GÜZELLİK / Samoylov

03/02/2010

David Samoylov

(Rusya, 1920)

GÜZELLİK

Omzumda bir keman gibidir o benim
Ve ben tıpkı bir kemancı gibi
Bastırırım onu kendime.
Ve akar omuzdan saçlar
Dilsiz bir müzikmişçesine.

Omzumda bir keman gibidir o benim
Müziğin yüceliği üstüne bildiği nedir kemanın?
Benim onun üstüne bildiğim nedir?
Alevin ışık üstüne bildiği?
Ve nedir yarattığı üstüne bildiği tanrının?

Yüce yetenek taşımaz kendi bilincini,
Ve güzellik, daha da yücedir yetenekten.
O, çaba harcamadan kendini gösterir
Yorulmaz kendini armağan etmekten.

Omzumda bir keman gibidir o benim
Ve karmaşıktır uyumlarının anlamı.
Yine de açıktır herkese, hüzünlenir herkes,
Değildir kimseye yabancı.

Ve arınarak kaygılardan, çekişmelerden,
Dinleriz o uzun ve ağır ezgiyi
Bir aydınlanma anında.
Ve kendi bilincini taşımayan
Yüce önemi tanırız onda.

Türkçesi: Ataol Behramoğlu


SONE 68 / Shakespeare

03/02/2010

William Shakespeare

(İngiltere, 1564 – 1616)

SONE 68

Yanakları, eskiyi gösteren bir harita;
Güzellik, doğal yaşar, ölürdü çiçek gibi.
Bugünün süsü püsü, piç izleri doğup da
Olmamıştı yaşayan alınların sahibi;
Ölülerin saçına konan altın örgüyle
Gömütün kutsal hakkı kırpılmazdı o zaman,
Yeni yaşam bulmazdı ikinci başta böyle;
Güzel, ölü duvakla kimseye vermezdi şan.
Onda yaşar bu kutsal saatleri geçmişin:
Sevgilim allı pullu değil, yalınkat, berrak;
Kimseden yeşil almaz kendi ilkyazı için.
Göz boyamağa kalkmaz eskileri soyarak,

Doğa saklıyor onu – harita, hazinedir:
Düzmece Sanat görsün eski güzellik nedir.

(Türkçesi: Talât Sait Halman)


ÇİRKİN / Fazıl Hüsnü Dağlarca

03/02/2010

Fazıl Hüsnü Dağlarca


ÇİRKİN

Çirkin, yavrum, dudaklarındaki kızıllık,
Kansız doğaya karşı.
Uyurken memleket ve evren uzaktan,
Uyurken bir hücre, hücreler içinde,
Eksi.

Çirkin, bu satışlar,
Yüzde yirmi, yüzde otuz.
Geçer anların tadı içerden ;
Anılar ve sevgiler, çarşılar üstünde, uçar.
Yeniden var oluruz.

Sürünür ovalar yaslı ve boşuna,
Çirkin şimdi, yükselmiş güzellik.
Ve kaçar yaşamanın ölçülerinde; yeni, uzun;
Bir avuçluk, bütün dokunduklarımız,
Bir ellik.

Okulumuz, bahçelere, hesaplara dönmüş,
Çirkin.
Sonsuz ormanlığı rahatlığın, yüce uzamışlığı erdemliliğin,
Dağlarda ve sokaklarda.
Tedirgin.

Yalanla, gerçeklerin sırrına varmış,
Oyunla karışmış, ölmüşlerin akıllarına;
Çirkin, mahkemelerde bir avukat.
Gelir bilinmeyen yönlerin namussuz hoşluğu,
Körlerden ve topallardan daha sakat.

Çirkindir, uzayan erkek vakitlere göre,
Gece yarısı.
Ağrıyan kemiklerle, uzaklıklara gizlenmiş,
Acımakla değil, korkunçluğuyla büyük,
Yıldızlar yıldızlar ve yukarısı.

Çirkin değil midir, dolarken nesillerin hayırsızlığına,
Yavaş yavaş.
Ninelerin çarpılmış yüzünde,
Kabul edilmemiş duasında gelinlerin,
Tarihlerden bir savaş?

Bir ekmek kavgası duyulur ta böceklerden,
Uluyan ağaçlar, susan makineler sesi.
İğrenç hendeseleri gövdenin, bürünür düşlere;
Gezegenler arasindaki uygarliga karsi,
Çirkin, doymuşların ve doymamışların nefesi.


SONNET / Ronsard

03/02/2010

Pierre de Ronsard

(Fransa, 1524 – 1585)

SONNET

Bir çiçek demeti gönderiyorum size,
Kendi elimle kopardım bu çiçekleri;
Yarına kadar hepsi döküleceklerdi,
Biri çıkıp akşamdan onları dermese.

Size güzel bir ders olmalı bu hadise;
İstediğiniz kadar güzel olun şimdi,
Kaybedeceksiniz elbet bu güzelliği,
Bu çiçekler gibi solacaksınız siz de.

Zaman geçiyor sultanım, geçiyor zaman.
Zaman değil geçen, en güzel çağı ömrün;
O büyük dalga bizi de alacak bir gün.

Göçüp gittiğimiz gün biz de bu dünyadan
Unutulur sevdiğiniz, sevildiğiniz,
Sevmeye bakın geçmeden güzelliğiniz.

(Türkçesi: O.V.Kanık)


GÜZELLİK ÜSTÜNE DİZELER – Seçki

03/02/2010

GÜZELLİK ÜSTÜNE DİZELER


Aşkın uğruna bir ‘sen’ daha yarat kendine:
Güzellik onda veya sende yaşasın yine.
SHAKESPEARE

Ben bir divaneyim bir şey bilmem ya
Güzel olmayanı gönül sever mi?
GEVHERÎ

Mânâda güzel, ruhta güzel, tende güzelsin
Ey sevgili sen elde değil, bende güzelsin.
RÜŞTÜ ŞARDAĞ

N’etmeli güzeli huy olmayınca.
KARACAOĞLAN

Mevsim iyi kâinat iyiydi;
Yıldızlar o yanda, biz bu yanda.
Hulyâ gibi hoş geçen zamanda
Sandım ki güzelliğin cihanda
Bir saltanatın güzelliğiydi.
YAHYA KEMAL BEYATLI

Yüz güzelliği evden hamama,
Huy güzelliği Urum’dan Şam’a.
(Anonim)

Nâm-ı aşka nice olur lâyık
Güzde beş kez güzel seven âşık.
NEV’İZÂDE ATÂYÎ

Gönül kimi seviyorsa odur en güzel.
SAPPHO

Güzel sevmek bir sarp kale
Ya alınır, ya alınmaz
ERCİŞLİ EMRAH

Asırlardır bu böyledir
Bütün kötülükler geçer
Yaşar iyi ve güzel olan.
NECATİ CUMALI

Şöyle bir âhûyu sev kim olmasın ana misil.
FUZÛLÎ

Çirkin güzel olur mu
Sarı altın takmayla.
(Anonim)

Acep sevdiğimden güzel var m’ola
Şu fâni dünyada kullar içinde.
KÂTİBÎ

Sayısız güzellik doğar da günde
Birini sevmeye ömür yetmez.
FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL

Kenarın dilberi nazik de olsa nazenîn olmaz.
NÂBÎ

Ben güzelim diye havadan uçma
İndirirler seni, el yaman olur.
ÂŞIK GEVHERÎ

Zinhâr eline âyine vermen o kâfirin
Zîrâ görünce sûretini putperest olur.
(Lâedri)

Neden herkes güzel olmaz
Yaşamak bu kadar güzelken.
FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

Bence bir hüsn-i muayyen yoktur
Gördüğüm her güzelin âşıkıyım.
FERİT KAM

Güzelsiz olmazız oluruz etsiz ekmeksiz.
NECÂTÎ

Ben alıştım güzele
Çirkine yâr diyemem.
(Anonim)

Hüsnü yârin bir ân idi amma
Bilmedi kadrini ol ânın da.
BURSALI ABDÎ

Benim sevdiğim bahçenin gülü
Güzeli seven olmaz mı deli
(Anonim)

Susayan ırmak arar, olmaz sevende karar
Güzelleri olmazsa bu dünya neye yarar.
FUAD HULUSİ


GÜZELLİK / Sabahattin Kudret Aksal

03/02/2010

Sabahattin Kudret Aksal


GÜZELLİK

Gördüm sizi bir bahçede hamakta
Güzelden de öte Güldeste’ydiniz
Bir damla gözyaşı beyaz zambakta
Siz orada aşkla mı söyleştiniz

Hangi zamanda yaşadınız hangi
Ya nerde! Belki de Eldorado’da
Anımsıyorum o ışık hevengi
Bir figür müydünüz yoksa Seurat’da

Yine de! İlk rastlantıyı ah bilsem
Doğmadan önce mi nasıl bir düşte
Geriye mi dönsem daha mı gitsem

Görkeminizde tanrıça edası
Ve koştum arkanızdan dedim işte
Ola ki bu Platon’un idea’sı.


GÜZEL’e Rübâiler / Sâdî

03/02/2010

Sâdî

(İran, 1203- ?)

O TEK BENİM

Benim sevgilime çirkin diyorlar…
Bırak, nene gerek senin diyorlar!
Onların gözünde güzel değilmiş…
O tek benim sevgilim! Bilmiyorlar…

GÜZELİ KİM SEVMEZ

Bozguncu bu… arkamdan kötülesin!
Bir zevke, bir hevese kapıldı desin…
Günahsa aşk, ben işledim kime ne?
Güzeli kim sevmez, hadi söylesin!

DAHA GÜZEL

Şu aşk belasından kurtulmak için
Artık güzellere bakmayım dedim
Ancak sana nice baksam, ey Peri
İlk gördüğümden daha güzelsin!

Türkçesi: Kenan Sarıalioğlu


SİDE / Ahmet Oktay

03/02/2010

AHMET OKTAY


SİDE

Ey o yitik ülkenin evladı
duruyor hâlâ denizin üstünde
toprakçıl bir kelebeği
olduğu yere mıhlayan kahkahan
ayaklanacak neredeyse tören yerinin kalabalığı
bir silkinişle küllerin altından

Aynı loncadanız ey taş ustası
tomurcuk gibi çatlıyor ağzım
su içerken yaptığın kurnadan

Ey denizin kopkoyu tuzundan
bir aşk gibi söz eden kılavuz
elimden tutup gezdir bana
soylu bir halkın kıyılarını
dayanıklıyım bin yılların gizine
üstelik gerçek yaparım sanrıyı

Herhal kendim de bir sanrıydım
Baharat ve köle ticareti çağında
haykırdım acımı ve gizli kimyamı
kilin ve iyotun karanlığına
ayaklanmacı bir yürekle çıktım kıyımlardan
yazdım ilk büyü kitabını

Seviştim şimdi de seninle
ağzında latince bir mayhoşluk
bir yaz gölgeliği gezdiren kadın
gel yıkan benimle ürpert
sabaha yayılan fesleğen kokusunu
yontucuların okşadığı karnın da
perçinlesin geçmişle bugünü

Sıkıyorum bin yıllık mermerin özsuyunu
yanıyor meşaleler tören yerinde
birinin elleri savaştan dönmüş
buğday kokuyor birinin ki
bir siklon çatırtısı havada

Sabah, kimseler yok daha
haykırıyorum: Antonius’a bir rüzgâr
geçmiş siniyor içime afyon gibi
balıkçı Ali “Ulan deniz” deyip
sandala seriyor ıslanmış gömleğini

Özlesek de yıkanmış avluların serinliğini
su çeksek de ata yadigârı kuyulardan
ey ufuk diye haykıran biziz
biz ki en ölgün saatin de ikindinin
bir haykırış gibi
yeni toprakların vaktine gireriz

Ey bir kan pıhtısından
bir deniz kabuğundan
efsaneler yaratacak oğul,
bul artık bizim badem ağaçlarımızı
şiirlerin yazıldığı taşlıkları
tohumun nasıl serpildiğini bul
bul elini ilk kesen balıkçıyı
çamaşır seren kadını
neyi katık ettiğimizi ekmeğe,
bizim şimdimizi kendinin geçmişini bul

Az buçuk tarihçiyiz hepimiz.