EL-LER Üstüne Aforizmalar

13/02/2010

EL-LER Üstüne Aforizmalar


Elleri temiz olanın boştur elleri.
Heiner Müller

Az iş yapan el daha hassas, ama daha hünersiz olur.
Shakespeare

Elleriyle çalışan adam amele; elleriyle birlikte zihnini çalıştıran adam usta;
ama elleri, zihni ve kalbiyle çalışan adam sanatçıdır.
Dyloch Koch

Sizi eleştirenlere pençelerinizi değil, ellerinizi uzatın.
Montaigne

El, her iş gibi alkıştan da yorulur.
Cenap Şahabettin

Bir elin yaptığı her şeyi bir başka el yıkabilir.
Schiller

Kadife eldiven içinde demirden el!
Charles V.

Hiç el, gönülden gizli bir iş yapabilir mi?
Mevlânâ

Eller, şerefli işler için yaratılmıştır, yağma ve hırsızlık için değil.
İsaac Watts

Veren el, alan elden üstündür.
Hz. Muhammed

İnsan çalışarak öğrenir, resim yaparak da ressam olur.
Ancak, önce ellerini kullanmayı öğrenmelidir.
Van Gogh

Sırasında okşayan el kadar, sırasında döven el de öpülmeye layıktır.
Cenap Şahabettin

Sen körsün, ben sağır ve dilsizim; elini ver ki anlaşabilelim.
Halil Cibran

Sağ elin verdiğini sol elin görmesin.
(Türk Atasözü)

Fazla el değmesi bir şeyi kirletebilir.
Shakespeare

Tanrı, dolu ellere değil, temiz ellere bakar.
P. Syrus


LİR VE ORFE / Şerif Erginbay

13/02/2010

Şerif Erginbay

LİR VE ORFE

1

Soylu sesinin yankısı aralıyor ağzımı durmadan
dilim uyanışını dönüyor.. dönüyor teldeki sızım..
bulutum, çalgım, takımyıldızım; Lyra…

Bin kez söyleyip unuttuğum şiir.. bulup kaybettiğim kıyım;
patikam, ormanım.. yeniden başlamak için güneş yakınlığına;
ormanın aynasından çiylerimi taşıyorum bulutuna…

Şarkınla akıyorsun.. bin düğüm çözer tel tel sarılışın,
uzun soluğum ısıtıyor dalını, aralıyorum göğe sarmaşığını,
bin yıllık ağzımda unutulmuş deniz tadı; Lyra..

Kollarımın çağıran boşluğuna sığınan ışığım;
ellerin taşıyor bende
bir yaprak veriyorum adına.. köpük köpük dök sesini..
ıssızlığıma kanat..!
bir yaprak veriyorum adına; gürültüyle açıyor orman kendini..
binlerce sözcüğün akıyor içimin yıldız kaymasına.

Yüzünü göm ve kaybolsun yüzümün aynasında
saklı kalsın suyumuzda sis demeti..
ormanı geceye salan son aydınlığıyla günün
eşiğimin otları üstünde parıldayan inci.. Lyra..


KALAN / Serap Erdoğan

13/02/2010

Serap Erdoğan


KALAN

Bir akşamı saçmaktan yorulur insan
Örtülere okşanmış koyulukları dinlemekten
Bir yalanı kalmaktan anlamaktan çürümeyi
Kara bir tadı demlemekten uykusuzluğa yorulur

Başladığı her vakte eski durur
Aşk usanmanın taşırdığı
Durmadan bir rahleye yan…lış açılmış
Birinin yaşamasına içinden sandallar uzatsa da
Kendine boğulan seslerden olmuştur

Eksik söylenmiş bir kızlıkta kalabilir insan
Bir yanlış göçü gitmekten, acıtmaktan göğünü
İncecik değerken öldü sanabilir duvarlarını
Böylece eğriliği saatlerin tuhaf gölgeleri artık

Tutula tutula yıpranmış bir ay’dır aşk
Gezer ıslanmış taşlıklarında Türkçenin
Balkonlar kadar görülür bir şeydir ağrısı
Ama konuşurlar üstüne memur ağzıyla
Daha denmez bir elin yanında bir elsizlik yazık


ELLER İLAHİSİ / Gülten Akın

13/02/2010

ELLER İLAHİSİ


Ellerini görsem oğlumun
Uzun esmer parmaklı ellerini
Onları özlüyorum
Üç yaşına yağan karda
Kızarmış, ısıttım öpe hohlaya
Ozanca el-ücra çağrışımı yapan
Alucra kışları
Bir elim elinde sabaha dek
Öteki yorganının üstünde
Üşümezdi artık örttüm sardım ya

Görsem ellerini oğlumun
Ardında bağlı durmasa
Kalmasa Alucra sisler içinde
Gevaş’a kurtlar inmese
Cano kızak yap oğluma
Uçar gider göle doğru
Çığ düşer, Artos’a salma

Ellerini görsem oğlumun
Dizgini tutarken atının üztünde
Sağrısı yelesi al ürpermede
Ferhan usul usul titrese

Ellerini görsem oğlumun
Yeşil söğüt dalını incelikle
Kuş sesleriyle değiştiğinde
Beş yaşında çalışkan ellerini
Uçtu gitti kitapların ardında
Uçtu gitti kalemlerin ardında

Gülten Akın


BU ELLER MİYDİ / Fazıl Hüsnü Dağlarca

13/02/2010

BU ELLER MİYDİ


Bu eller miydi masallar arasından
Rüyalara uzattığım bu eller miydi.
Arzu dolu, yaşamak dolu,
Bu eller miydi resimleri tutarken uyuyan.

Bilyaların aydınlık dünyacıkları
Bu eller miydi hayatı o dünyaların.
Altın bir oyun gibi eserdi
Altın tüylerinden mevsimin rüzgârı.

Topraktan evler yapan bu eller miydi
Ki şimdi değmekte toprak olan evlere.
El işi vazifelerin önünde
Tırnaklarını yiyerek düşünmek ne iydi.

Kaybolmuş o çizgilerden
Falcının saadet dedikleri.
O köylü çakısının kestiği yer
Söğüt dallarından düdük yaparken…

Bu eller miydi kesen mavi serçeyi
Birkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.
Yorganın altına saklanarak
Bu eller miydi sevmeyen geceyi.

Ayrılmış sevgili oyuncaklardan
Kırmış küçücük şişelerini.
Ve her şeyden ve her şeyden sonra
Bu eller miydi Allaha açılan !

Fazıl Hüsnü Dağlarca


ELİŞİ / İlhan Demiraslan

13/02/2010

ELİŞİ

El değdikçe daha güzel
Misafir odaları sofalar
Masaların üstü meselâ
El değdikçe daha güzel

Kız güzel, ama ne kadar güzel
Kolları başka güzel kalçaları başka
Memeleri hele memeleri
El değdikçe daha güzel

Hastanın gözleri güzel ama
Daha güzel oluyor
Hastanın alnına
El değdikçe

Her şeyin güzeli en güzeli
Bu kadar insan var
Bu kadar insanın eli
Birbirine değdikçe.

İlhan Demiraslan


ÖNCE ELLERİN / Ümit Yaşar

13/02/2010

ÖNCE ELLERİN

Önce ellerini gördüm; nasıl aydınlıktı öyle
Yıllardan bir yıl, vakitlerden bir akşam
Kovdu çevremden bütün kötülükleri
Önce ellerin
Önce ellerini gördüm, tuttum, bırakmam

Bilmezdim eskiden ben bu şafakları
Öğrendim nasıl da güzelmiş yeryüzü
Bir mutluluk yayılır avuçlarından
Önce ellerin
Benim dinlediğim ellerinin türküsü.

Yağmur mu yağan öyleyse dinle
Islandım, üşüdüm senden uzakta, beni bırakma
Tut ki sensizlik bir ölüm başka türlü
Önce ellerin
Önce ellerin geliyor aklıma.

Bir büyük resim çiziyorum gökyüzüne, seyret
Şu bulut ellerin işte, mutlu, serin, beyaz
Ne güç bu rengi bulmak, bu rengi vermek sana
Önce ellerin
Ellerin bir duygudur anlatılmaz.

Gün olur hüzünlü bir musikidir duyduğum
Ellerinde keman telleri, piyano tuşları
Öyle bir yaşamaksın ki hiç yaşamamak
Önce ellerin
Önce ellerin sonra bu gözyaşları.

Dupduru yeraltı nehirleri gibi
Öyle aydınlık gülüşün kadar
Her şey bir gün çekilir, biter ve ölür
Önce ellerin
Ve yokluğumuzda sonra ellerin yaşar

Ellerin anlatır sabahın olduğunu
Ellerin yoksa bil ki gece ve karanlık
Mevsimler onlarla değişiyor görüyor musun?
Önce ellerin
Anlasana ellerindeyim artık.

Ümit Yaşar


AVUCUMUZDA ŞİİRİSTAN / Ahmet İnam

13/02/2010

AVUCUMUZDA ŞİİRİSTAN

Elin değil elin. İkimizin. İçime uzat.
Beşimizin, onumuzun, hepimizin.
Varlığın eli. Elin. İçime uzat.
Elin senin.
Sen sen olduğun, sende cihan olduğu, cihan sana sığmadığı için.
Elini ver bana. Elimi al benden. Elini elime kat.
*
Her elin bir göğü, her göğün bir eli var.
Açık, kapalı, dolu, boş. Her elin bir göğü, her göğün bir eli.
*
Ellediğimizde elliyor muyuz gerçekten?
El veriyor muyuz dokunduğumuza yoksa onu el sayıp mıncıklıyor muyuz? Dokunma ne zaman bir ihlâldir ey ten?
*
El okşamaz, boğar da. Yumruk olur. Tetiği çeker de.
*
Avcumdaki gökyüzünü, avcundaki gökyüzüne.
*
Karışının alnımda işi ne? Dünyan kaç karış?
*
Elim yalnızca dokunmuyor. Yapıyor. ‹nsan, eli olduğu için insan. İnsan, dünya gezegenini elleyen, ona el katan bir varlık.
*
Tut. Elinle. Dünyayı. Tutuyorum. Tutmasaydım, dünya çoktan dünya olmaktan çıkardı.
*
Avcumun içindeki dünyayı, dünyanın içindeki avucumda gördüm de haddimi bildim.
*
Dostumun avucu benim okyanusumdur.
*
Sevgilimin avcundaki kalbim, sevgiliyi avcuma bırakıyor. Avuçlarımız ne bir sığınak ne bir değirmen. Avuçlarımız göğe açılan dua, yere yağan rahmet, birbirlerine kenetlenerek seyreden iki martı.
*
Elim teninde yurdunu arıyor.
*
Elim elinde uyuyor.
*
Tutsan. Tutsam. Tutuşsak, tütse bedenlerimiz avuçlarımızdaki sonsuzluğa.
*
— Avuçlayabilir miyim sendeki sonsuzluğu?
— Hayır. Dokunabilirsin.
— Nasıl?
— Sonsuzluğunla.
*
Ellerimizden yağan yağmur, insana. Hayata.
*
Ellenen pislikleri unutma. Gökteki yıldızlara da bulaşırlar.
*
Bileklerinden bacak aralarına yürüyen parmaklarım göğünü de taşımalı mi içine?
*
Ellerim, beynimle ayaklarım arasında, ikisine de saygılı. Beynimden ayağıma Hermes, ayağımdan beynime Eros olan ellerimde, hayatın bin bir maharetiyle çâresiz biriyim. Elliyim de çâreli değilim. Elsiz miyim yoksa? Yâreliyim. Yâr eliyim.
*
El ile il arasındaki bağ, ayağımla elim arasındaki bağla bağlanabilir mi? ‹lim, yurdum, toprağım, ellerimle işlediğimde ortaya çıkıyor. Elimin değmediği yer yurdum olabilir mi? Elim değmezse ilim ellerin olur.
*
Tüt ile tut arasındaki havadaki iki nokta farkı bize ne söyler? Tütüşmek sözcüğü neden unutulmuş dilimizde? Karşılıklı tütmeyi bildiğimiz hâlde? Tütüşük gönüllerin tûş olamayışından mı?
*
Ellerin buhurdanında tüten nedir? Kaygıdır. Sevinçtir. “Tut beni” çiçeği açar avuçlarımda, gözyaşlarınla yağar mısın üstüne?
*
Kelepçe, beynimize, yüreğimize vurulmadıkça ellerimiz özgürdür.
*
Dil, eli dövebilir de sevebilir de. Oysa saygı duymalıdır. El dilin ağabeyidir, ondan önce doğmuştur. “Dil varlığın evidir” denirken elin hakkı yenmiştir. El ilin evidir.
*
El dilin balkonudur. Sevgili ellenince dillenir. Dillenince ellenir.
*
(Ellenince sözü yanlış anlaşılmamalı. Ellenmek, eli harekete geçirme, eli devingen kılma, el olma, el hâline gelme demek.)
*
Sazımın eli beni çalıyor. Sazım ve elim sevgilime dahil oluyor.
*
Elden gelen şifâ, çok defa, doğaya vefâ
*
Topacık ellerini söyleyen türkülerle sevgilim sana dahil oldum.
*
Biz hayatı şiir şişesinin dibinde görenlerde hayalleri elleme huyu vardır. Sevgili hayalini getirir, biz okşarız.
*
Geceleri ellerimize gelirler. Okşatmak için kendilerini. Şiir derler kendilerine. Odamın buğulu camının önünde onlara hohlayarak dahil olurum.
*
Şiir elimizde oturur, elimiz şiirde oturduğu için.
*
Avucumuzda şiiristân yıldızlara dua ederiz.


Aralık 2007, Ankara

Ahmet İnam


ELLERİNİZE VE YALANA DAİR / Nâzım Hikmet

13/02/2010

ELLERİNİZE VE YALANA DAİR

Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.

Arılar gibi hünerli, hafif,
sütlü memeler gibi yüklü,
tabiat gibi cesur
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizliyen elleriniz.

Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.

Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeğe muhtaçsınız.
Ve beyaz bir sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.

İnsanlar, ah, benim insanlarım,
hele Asya’dakiler, Afrika’dakiler,
Yakın Doğu, Orta Doğu, Pasifik adaları
ve benim memleketlilerim,
yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Avrupalım, Amerikalım benim,
uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandırılır,
kolay aldatılırsın…

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa,
renk yalan söylüyorsa,
ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka her şey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.
Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgân saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

NÂZIM HİKMET


S’imge : ELLER

13/02/2010

S’İMGE : ELLER Sayımızda Türk ve Dünya Edebiyatından Saçilmiş 21 düzyazı ve 27 şiir yer alıyor.


YAĞMUR, GÜL ve ELLER

Yel yapraklarımı savurur,
Dört yanım yağmurla örtülü;
Güz vaktim gerçek ya, ne yağmur!

Kafamda hep bir uykusuzluk
Ve masamda bir düşler gülü,
Gecenin içinde, soyunuk.

Ve bir düşünce arasında
Ellerim; beyaz, boş ve bencil,
Bu gül’le gece arasında,

Kopmuş gidiyor dallarımdan…
Hayır, başımdan yana değil
Uykusuzluğum, ellerimden.

Ahmet Muhip Dıranas


ELLER KOLLAR

Hani Cahit Sıtkı Tarancı
Derdi ki, “Nerde hareket ben orda,”
Supervielle de öldü, unutamadı,
Aklı hep elinde kolunda.

Der ki, bir ölüyü konuşturarak,
Gençliğimde yazdığım şiir:
“Başımı kaşımak, çiçek koparmak,
El sıkmak istiyorum arada bir”

Hafiftir düşün, uçup gidebilir
Bir koku ağırlığı kadar,
Yanlarımda ellerim kollarım var
De ki, onlar bana yetişir.

Melih Cevdet Anday

ELLERİM

Ellerimi severim
On parmağım başak başak,
Ne selamlar gönderdim
Liman liman beş kıtaya,
Her kıtada canımız var, canımız
Ben nasıl sevmem sizi ellerim
Ne omuzlar tuttunuz.

ELLERİN

Ekmek gibi ellerin var
Sıcacık
Seni niçin sevmeyeyim?

Cahit Irgat

SAĞ EL

Sağ elim arslan elim
Her hâli ayrı ayrı
Dillere destan elim
Âlemde senden gayrı
Gerçek dayanak mı var
Yediğim ekmek senden
Sen ev yıkmaz ev yapar
Sensin beni ben eden

Sağ elim arslan elim
Dost için düşman için
Her zaman insan elim
İstemem dert göresin
Sen dünya maceramda
Aşkım sabrım kararım
Gülsem de ağlasam da
Ancak seninle varım

Cahit Sıtkı Tarancı


AŞK ŞARKISI

Ellerini ver, öpeceğim,
Binlerce el içindeyim,
fiu beyaz çizgilerden gideceğim.
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.

Gözlerinden gireceğim,
İçinde yer edeceğim.
Sana oradan sesleneceğim;
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.

Özdemir Asaf


DÖRTLÜK

Bir elim ekmekte bir elim sende
Bir elim gerçekte bir elim sende
İki el bir baş içinmiş masal
Bir elim gelecekte bir elim sende

Arif Damar