DENGELEME / Ahmet Erhan

25/01/2010

Ahmet Erhan


DENGELEME

Paltomun bir cebine ölümü, bir cebine hayatı koydum
Bir cebine sevinci, bir cebine acıyı
Bana gelişini senin, sonra benden kaçışını
Paltomun bir cebine kahramanlığı, bir cebine korkaklığı koydum
Bir yanına dostlarımı, bir yanına düşmanlarımı…

Ne kadar çok şey var bu dünyada
Nefret edilecek ve sevilecek olan.

Paltomun bir cebine aklımı, bir cebine yüreğimi koydum.
Ancak böyle yürüyebildim.


ŞİİR / Bennett

25/01/2010

Gwendolyn Bennett


ŞİİR

Seni siyahlığın için seviyorum
Şu göğsünü saran karanlık için
Seni efkârlı sesin için seviyorum
Gölgeli gözlerin için.

Ah küçük esmerim, keder yoldaşı doğuştan
Takın nen varsa şöyle şahane
Unut köle olduğunu bir zaman
Bas kahkahayı kadere.

Türkçesi: Melih Cevdet Anday


KANUN / Auden

25/01/2010

Wystan Hugh AUDEN

(İngiltere, 1907 – 1973)

KANUN

Kanun nedir diye sorsan bahçevana
Güneştir der sana
Güneştir benim efendim
Oldum bittim.

Celâllenir yatalak dede,
Kanun eskilerin hikmetidir diye
Üste çıkar büyük oğlan ne demek
Kanun demek gençlik demek.

Hocafendi alır önüne cahilleri
Kanun diye başlar vaaz
Kanun kitabın söylediği
Kanun namaz niyaz.

Kanun der hâkim burnu havada
Açık açık teker teker konuşur
Kanun… hani anlatmıştım ya
Kanun, bilirsiniz o canım
Kanun… bakın anlatayım bir daha
Kanun kanundur.

Ötede kanun sayar bilgini dinlersin
Kanun ne yanlışmış ne doğruymuş dersin
Kanun şu yerde şu vakit cezalanan
Cinayetlermiş dersin

Kanun her yerde her an
Kanun sabah şerifler hayırlı olsun
Allah rahatlık versin
Kimi der ki kanun alınyazısı
O bizim devletimizdir der bazısı
Kimi şöyle der kimi böyle
Kanun nedir ki
Kanun… uçtu gitti.

Tüdkçesi: Melih Cevdet ANDAY


DELİLİRİKLER / Birhan Keskin

25/01/2010

DELİLİRİKLER

I

Betonun hüznünden doğdum
suyun isyanından
güneşin kırılganlığına dokunup
geliyorum.

Sana söz yakışır, ağzını hazırla.

Kırık bir şehir hikâyesinden doğdum,
kırk meseleden
bardaklar ve demli çaylara dokunup
geliyorum.

Sana söz yakışır, elma de.

Aslı ve Astar’ı olmayan bir hikâyeden doğdum,
karşı’lar ve balkonlardan
korna seslerine karışıp
geliyorum.

Sana söz yakışır, ağzını hazırla.

O eski hikâye bitti,
şaşkınlığımdan doğdum
denize düştüm
kuruyup geliyorum.

II

Aslında
hazin bir öyküdür bu
anlatmaya yakışmaz sesiniz
yanımdaki bütün sandalyeler boş,
alabilirsiniz.

Oturunuz.

…bolerokuşlarlaleliihvan
birden, gaseyan…gaseyan…gaseyan.

…sonra sarışın kadınlar esmer olup
balkonlara çıktılar
ben terk ettim beyaz çerçeveli bir fotoğrafı
ve dönmedim bir daha.

Resmim,
zayıf yüzlü, gülümsemeye yakın neredeyse
hastane penceresine dayalı
ahşap ve toz kokan bir gecede çekilmişti.

Gaseyan…
yıllar sonra kente çıktım
örümcek ağlarının, paslanmış kapıların ardından
kente çıktım,
yıllardır sallanan bir sandalyenin ardından
tozlar içinden,
uzaklara ve karalara yazıldığım mektuplardan
beyaz çerçeveli bir fotoğraftan,

gaseyan.

Burkuldum ve ağladım
kırmızı bir danstı her şey, oynadım.
tenim ve ellerim yoktu
kimse görmedi.

Kimse görmedi, saçlarım uzamadı yıllardır.


NİSAN SABAHI / Hamit Macit Selekler

25/01/2010

HAMİT MACİT SELEKLER

(1909 – 23 Ocak 1974)

NİSAN SABAHI

Bayraktar bayrağı çekti, gözlerin
Yolda kalmaz dindir gönül ağrını.
Mevsim bahçelerden geçirdi serin
Çarpıntılarıyla ilk rüzgârını.

Açık pencerene doğru yükselen
Nisan, bir havadır denizden gelen.
Bense sevinçliyim, içerimde sen
Bırakmış gibisin bütün varını.

Senin gözlerinle görmekteyim ki,
Şehir tapılacak biir güzelliği
Saklıyor. Ufukta gümüş bir çizgi
Hemen hazırlıyor sanki yarını.

Antalya, bahçeler, evler, bu dekor
Nisan bir el gibi bizi okşuyor;
Ne ben anlatayım, artık, ne sen sor
Sevilmeyenlerin acılarını.


BİR SIRA DİL BALIĞI / Edip Cansever

25/01/2010

15 MART 1985 İÇİN

– Bana hiç görmediğin bir çiçek adı söyle
– Bir değil, birkaç değil, binlerce
Bir yaşam boyu besledim onu
Büyütüp can verdim gözlerimde

– Bana bir giz gibi bir çiçek adı syle
– Önümüz ilkyaz, menekşe değilse ne?

(Yayımlanmamıştır)

Edip CANSEVER


YILDIZLARIN ALTINDA / Ömer Bedrettin Uşaklı

25/01/2010

ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI

(1904 – 24 Şubat 1946)

YILDIZLARIN ALTINDA

Benim gönlüm sarhoştur
Yıldızların altında.
Sevişmek ah ne hoştur
Yıldızların altında!..

Sular rüzgârı dinler
Âşıklar hep serinler,
Çoban yolları inler
Yıldızların altında…

Yanmam gönlüm yansa da,
Ecel beni ansa da…
Gözlerim kapansa da
Yıldızların altında…

Mavi nurdan bir ırmak
Gölgede bir salıncak,
Bir de ikimiz kalsak
Yıldızların altında…

Ne keder ne yas olur,
Çakıllar elmas olur,
Bir kadeh bir tas olur
Yıldızların altında…

Ettiğim âh değildir,
Bahtım siyah değildir,
Bûse günah değildir
Yıldızların altında…