ÂŞIKLARIN ÖLÜMÜ / Baudelaire

07/03/2010

Charles BAUDELAIRE

(Fransa, 1821-1867)

ÂŞIKLARIN ÖLÜMÜ

Yatağımız olacak, hafif kokuyla dolu,
Divanımız olacak, bir mezar gibi derin;
Bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
O garip çiçekleri süsleyecek konsolu.

Son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
Birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
Çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
‹kimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.

Pembe, lâhuti mavi bir akşam saatinde,
Vedayla dolu, uzun bir hıçkırık halinde
Yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;

Nihayet kapıları biraz aralıyarak,
Sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
Buğulu aynaları ve ölmüş alevleri.

Türkçesi: Sabri Esat Siyavuşgil


GİDİP TESLİM OLDUM KAİNATA… / Uluer Aydoğdu

07/03/2010

Gidip teslim oldum kainata teslimiyet yegane mucizedir


Kırlangıçlar oynaşıyor, onların oyunlarına
allara, morlara, şuramdaki gümbürtüye
içkinliği var her şeyin dışkınlığı, zarların havada yuvarlanışına
yürürken üzerime şiirler sıçratır komşu kızı serpil’e
içimizdedir öteki beyler bayanlar
o ötekini sevdik mi mis gibi bir dünya, o istikamete
bakmayın siz yolun henüz olmayışına
bir adıma bakar, bir sapana
rüzgar eser, iyi ki, kuşlar vardır, inanalım diye başka diyarlara
nehirler akar hiç bıkmadan, rastlaşır ve severiz birbirimizi
zamanın aktığı istikamette milyonuncu kez karşılayıp hayatı
uğurlarız milyonuncu kez, şaraba dönüşür üzüm, sana dönüşürüm
harman yeri ve okyanus diplerine
takip ederim içimdeki yersiz yurtsuz kuşları
güzel günlerin yapımında çalışan şiir ve şiircilere
ten ağacında biter bütün sevişmeler, hadi sevişsek ya bir el
şekere batırılmış çil bir kızla sevişmek ah ne hoştur geceleri
hele bir de esrara batmışsak, zahiri sularda yüzen batini bir gemidir aşk
militandır, bıçak çeker hep, kırmızı güller eşrafından
gelincikler her dilde eşiktir, eşik cinlerine
martılara, vapur düdüklerine, köpüklere
-ece kursları için acele edin lütfen, çorak ülke turları başlamıştır
-cehennemde bir mevsim geçirmek isteyenlere son çağrı
insan biriktirmek kallavi bir iştir, beyler bayanlar, iyi bilir bunu nazım
türkiye erbabıdır, gamze mektebinden mezun, sana
dedim ya aşk başka bir şeydir kardeşim, of aman aman
adım çıkmış aşığa, dağlar yüksek, sen dağlardan daha yükseksin
vadilerden daha derin, kuşlardan daha kuş
gidip teslim oldum kâinata, teslimiyet yegane mucizedir.

Uluer Aydoğdu


KIYAMADIĞIM / Sabahattin Ali

07/03/2010

KIYAMADIĞIM

Hey bir zaman bakıp bakıp
Seyrine doyamadığım!
Şimdi gurbette bırakıp
Sesini duyamadığım!

Evde kapanıp kaldın mı?
Seyrana çıkıp güldün mü?
Başkalarının oldun mu?
‘Benimsin!’ diyemediğim!

Akıtıp gözüm yaşını
Hatırlarım gülüşünü;
Kıvırcık saçlı başını
Göğsüme koyamadiğım!

Dik yamaçların selisin,
Sen benden daha delisin,
Şimdi kimlerin kulusun?
Başını eğemediğim!

Nasıl vurgunum bilirdin,
Niçin benden yüz çevirdin?
Kimlerin koynuna girdin?
Öpmeğe kıyamadığım!

Sabahattin Ali


BAĞLILIK / Char

07/03/2010

Rene CHAR

(Fransa,1907-1988)

BAĞLILIK


Kentin sokaklarında sevgilim var benim. Nereye gittiği önemli değil bölünmüş zamanın içinde. Artık sevgilim değil, herkes onunla konuşabilir. Artık anımsamıyor, gerçekte kim sevmişti onu?

Bakışların dileğinde benzerini arıyor. Bağlılığımı yürüyor uçtan uca. Umudun resmini çiziyor, sonra da hafif, uzaklaştırıyor onu. Kendi istemese de ağır basıyor.

Mutlu bir batık gibi dibinde yaşıyorum onun. Yalnızlığım onun hazinesi, o bilmese de. Atılımını çevreleyen büyük boylamda, özgürlüğüm içten içe oyuyor onu.

Kentin sokaklarında sevgilim var benim. Nereye gittiği önemli değil bölünmüş zamanın içinde. Artık sevgilim değil, herkes onunla konuşabilir. Artık anımsamıyor, gerçekte kim sevmişti onu ve kim aydınlatıyor uzaktan, düşmesin diye.


BOLİVYALI KÜÇÜK ASKER / Guillen

07/03/2010

Nicolas GUILLEN

(Küba, 1902 – 1989)

BOLİVYALI KÜÇÜK ASKER

Bolivyalı küçük asker,
Bolivyalı küçük asker,
sırtında tüfeğin, gidiyorsun
tüfeğin Amerikan malı
tüfeğin Amerikan malı
Bolivyalı küçük asker
tüfeğin Amerikan malı.

Sinyor Barrientos verdi onu sana
Bolivyalı küçük asker
Mister Johnson’ un armağanı
kardeşini vurman için
kardeşini vurman için
Bolivyalı küçük asker
kardeşini vurman için.

Kim bu ölü, bilmiyor musun
Bolivyalı küçük asker?
Bu ölü Che Guevara,
Arjantinliydi Kübalıydı
Arjantinliydi Kübalıydı
Bolivyalı küçük asker,
Arjantinliydi Kübalıydı.

En iyi dostundu senin,
Bolivyalı küçük asker,
yoksulların dostuydu
doğudan dağlara kadar
doğudan dağlara kadar
Bolivyalı küçük asker
doğudan dağlara kadar.

Gitarım tepeden tırnağa
Bolivyalı küçük asker
yas tutuyor, ağlamıyor
ağlamak insan işi
ağlamak insan işi
Bolivyalı küçük asker
ağlamak insan işi.


SEN VARSIN ORDA / Âşık Veysel

07/03/2010

SEN VARSIN ORDA


Aşkımın temeli sen bir âlemsin
Sevgi muhabbetsin dilde kelamsın
Merhabasın dosttan gelen selamsın
Duyarak alırım sen varsın orda

Saklarım gözümde güzelliğini
Her neye bakarsam sen varsın orda
Kalbimde gizlerim muhabbetini
Koymam yabancıyı sen varsın orda

Çeşitli çiçekler yeşil yapraklar
Renklerin içinde nakşını saklar
Karanlık geceler aydın şafaklar
Uyanır cümlâlem sen varsın orda

Mevcudiyetteki kudreti kuvvet
Senden hasıl oldu sen verdin hayat
Yoktur senden başka ilânihayet
İnanıp kanmışım sen varsın orda

Hu çeker iniler çalınan sazlar
Kükremiş dalgalar coşar denizler
Güneş doğar perdelenir yıldızlar
Saçar kıvılcımlar sen varsın orda

Veysel’i söyleten sen oldun mutlak
Gezer daldan dala yorulur ahmak
Sen ağaç misali biz dalda yaprak
Meyva çekirdeksin sen varsın orda

Âşık VEYSEL


ANDELÎB / Nâilî

07/03/2010

NÂİLÎ-İ Kadîm


GAZEL

Gül hâra düştü sîne-figâr oldu andelîb
Bir hâra baktı bir güle zâr oldu andelîb

Şehnâme-hânlık eyledi Keyhusrev-i güle
Destân-serâ-yı sebz ü bahâr oldu andelîb

Feryâda başladı yine her perri hârdan
Dîvân-serâ-yı gülde hezâr oldu andelîb

Gül gördü pâre pâre ciger gonca gark-ı hûn
Memnûn-ı zahm-ı hancer-i hâr oldu andelîb

Ey Nâilî vedâ’-ı gül ü bâğ u râğ idüp
Mehcûr-ı yâr u dâr u diyâr oldu andelîb


AYRINTI / Fatih Yavuz Çiçek

07/03/2010

Ayrıntı


tahta kalıplara çivilendi adımız
mahşerin pusulasında kodumuz : mim
hükümlü kartıma vurulan damga
kişiye özelse
bilirim
kefilsizdir “ten mülkümüz”

ey kum gölgesini selamlayan turnalar
çevirin mevsimi yasak dilli güneşe
çölün soğuk yüzüne
ve zamanın ketum aynasına
gerçek zanlı kimmiş, siz gösterin

gördünüz mü nasıl gizlenmiş ökseler
nasıl da tertiplenip
tam on iki’den vurulmuş takvimler

nitekim… kırılıp budanırken tüm sürgünler
bakın tespih boncuklarına dizilen imame
umarsız

saçlar ki
onlar hep üç numara kesilen andızdır
ıslanıyordu çarmıhta sorgusuz sualsiz

sen ! tilki uykusuna yatan kariyer
kaç yıl geçmiş aradan
rahat mısın halis vicdan

bir de dayak cennetten çıkma derler
yanlış !!!

ben şeytanı kovuldu biliyorum

Onaltıkırkbeş,Haziran 2009

Fatih Yavuz Çiçek


ON BİRİNDE BİR YÂR SEVDİM / Karacaoğlan

07/03/2010

ON BİRİNDE BİR YÂR SEVDİM


On birinde bir yâr sevdim,
Taze açmış güle benzer.
On ikide şeker, şerbet,
Oğul vermiş bala benzer.

On üçünde gözün süzer,
Zülfünü gerdana dizer,
Kargı, kamış gibi uzar,
Boyu selvi dala benzer.

On dördünde bedir bedir,
Dostunun ikrarın güder,
Nere çeksen ora gider,
Boynu toklu kula benzer.

On beşinde yaşar yaşın,
Her örnekten bağlar başın,
Tenhalarda arar eşin,
Tez alışkın tele benzer.

On altıda kurt bilekli,
Ünler de Hakk’a dilekli,
Sağrısı yeşil örekli,
Esen poyraz yele benzer.

On yedide deli dolu,
Hiç bilmez gittiği yolu,
Has bahçenin gonca gülü,
Kız turnada tele benzer.

On sekizde göçer göçü,
Kız oğlanda bulur suçu.
Gelinin ibrişim saçı,
Kızıl altın tele benzer.

On dokuzda olur hasta,
Zülüfleri deste deste.
Gelin şeker, şerbet tasta,
Kız petekte bala benzer.

Naçar Karac’oğlan, naçar,
Aşkın kitabını açar.
Yirmisinde vakti geçer,
Geçmez akça pula benzer.

KARACAOĞLAN


BURUK AŞK / Neruda

07/03/2010

Pablo NERUDA

BURUK AŞK

Buruk aşk, benim dikenli menekşem,
onca kabarmış tutkunun içindeki çalılık,
ağrıların kargısı, tacı öfkenin
nasıl, ne şekilde ruhumu buldun?

Nereden hızlandırdın acının ateşini,
birden, yolumun soğuk yaprakları arasında?
Kim öğretti bana getiren yürüyüşü sana?
Taş, duman, ya da çiçek, kim öğretti evimi?

Ama bilirim, titreşirdi ürkünç gece,
gelen gün kadehini şarabıyla doldururdu
ve güneş, o tanrısal saltanatını kurdu.

Acımadan, soluksuz sardığında beni aşk
kılıçlarıyla yarıp beni dikenleriyle
yanık bir yol açardı yüreğimde.

Türkçesi: Metin Cengiz