EKSİKSİZ ÖVGÜ / Turgut Uyar

24/01/2010

TURGUT UYAR

(1927 – 1985)

EKSİKSİZ ÖVGÜ


Esmer güzeli Necla’nın baktıkça “bayıldım” dediği gökyüzü
İşte ben bunu mutlak yazmalıyım dedim
Karanlıkta dünyayı bir bir hatırlamak
Ben yeter dedikçe şehirlerin güzelleşmesi
Bir anda kendi kendime bulduğum mutlu gerçek
Bir kadın var beni onun iki eli, iki gözü kurtarır yaşamamaktan
Öyle hoşlanırım ki onunla yatmaktan utanırım artık

Sabahları acıkmayı ondan öğrendim


ELİNLE / Sabahattin Kudret Aksal

24/01/2010

SABAHATTİN KUDRET AKSAL

(1920 – 1993)

ELİNLE

Seninle sabahların aydınlığı otların ışıyışı seninle
Sonsuzlukta arınmış ovada çığlıkları koşup giden atların
Kirimi pasımı suyu sabunu bol bir teknede yudun yıkadın
Aldın kaba doğayı düzenledin yeni baştan bir güzel elinle

Su kuşlarıyla allı pullu donanma fenerleriyle ardıçlarla
Bezedin düşsel gelinler örneği bir boydan öbür uca evreni
Adım atmak yeniydi seninle uyumak uyanmak solumak yeni
Mutlulukların çiçek açan denizi göz gördüğünce giden tarla

Kanat vurur başının üstünde döner durmadan bir mavi güvercin
Aydınlığında gecemin boy atan yabancıl bitkilerime azık
Yaşantımı sürdürme gücüm benim günüm geceme düşen ışık
Özgür dileğim kara ağaçlar değin köklü ölüm isteğim


ALTIMDA BİR DÜNYA / Orhan Alkaya

24/01/2010

ORHAN ALKAYA

(1958)

ALTIMDA BİR DÜNYA

eksiltin beni hayatınızdan
gövdemden aşağı kurşun ve kalemle bir çizik atın
yalnızlığıma dönmek istiyorum bugün
ilk keşfettiğim günkü kadar bakir
ve güzelliği dokunulmamışlığıyla bitişen hüzün
hiçbir gözün yalan söylemeyeceğine inanılan gün kadar
parlak ve katışıksız yalnızlığıma

birkaç hayat yaşadım yanıbaşınızda
herbirinize ayrı
ve ağırlığını hep eksik bulacak kadar kayırılmış zamanlarla geldim
mutlaka dünyayı döndüren insana rastlayacakmışcasına
çoğaldıkça eksilen zamanlarla
parmakuçlarınıza her dokunuşumda
duydum bileklerimde aynı serinliği
şölenlerde bitkin, gecelerde uykusuz ve herhangi bir ilkçağ kadar imanlıydım

kalebent karatında sessiz ve öfkeliysem şimdi
ihtimaller içinde yırtık bir yelkenli, bir hengâme suretiysem
adımı unutarak yaslı
ve çılgınca geziniyorsam mahyalarında şaşkınlığınızın
birinizin anlamıyla hiçbirinizin anlamı arasındaki
farksızlığı anladığımdandır

hey!
sarhoş kayalıklarda ve istasyon arkalarında tükettiniz coşkumu
kâinatın altındaki bu hades ülkesinde yaşamaya mahkûm oluşunuzun
kör kiniyle sevdiniz açık hayat kıldığım sevincimi
nihil humanum aliena mea est eski bir şarkının sözleriydi vazgeçiyorum artık; eksiltin beni hayatınızdan

yalnızlığımdan dönmek istiyorum bugün, altımda bir dünya
yabancım olsun size ait ne varsa


KANADI KIRIK BİR AKŞAM / Metin Altıok

24/01/2010

METİN ALTIOK

(1940-1993)

KANADI KIRIK BİR AKŞAM

Gün bitti lambayı hazırla;
Işık kalmadı girecek odamıza
Çek perdeleri sevdiceğim;
Kanadı kırık bir akşam
Zonkluyor durmadan dışarda.

Sen bugünden yarına
Birazcık umut sakla

Yarın farklıdır bugünden,
Adı değişir hiç olmazsa,
Kara bir suyu
Geçiyoruz şimdilerde
Basarak yosunlu taşlara.

Sen bugünden yarına
Birazcık umut sakla

Gün bitti sevdiceğim;
Geriye kalan posa.
Bu serin güz akşamında
Geç otur karşıma sessizce,
Devam et ördüğün hırkaya.


ZAMANSIZ BİR ZAMAN İÇİN SONE / Ahmet Necdet

24/01/2010

AHMET NECDET

(1933)

ZAMANSIZ BİR ZAMAN İÇİN SONE

Zaman ne değil, nedir, nerede ben O’yum der:
Shakespeare’e sorarsan kanlı zorbadır Zaman,
Baudelaire O’nun hayatı yediğinden söz eder,
O’dur yüreğimizi kemiren gizli düşman.

Geçmiş, işte geçiyor, geçer gelecek Zaman,
Bir büyük değirmende un ufak eder seni,
Kırık bir aşk öyküsü, fırtına ve sütliman,
Diyerek noktalarsın o yaman serüveni.

Zaman amansız törpü bir ömrü törpüleyen.
Nasıl karşı durursun bu görünmez düşmana,
Yaşamı düş bilerek ve şiir yazarak sen?

Dün yoktu, yarın hiç yok, yaşadığın şu ân’a
Sahip çıkmazsan eğer o ân da geçecektir.
Unutma: Hep çokluksa, Hiçlik daima tektir!


ÜRPERTİ / Edip Cansever

24/01/2010

EDİP CANSEVER

(1928 -1986)

ÜRPERTİ

Sisini kendi yaratan gemi
Kayıp gidiyor ayaklarımın altından
Çırpıyor kanatlarını zıpkın kuşu
Sisin içinde
Denizde zaman yok.

Yanmış bal kokuları getiriyor rüzgâr
Kıyıdaki çamlardan
Döl tozlarıyla.

Ben de bir tohumum burada
Uyarılmış bir tohum
Beni kıyıya
Bırakan bana
Denizde zaman yok.

Saflığın ve güzelliğin
Büyük zamanı…


ENDÜLÜS’TE RAKS / Yahya Kemal Beyatlı

24/01/2010

ENDÜLÜS’TE RAKS

Zil, şal ve gül. bu bahcede raksın bütün hızı…
Şevk akşamında endülüs üç def’a kırmızı.

Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir
İspanya neş’esiyle bu akşam bu zildedir.

Yelpâze çevrilir gibi birden dönüşleri,
İşveyle devriliş, saçılış, örtünüşleri…

Her rengi istemez, gözümüz şimdi aldadır.
İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır..

Alnında halka halkadır âşüfte kâkülü
Göğsünde yosma Gırnata’nın en güzel gülü…

Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi…

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü sürmeli,
Şeytan diyor ki, sarmalı, yüz kerre öpmeli.

Gözler kamaştıran şala, meftûn eden güle
Her kalbi dolduran zile, her sineden “Ole!”

Yahya Kemal Beyatlı