Meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin
Yüklen getir – ne varsa – biraz meskenet-fiken,
Bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen
Esmâr-ı bünye-hîzini; boş durmasın elin.
Gör dâimâ önünde esâtir-i evvelin
Gökten dehâ-yi narı çalan kahramânını…

Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şânını!..

PROMETE

Kalbinde her dakika şu yücel özleyişin
Ateşten gagasını duy ve daima düşün;
Onlar niçin göklerde, niçin ben çukurdayım,
Gülsün neden dünya bana, ben yalnız ağlayım.
Yükselmek hep göklere ve gülmek ne tatlı şey.
Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa… Ey
Milletin uygarlık özleyen yarınlarının
Meçhul elektrikçisi, ergin ülkelerin
Yüklen getir – ne varsa – biraz miskinlik alan,
Bir parça ruhu, benliği, idraki besleyen
Güç veren ürünlerini; boş durmasın elin.
Gör daima önünde o ilkel masalların
Gökten deha ateşi çalan kahramanını…

Varsın bulunmasın bilecek nam ve şanını.

(Türkçeleştiren: Ahmet Muhip Dıranas)


DEMİŞSİNİZ ÖĞRENMEK İSTEMEM HİÇBİR ŞEY / Brecht

21/01/2010

Bertolt Brecht

DEMİŞSİNİZ ÖĞRENMEK
İSTEMEM HİÇBİR ŞEY


Duyduğuma göre,
hiçbir şey öğrenmek istemem, demişsiniz.
Siz bir milyonersiniz öyleyse.

Korkunuz yok geleceğinizden,
pırıl pırıl önünüz, aydınlık.
Ne güzel kader hazırlamış ananız babanız size,
takılmayacak ayaklarınız hiçbir taşa.
Kalın isterseniz olduğunuz gibi,
ne olacak sanki öğreneceksiniz de.

Bazı zorluklar çıksa da karşınıza,
boş yere üzmeyin kendinizi;
Gösterirler size önderleriniz
yapmanız gereken şeyi.
Öğrenmişlerdir onlar nasıl olsa
bütün engelleri aşmanın yolunu,
bilirler nedir her devirde geçer akça.

İşte her şey önünüzde hazır, ne isterseniz,
gerek yok parmağınızı bile oynatmanıza.
Kurulmuş olsaydı düzen başka türlü,
o zaman gerekirdi bir şeyler öğrenmeniz.

Türkçesi: A.Kadir


S’İMGE : AYDIN

21/01/2010

AYDIN-LIK sayımızda Türk ve Dünya Edebiyatından Seçilmiş 24 düzyazı ve 15 Şiir yer alıyor.


Melih Cevdet Anday


TELGRAFHANE


Uyuyamayacaksın
Memleketinin hali
Seni seslerle uyandıracak
Oturup yazacaksın
Çünkü sen artık o eski sen değilsin
Sen simdi ıssız bir telgrafhane gibisin,
Durmadan sesler alacak
Sesler vereceksin
Uyuyamayacaksın
Düzelmeden memleketinin hali
Düzelmeden dünyanın hali
Gözüne uyku girmez ki
Uyumayacaksın
Bir sis çanı gibi gecenin içinde
Ta gün ışıyıncaya kadar
Vakur metin sade
Çalacaksın.

Ceyhun Atuf Kansu


GERÇEK AYDINLIK


Lâtifenin yanındayım Lâtifenin yanıbaşında
Niksar köylerinden bir küçük kız Lâtife,
Ölse de bir denen, yaşasa da bir,
Gözlerine baktınız mı ama yeşil gözlerine,
Baksaydınız öyle demezdiniz.

Bebekleriyleyim toprak kundakların, derler ki
Getireceksek biz getireceğiz yaşanacak günleri.
Bizi de toprağa beliyorlar doğumla,
İlk aylarda açılmadan daha gözlerimiz
Bizimle doluyor Vazanya toprakları, Zile toprakları.

Babalarımız avda diyor benimkiler
Daha büyükleri, kurtulanlar ölüm orağından,
Ağaç salda getirdiler dün akşam ağamı
Anam yazıya çıkmış iniler,
Toprak için birbirlerini vurdular.

Kırmızı bebek dilini gördüm Habilin,
Susuzdu, taşta kertenkele gibi.
Kadınlarım da susuzdu, dillerinde tuz,
Ark başında, daha dün kardeştiler oğullarımız susuz,
Ayrıldılar mavzer atımı birbirlerinden.

Tütün tarlalarında Tuna türküleri eskimiş
Silistre göçmenleri mısır tarlalarında.
Kestane ağacına benzer bir kız gördüm
Atlar kişner uğrulanır gölgesinde,
Bütün ölümlere değen bir bereket içinde.

Ölümlerden kavgalara, sessiz derinliğine yaşamanın
Daha yaklaştım bir parça daha yaklaştım
Halktı kaynaşan gücüydü yurdumun,
Damarlarımla birleştirdim kendimi
And içtim ayrılmamaya yanıbaşlarından.

O zaman daha güzeldi Dokuzuncu Senfoni
Adagio molto e cantabile.
Yakından tanıdım halktı Van Gogh’un çobanı
Aydınlandım gerçekten böyle bağlanınca
Boş değildi Ahmet Haşim’i okumak!