ÜNİVERSİTE BİR MABETTİR / Emre Kongar

ÜNİVERSİTE BİR MABETTİR


Gerçek kutsaldır. Gerçeği aramak kutsal bir iştir. Gerçeğin arandığı yer kutsal bir yerdir. Gerçeği arayanlar da kutsanmış kişilerdir.

Her kutsal iş gibi, «gerçeği aramanın» da bir yolu yordamı, bir yöntemi vardır. Bu yol, yordam, yöntem izlenmezse, gerçeğe ulaşmak olanağı da ortadan kalkar.

Her kutsal iş gibi, «gerçeği aramak» da, istenirse, toplu halde ve bu iş için inşa edilmiş yerlerde istenirse bireysel olarak, özel konutlarda yapılır.

Gerçeği arama işi, toplu olarak yapıldığı zaman «öz denetim» daha fazla, yanılma payı daha az olur. Bu yüzden de «toplu halde» yapılan «gerçeği arama çalışmaları» daha makbuldür. Bu durum, özel çabalarıyla gerçeği bulmaya çalışanların etkinliklerini daha fazla geçersiz kılmaz. Yalnızca, bu çabaların daha zor ve belki bu nedenle daha bile değerli olduğunu ortaya koyar.

İşte ben Üniversiteye bu çerçeve içinde bakıyorum: Bilimsel bir çaba bir «ibadet», üniversite bir «mabet»tir.


Mabet’in Beş Kuralı

Her mabet gibi «bilim mabedi» nin de kuralları vardır. Birinci kural bir sevgiye, bir inanca, bir aşka sahip olmaktır. Gerçeği sevmek, ona inanmak, hattâ ona âşık olmak zorundadır bu mabette yaşayanlar. Çünkü tüm yaşamları, gerçeği aramaya, bulmaya, bulduklarını sandıkları gerçeği yeniden irdelemeye ve gerçek olduğuna ilişkin bilgi varolduğu sürece onu başkalarına aktarmaya adanmış olarak geçer.

İkinci kural dürüst olmaktır. Bu mabetteki insanlar dürüst olmak zorundadırlar: Kendilerine karşı, meslektaşlarına karşı, öğrencilerine karşı, topluma karşı ve en önemlisi gerçeğe karşı. Dürüst olmayanları, zaten, gerçek bağışlamaz. Onların yanlışlarını, hem de tarihe geçecek bir biçimde sergileyiverir.

Üçüncü kural çalışkan olmaktır. Fakat bu çalışkanlık sistematik bir çalışkanlıktır. Bir karıncanın yorulmak, durmak bilmeyen çalışkanlığıdır. Gece ve gündüz, sabah ve akşam, Üniversitede ve evde çalışmaktır. Aynı konuda, yılmadan, bıkmadan, usanmadan, gerekirse aynı işi binlerce kez yineleyerek.

Dördüncü kural kuşkucu olmaktır. Gerçeğin peşinde koşanlar onu elde ettiklerinden hiçbir zaman emin olmamalıdırlar. Ellerindekinin «hakiki» gerçek olup olmadığını, yani ulaştıkları bilginin topluma ya da doğaya uygun olup olmadığını sürekli olarak denetlemelidirler.

«Bilim Mabedi»nde yaşayabilmek için gerekli olan beşinci kural hoşgörülü olmaktır. Bu oldukça geniş kapsamlı bir hoşgörüdür : Sizden farklı düşünenlere, sizden farklı yöntemler kullananlara ve sizin «bulduğunuz» gerçeklerden «farklı» gerçekler bulduklarını öne sürenlere karşı uygulanacak bir hoşgörüdür bu. Eleştiriye açık olmak, hatta, eleştiriyi, «gerçeğe ulaşma yolunda» kaçınılmaz bir koşul olarak, istemek, aramak anlamında bir hoşgörüdür bu. Doğa ve insan sevgisine de dayalı bir hoşgörüdür bu.

Mabet’de Yaşam

İnsanlar, bu beş koşulu yerine getiren insanlar nasıl yaşarlar Mabet’de?

Okurlar bu insanlar. Bol, bol okurlar. «Amerika’yı yeniden keşfetmenin gülünçlüğüne» düşmemek için okurlar. Yeni ufuklara doğru açılabilmek için okurlar. Ellerindeki bilgileri başkalarının buldukları ile karşılaştırmak için okurlar. Kuram öğrenmek için okurlar. Bulgu ve veri öğrenmek için okurlar.

Araştırırlar bu insanlar. Sürekli araştırırlar. Doğayı, toplumu, insanı didik didik ederler. Hem bildikleri gerçekleri, hem de bilmedikleri gerçekleri araştırırlar. Çünkü bildikleri gerçekler konusunda dahi her an yanılabileceklerini düşünürler.

Tartışırlar bu insanlar. Kendi bulduklarını da tartışırlar, başkalarının bulduklarını da. Kendi düşündüklerini de, başkalarının düşündüklerini de. Kuramsal çalışma sırasında kendi sistematik düşüncelerini de, başkalarının sistematik düşüncelerini de. Okuduklarını da tartışırlar, yazdıklarını da.

Yazarlar bu insanlar. Başkalarının düşündükleri, söyledikleri, buldukları hakkında da yazarlar, kendi düşündükleri, söy ledikleri, buldukları hakkında da. Kuram hakkında da yazarlar, veri ve bulgu hakkında da. Tarif ve tasvir de ederler, neden-sonuç ilişkisi de ararlar, karşılıklı etki ve tepki de belirlerler.

Ders verirler bu insanlar. Evrensel bulgular hakkında da, özel durumlar hakkında da. Tarih içinde de güncelde de. Dünya’yı da anlatırlar, kendi toplumlarını da. Kuram da öğretirler, bulgu ve veri de. En önemlisi, «doğru düşünmenin,» «gerçeğe erişmenin» yöntemini, yolunu, yordamını anlatırlar bu insanlar.

Yeni «Hoca»lar yetiştirirler bu insanlar. Üst düzeyde ders verirler bunlara. Araştırma yaptırırlar, tartıştırırlar bulgularını. Özel sınavlara sokarlar, araştırma yapma, kuram oluşturma, yorum yapma yeteneklerini, bilgi düzeylerini ölçerler. Mabet’de yaşamanın gerekleri açısından «ahlâk» kurallarını, yani «Mabedin Kurallarını» öğretirler bu gençlere.

Mabet’in Gücü: İhanetin Nedeni

Böyle bir Mabet’i kim ele geçirmek istemez? Kim kendi amaçlarına alet etmek istemez? Her politikacı, her terörist, her parti, her ideoloji, her hain, gözünü bu Mabet’e dikmiştir. Onun için Türkiye’nin yaşadığı kan ve gözyaşı günlerinde ilk bombalar Mabet’te patlamış, en değerli kurbanlar Mabet’ten seçilmiştir.

Mabet, dışardan yokedilemez. Yıkılabilir fakat yokedilemez. Çünkü onun kutsal beş kuralı, çünkü onun kutsal bir yaşam biçimi, çünkü onun kendi kendini üreten bir yapısı vardır. Yıkılırsa, yeniden yapılabilir. Bu nedenle O’nu dıştan yoketmek olanaksızdı.

Ancak bir «iç ihanet» yokedebilirdi onu. Mabet’de yaşayan, ama kutsal beş kurala uymayan ve kutsal yaşam biçimini benimsememiş olan insanlar onun yokoluşuna yardım edebilirlerdi.

«İhanet» Mabet’in gücünden geliyordu: O’na uyamayan kişi, uyumsuzluğunun ayıbını, onu yokederek örtecekti. Hem de tarihteki tüm sapkınların illüzyonu ile: O’na egemen olduğunu sanarak. Aynen dalındaki bir manolya çiçeğinin lekesiz beyazlığına tamah ederek onu koparıp eline aldığında, bu beyazlığa sahip olduğunu sanan ve dokunduğu yerin karardığını büyük bir şaşkınlıkla izleyen cahil bir koleksiyoncu gibi.


Zor kullanarak pek çok şey elde edilebilir. Ama dalından koparılmış bir manolya çiçeğinde, beyazlık; asla!

(Yaşamın Anlamı, Remzi Kitabevi Yay.)

Emre Kongar

Reklamlar

One Response to ÜNİVERSİTE BİR MABETTİR / Emre Kongar

  1. Mehtap Kılıç dedi ki:

    “İnsan tamamlanmamıştır”
    Ernst Cassirer
    “Gerçeklik”burada kastedilen “hakikat”tır aslında;episteme,bilgi…ki onun peşine düşen antropomorfist insan, ne de olsa sınırsızlığı içinde sınırlıdır. Mabet; adanmışlık; arayış; insan olma sürecindeki serüven, bir Sokrates soyluluğu taşımayı gerektirir, o kadar derin ve de meydan okuyan.
    Bir yanıyla da kuşatıcı ve de mütevazi; ” düşüncelerinize katılmasam da bunları ifade etmenize sonuna kadar katılıyorum” diyen bir Voltaire anlayışı.
    Daha da kuşkulu ve belki de yalnız kendi hakikatiyle başbaşa bir Nietzsche…
    Yine de inanmak daha evrensel olan için…hakikatin tek ve bütün ışığı için, bütüne hizmet için…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: