GÜZELİN YÜZÜ / Ahmet İnam

02/02/2010

GÜZELİN YÜZÜ


Gizlidir güzel! Biz görmezsek görünmez. Gözümüzden gelmez, gözümüze gelir. Bize geldiğinde görebileceğimiz gözümüz varsa. Hazırsa gözümüz. “Güzelliğin on para etmez şu bendeki aşk olmasa” dediğiniz güzel, sizin en azından “on para” olmanıza bağlıdır.

Kaç paraysanız gördüğünüz güzel en fazla o kadar paradır. Çirkinseniz nasıl güzel görebilirsiniz? Yanılsamadır gördüğünüz. Çirkinliğinizi örtmeye çalıştığınız varsanılardır. Güzel, güzele gelir. Güzele hazır olana. Güzele açık olana. Çirkinliğinin ayırdında olana.

Güzel uğramıyorsa nasıl güzelleşebiliriz? Göz hazır. Hamlığını süzmüş, elemiş. Hamlığından acı çekmiş. Hamlığının verdiği acıyla kendine güldükçe gülmüş. Hamlığının tam olduğunu nasılsa anlamış. Çirkinliğini. Çirkinliğin, çirkinliğinin çilesini çekmemişe güzel nasıl ulaşabilir? Güzel önümüzde apaçıktır. Apaçık gizli.

Güzeli görmek için göz
Çirkinliğini keşfe çıktı.

Çirkinliğimizden geçmeyen güzel yok mudur? Hazzın, tadımının verdiği. Güzeli yaratan sanatçılar çirkinliklerinin ayırdında mıydılar? Hiç çirkinlik yaşamamış, “anadan doğma” güzel olan yok mudur?

Burada temel sav şu: ‹nsan çirkin güzel, güzel çirkindir. Şöyle bir kolaycılığın tuzağına düşmemeli: “Güzel ve çirkin bizim bakışımıza bağlı, çağdan çağa, kültürden kültüre değişen kavramlardır.” Öyle değildir. Güzel keyfî değildir. Güzel, bir anlamda size bağlıdır: Görebilmeniz için, gözünüze. Gözü
nüzün hazırlığı, evrenseldir. Güzel, sizin gözünüzün uyduğu değildir. Sen kimsin ki güzel dediğin güzel olsun? Güzel adına bugün ne yaptın? Ne işledin? Ne kadarını öğüttü içindeki değirmen sendeki güzellik tohumlarının? Çirkinliklerinden yüreğindeki kalbur ne kadarını ayıkladı?

Gözümün güzele hazırlığı. Gönlümün. Yaşadığım iklimin. Sevdâmın. Bilgimin. ‹nsan oluşumun. Güzele nasıl hazırlanır? Eskilerden başlamalı. Bir avcı olarak, güzel görme, güzeli görme, güzel yaşama, güzeli yaşama.

1141-1209 yılları arasında yaşamış Azerbaycan ilinin büyük şairi Genceli Nizâmî’nin Farsça yazmış olduğu dörtlüğün Âzerî diliyle ifâdesi şöyle:

Gece halvetce bize sevgili yar gelmiş idi
Üzü aydan da gözel Nigâr gelmiş idi
Ona ben göz yetirip halvetî baktım
Ovçunun ovlağına körpe şikâr gelmiş idi.

Yüzü aydan da güzel sevgiliye gizlice baktığımda avlağa körpe bir av gelmiş sandım. Neden? Gözüm, güzellik avcısı. Gözüm hazır. Gözüm güzele odaklı.

Yine Nîzâmi tek bir dizeyle gözünü aydın kılan güzelden söz ediyor:

Gözüm aydın, gözüme sûret-i cânân görünür
Ancak aydın göz, gözüm aydın diyebilir.

Ancak aydın göz, çirkin görebilen, çirkini ayırt edebilen, içindeki çirkini yenebilmiş, dışındaki çirkinlikleri yenmeye hazır göz, kendine gözüm aydın diyebilir, cânândaki güzelliği yaşayabildiği için.

Güzeli avlayabilen, güzel tarafından avlanmaya da hazırdır. İşte budur karşılıklı avlanma, karşılıklı avlaşım. Fuzulî gönlüne sesleniyor, gönül kuşuna:

Gezme ey gönlüm kuşı gâfil fezâ-yı ışkda
Kim bu sahrânun güzer-gehlerde çok sayyâdı var

Gönül kuşu, aşkın gökyüzünde dolaşırsa onu avlayacak avcılarla karşılaşması kaçınılmazdır. “Fezâ-yı ışk”, bir “sahrâ”dır, aynı zamanda: Aşkın gökyüzüne mi çıktın. Çöllerdesin o zaman. Bir kuşsun avlanmaya hazır.

Av, avcı, avlanma güzelin kapsadığı çetin yolları, “güzer-geh”leri gösteriyor. Sayyâd, avcı, aynı zamanda avdır. Güzel gizlenir. Avcının elinde tüfek yoktur. Söz vardır. Yürek vardır. Gönlü vardır.

Onsekizinci yüzyılın Türkmen ozanlarından Mahtumkulu şöyle diyor:

Mağtımğulı, sözün gısğa şerhi köp
Bilmeze hiç, bilenlere nırhı köp

“Mahtumkulu, sözün kısa, açıklaması çoktur. Bilmeyene hiç, bilene kıymeti çoktur.” “Mahtum” eski harflerle (hı ve te) ile yazıldığında, “mühürlü” anlamında. Güzel mühürlüdür. Gözümüzde. Varlıkta. Mühürü çözen, mühürü çözülmüş gözdür. Bedâyi-i mahtum. Mühürlü güzeller,güzellikler (“Bedâyi” burada dâl ve ayın ile yazılıyor!). Mahdum ise hizmet edilen, hizmet edilmiş demek. Erkek evlat, oğul anlamında da. Güzel mahdumdur. Geleceğe taşıdığımız.

İşte av ve avcı sözle etkileşim, iletişim içindedirler. Öldürme yoktur. Ölüm değil dirim vardır. Güzel doğadadır. Doğada var olur (Kant!). Av, bildiğimiz av değildir. Avlayınca avlanıyor, avlanınca avlıyorsunuz. Buna avlaşma deniyor. Güzele değme, karşılıklı değme anlamında değ-iş-me. Mahtumkulunun sözlerinin şerhi “köp”tür, çoktur. Güzelin de. Güzel varlıktadır, ona giden yollar “köp”tür. Onu gören göz “köp”, yaşayan gönül “köp”tür. “Çok”tur. Güzel olma, “çok” olma, “çoğul” olmadır.

Güzel gizlidir. Nizâmî’nin baktığı gibi “hâlveti” bakabildiğinizde çıkabilir karşınıza. Hazırlıklı göz bakabilir halvetî. Tenhâya çekilmiş bakmadır çünkü. Tenhâdan korkulan bir çağdayız. Yürek ister, tenhâ. Yokluğa teslimiyet ister. Yokluğa dayanacak güç ister. Halvetî durur göz güzele değince. Sırnaşmaz. Sırnaşmak yasaktır güzel ilinde.

Yâr ile halvet, sıcaktır. Yâr, güzeldir, güzelliktir. Eflatun, güzel bedenden, güzel bedenlere, güzel bedenlerden güzelliğe doğru yolculuk yapmayı söylemişti Şölen’inde. Güzel’e, güzel insanlardan, güzel doğadan, güzel yapıtlardan geçerek varılıyor. Adım adım. Soruyorlar yolda: “Nereden gelir, nereye gidersin?” – “Çirkinden gelir güzele giderim. Güzellerden güzele yolculuğum.” – “Yolun açık olsun!” – “Buyurun birlikte gidelim. Güzel paylaştıkça güzelleşir.”

Peki, kiminle? Nasıl? Güzel olanla. Güzelin değerini bilerek. İncitmeden. Saygıyla. Paylaşmaya karşı çıkmayı göze alarak. Güzele isyan etmeyi, kokuşmaya yüz tutmuş güzelin, çirkinden yeniden geçilerek tâzelenmisine çabalayarak. Güzel tâzedir. Her dem. Yenidir. Çirkinle bitip tükenmek bilmeyen etkileşimle yenilenir.

Güzel gizlidir. Devingendir. Dönüşendir. Elimizin altında, denetleyebileceğimiz nitelikte olmayandır.

Şimdilik güzele yakışmayan çağda yaşıyoruz. Güzel! Bizi vaslına şâyân kıl!

Ankara, Eylül 2007

AHMET İNAM


BUGÜN BEN BİR GÜZEL GÖRDÜM / Âşık Hasan

02/02/2010

BUGÜN BEN BİR GÜZEL GÖRDÜM


Bugün ben bir güzel gördüm,
Gül cemâli ala benzer;
Çıkmış bahçede salınır,
Boyu selvi dala benzer.

Boyu uzun, beli ince
Memeler benzer turunca;
Yanak lâle, ağız gonca
Kaşları hilâle benzer.

Bahçenizde biter bâdem
Sanma ki ben sana yâdem;
Eğil gerdanından tadem
Âb-ı şeker, bala benzer.

Bahçenizde biter üzüm,
Sensin benim iki gözüm;
Gerdanına yoktur sözüm,
Bağdadî merale benzer.

Bahçenizde bülbül öter,
Âşık Hasan yanıp tüter,
Siyah kâkül gerdan örter,
Lebi kevser bala benzer.

ÂŞIK HASAN


[ GÜZELLEMELER ] / Orhan Veli

02/02/2010

Orhan Veli

GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada âşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
fiiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

BİR İŞ VAR

Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Değil,
Vallahi değil;
Bir iş var bu işin içinde.

NE KADAR GÜZEL

Çayın rengi ne kadar güzel,
Sabah sabah,
Açık havada!
Hava ne kadar güzel!
Oğlan çocuk ne kadar güzel!
Çay ne kadar güzel!

QUANTİTATİF

Güzel kadınları severim,
İşçi kadınları da severim;
Güzel işçi kadınları
Daha çok severim.

DELİ EDER İNSANI BU DÜNYA;
BU GECE, BU YILDIZLAR, BU KOKU,
BU TEPEDEN TIRNAĞA ÇİÇEK AÇMIŞ AĞAÇ


RÜBAİLER / Mevlânâ

02/02/2010

Mevlânâ

(1197 – 1231)

RÜBAİLER

Gel, aşk, kötü insanlara erdem ver;
Her kim ki güzel yüz ister, sen göster.
Dünyadaki eksen ve güzellik bağı, ver
Şeftali ve elma; bağ küçülmez, ne gezer?

Meyhanenin orda bir güzel gördüm ben,
Erdim de onun aşkına bin gönlümden,
Ayrık saçı miskten bile hoş koktu bana:
Ben her iki dünyayı bıraktım tümden.

Ondan öte hiç mimse mi var dünyada?
Çirkin de, güzel de yok, açık, gizli ya da…
Her ok atılır ondaki sağlam yaydan;
Her hoş söz onun dudaklarındandır ya!

Aşk, dostların en canlısıdır, en güzeli.
“Aşk, aşk dileyenlerden esirgenmemeli.”
Der dost şirin şirin, hemen çağrı yapar:
“Hem böyle severse bir güzel, en güzeli.”

Görkemli güzelliğinle gökler bile şen.
Elbet tapar insan sana – sen eşsizken…
Artık, ne çıkar, sen istesen istemesen!
Ben kalmaya andiçtim ömrümce kölen.

Bambaşka bir iş bu, ayrı bir gerçeği var;
Bir başka güzel sevdik, eşsiz bir yâr.
Yetmez bize, yetmez bize aşk, andolsun:
Bekler bizi güz geçince bir başka bahar.

(Türkçesi: Talât Sait Halman)


ÇİRKİN KÜÇÜK KIZ / Zabolotski

02/02/2010

Nikolay Zabolotski

(Rusya, 1903 – 1958)

ÇİRKİN KÜÇÜK KIZ

Oynarken arasında öteki çocukların
Bir kurbağacıktan farkı yok onun,
Gömlekçiğini kilotunun –
İçine sokuşturmuş, ve sarımtrak kıvrımları saçlarının –
Dağılmış yüzüne, büyücek bir ağız, dişleri eğiri,
Keskin ve çirkin yüzünün çizgileri.
Babalarının yeni aldığı bisikletlere –
Biniyor onunla aynı yaşta iki oğlan.
Uzaklar bugün yemeğe yetişmek telaşından
Ve unutmuşlar kızı, sürerken bisikletlerini bahçede.
Ve o, koşarken onların arkasından
Farkında değil hiçbir şeyin; başkalarının mutluluğu –
Tıpkı kendi mutluluğu gibi sarmış onu ve ruhundan taşmada.
Gülüyor kız, yüzü pırıl pırıl aydınlanmada
Yüreği yaşama sevinciyle dolu.

Ne bir kıskançlık gölgesi, ne kötücül düşünceler
Tanıyor henüz benliği.
Dünyada her şey öyle sınırsızca yeni ki
Ve öylesine canlı ki başkaları için ölü olan şeyler!
Bakarken ona istemiyorum düşünmek bile:
Gün gelecek göz yaşları içinde
Ve dehşetle görecek ki, arasında öteki kızların –
O hepsinin en çirkinidir.
Ve inanmak istiyorum ki yürek oyuncak değildir
Ve kırılmaz ansızın..

Ve inanmak istiyorum ki, gücü bu tertemiz ateşin
Daha da alevlenerek derinliklerinde ruhunun
Katlansın tek başına acılarına onun
Ve en ağır taşı da eritebilsin.
Varsın çirkin olsur yüzünün çirkileri
Varsın yürek titretecek bir şey olmasın onlarda.
İçinin taptaze sevimliliği
Her hareketinde şimdiden belli daha.
Peki, nedir güzellik dediğimiz şey öyleyse
Ve neden insanlar onun önünde eğilir
Bir kap mıdır o, boşluktan başka bir şey taşımayan içinde
Yoksa o kapta yanan ateş midir?

(Türkçesi: Ataol Behramoğlu)


GÜZELDİR / Âşık Ali İzzet

02/02/2010

ÂŞIK ALİ İZZET


GÜZELDİR


Güzele bakması çok sevap derler
Güzellere güzel bakmak güzeldir
Güzel yâr sevenler cennetlik olur
Güzel ile yola gitmek güzeldir

Güzelin nur damlar yanaklarından
Güzelin bal akar dudaklarından
Güzelin güzel tut parmaklarından
Güzellere hürmet etmek güzeldir

Güzelin gün doğar güzel kaşında
Güzelin inci var güzel dişinde
Güzel ile güzel masa başında
Güzel güzel lokma yemek güzeldir

Güzel ile güzel gezmek ne güzel
Güzel adın güzel yazmak ne güzel
Güzel ile bade süzmek ne güzel
Güzelin elinden dökmek güzeldir

Güzellere bakan gözler ağrımaz
Güzel seven ölür ama çürümez
Al’İzzet’i güzellerden harımaz
Güzelleri candan sevmek güzeldir.


DÖNEN TEKERLEK / Ceyhun Atuf Kansu

02/02/2010

Ceyhun Atuf Kansu

DÖNEN TEKERLEK


Çalışan insan ne kadar güzeldir
Irgat, marangoz, kunduracı
Dalgalı ekin denizinde orakçı
Hepsi bu söylediğim türküyü bilir
Çalışan insan ne kadar güzeldir.

Arzulu isen açar dudağında gül,
Kadın sevda işinde daha güzel olur,
Öpüldüğü an içinde daha güzel olur,
Çocuksa ağlamalı, göz pınarlarında gül,
Arzulu isen açar dudağında gül.

Şu yol üzerinde ne güzel döner,
Çalışan, türkü söyleyen tekerlek
Toprağın bereketini çekerek
Nimetlerin bölüşüldüğü pazara iner,
Şu yol üzerinde ne güzel döner.

Güzelim parklara iyi bak bahçıvan
Sen, yeni elbiseler dik dünya terzisi
Sen, mahalle bakkalının fıkara terazisi
Tartadur, bir parça günahtan, bir parça sevaptan,
Güzelim parklara iyi bak bahçıvan.

Ne güzel yerlerdir çalışılan yerler,
Basımevi, fabrika, ray döşenmesi
Ne güzeldir kaba ağaçların işlenmesi
Bir vatan kurar gibi taşçı, duvarcı, dülger,
Ne güzel yerlerdir çalışılan yerler.

Ben çalışan bir insanım, bir emekçi
Aşkım var çalışanlara karşı
Dostum tezgâh, dostum tarla, dostum çarşı
Ben iyi günlerin hamurunu yoğuran emekçi
Ben çalışan bir insanım, bir emekçi.

Bütün deniz işçileri, dalgıçlar, süngerciler,
Hasta götüren arabacı, garipler yaylası,
Şu kıraç toprakta orta Anadolu köylüsü,
Ocaklarında alev kasabalı demirciler
Vatan denizlerinde çalışan yiğit gemiciler.

1947


GÜZELLİK ERDEMİN ÇİÇEK AÇIŞIDIR / Aforizmalar

02/02/2010

GÜZELLİK ÜSTÜNE AFORİZMALAR


Güzellik sevgi ve şefkatle başlar.
Shakespeare

Çirkinliğin güzellikten üstün olduğu tek yön vardır: Kalıcılık.
Daniel Mussy

Güzel, büyüleyiciliğinin önemli bir bölümünü geçmişten alır.
Hermann Hesse

Çirkin kadına güzelsin demek, ona bir hazine bağışlamaktır.
Rifat Necdet Evrimer

Güzel ve gözalıcı her şey iyi olmayabilir, ancak iyi olan her şey güzeldir.
Ninon de Lenclos

Güzellik ona sahip olanı değil, onu sevebilen ve onu baş tacı edinebilen kişiyi mutlu kılar.
Hermann Hesse

Güzellik, doğanın kadınlara verdiği nimetlerin ilkidir, ama kısa sürede geri aldığı ilk nimettir.
Mere

Çirkinlik, bir kadını mutsuz ederken, diğer tüm kadınları sevindiren bir kusurdur.
Pierre Veron

Güzellik değerli bir insana nasip olursa, onun erdemini süsler, kusurunu gizler.
Francis Bacon

Birinin bir zamanlar çirkin bulduğumuz yönleri bile zamanla gözümüzde güzelleşebilir.

Lichtenberg


Aklın güzelliği dil ile, dilin güzelliği söz ile, kişinin güzelliği yüz ile, yüzün güzelliği göz ile belli olur.
Yusuf Has Hacip

Aristo’ya, “Gönül neden güzeli arzular” diye sormuşlar, şöyle yanıtlamış: “Kör olmayan biri böyle soru sormaz.”
İbrahim Edip

Güzellik kanatlıdır, çok çabuk uçar.
Edward Moore

Güzele ne yakışmaz? Çiçekbozuğu bile… Oysa çirkine çiçek bile yaraşmaz.
Refik Halit Karay

Güzellerin sonbaharı da güzeldir.
Plutarkhos

Saklanan çirkinlik iki kat çirkin görünür.
Cenap Şahabettin

Dehanın bir biçimidir güzelik, bir açıklama gerektirmediği için de dehadan üstündür.
Oscar Wilde

Hiç de güzel olmayan, ama öyle görünen kadınlar vardır.
Karl Kraus

Satılan ve satın alınan güzellikler saf değildir.
Pitigrilli

Bir genç kızın iffetinden sonraki en iyi bekçisi çirkiniğidir.
Mme de Genius

Gökkubbenin altında güzel olduğunu sanmayan tek bir dişi yoktur.
C. Perrault

Bitkinin güzelliği tohumun iyiliğindendir.
Sâdî

Güzelliğin ötesinde bir din ya da bilim yoktur.
Halil Cibran

Güzellik, yaz yemişleri gibidir, çabuk çürür, çok dayanmaz.
Bacon

Güzel kadınlardan akıllı olmalarını beklemeyiz, ancak akıllı kadınların çirkin olmalarını da asla affetmeyiz.
Jean Mistler

Yüksek bir dağa çıkmak güçlüğünden kaçınırsanız, güzellikleri tam göremezsiniz.
Shakespeare

Bazı güzeller tanırım, sussunlar diye sürekli ağızlarından öpmeli.
Refik Halit Karay

Güzeli bulmak için yeryüzünü alt üst etsek de, içimizde taşımadıkça bulamayız onu.
Emerson