ATLAR / Neruda

09/03/2010

Pablo NERUDA


ATLAR

Pencereden atları gördüm

Berlin’deydim, kıştı. Işık
Işıksızdı, gökyüzü yoktu gökyüzünde.

Havanın aklığı ıslak bir ekmek gibi.

Ve penceremden boş bir sirk
Kışın dişleriyle kemirilmiş.

Ansızın bir adamın yedeğinde
On at göründü sislerin içinden
Çıkarken titremediler, ateş gibi,
O saate kadar bomboş olan
Evreni doldurdular gözlerimde.
Görkemli, yangınlı
Uzun bacaklı on tanrı gibiydiler,
Yeleleri tuzun düşlerini andırıyordu.

Portakaldan ve evrenlerdendi sağrıları.

Baldı derileri, amber, yangın.

Boyunları gururun taşlarından
Oyulmuş kulelerdi,
Ve kızgın gözlerine güçlü bir dirim
Eğilmişti bir tutuklu gibi.

Ve orada, sessizlikte, ortasında
Günün, kirli ve dağınık kışın
Haşarı atlar kan,
Uyum ve yaşamın kışkırtıcı gömüleriydiler.

Baktım, baktım ve yeniden yaşadım:
Kaynağın, altın dansın, gökyüzünün,
Güzellikte yaşayan ateşin
Orada olduğunu bilmeden.

O kapanık Berlin kışını unuttum.
ama atların ışığını unutmam.

Türkçesi: Hilmi Yavuz


MARİE A.’NIN ANISINA / Brecht

09/03/2010

Bertolt BRECHT


MARİE A.’NIN ANISINA

1
Eylülün mavi ayında o gün
Taze bir erik ağacı altında usulca
Tuttum o sessiz solgun sevdayı
Tatlı bir rüya gibi kollarım arasında
Ve güzelim yaz göğünde üstümüzde
Bir bulut vardı seyrettim uzun süre
Bembeyazdı ve korkunç yükseklerde
Ve tekrar baktığımda yukarı: Yoktu artık orada.

2
O günden beri ne çok, ne çok aylar
Süzülüp aşağı sessizce akıp gittiler
Erik ağaçları belki kesilmiştir şimdi
Ve sorarsan bana sevdaya ne oldu diye?
Bilemiyorum derim sana
Ama tabii anlıyorum neyi sorduğunu
Yüzünü bile unutmuşum gerçekten
Ama tek bir şey kalmış aklımda:
O zaman öpmüştüm onu.

3
Ve bu öpücüğü de unutur giderdim çoktan
Olmasaydı eğer o bulut orada
Hâlâ hatırlıyorum onu ve hep kalacak aklımda
Bembeyazdı ve yükseklerden geldi.
Erik ağaçları hâlâ çiçek açar belki
Ve belki yedi çocuğu olmuştur şimdi o kadının
Ama sadece birkaç dakika açtı o bulut
Ve tekrar baktığımda yukarı: Karışmıştı rüzgâra.

Türkçesi: Kerem Çalışkan


UNUTULMUŞ BİR AKŞAMIN TÜRKÜSÜ / Afşar Timuçin

09/03/2010

AFŞAR TİMUÇİN

(1939)

UNUTULMUŞ BİR AKŞAMIN TÜRKÜSÜ

Yalnızlığın üstüne incecik bir beyazlık
Örtüsü örttü karlar
Şimdi kar tanelerini kocaman rüzgârlarda
Eğiriyor kemanlar

Aramasan da olur bozuldu büyü
Aramasan iyi olur kar başladı
Uzun günlere çok var
Az önce doğan gün aydınlanmadan
Kararmaya başladı

Ben bu karlarda sessizce eskidim
Kemanlar arka çıkınca sessizliğime
Göz gözü görmez kemanlar
Yokluğunu adınla çalmaya başladı

Yalnızlığın üstüne koyu bir korkusuzluk
Örtüsü örttü camlar
Ölümümü sıcacık yünler gibi
Eğiriyor kemanlar


ANDERSEN’İN MASALLARI / Can Yücel

09/03/2010

CAN YÜCEL

(1926-1999)

ANDERSEN’İN MASALLARI

Masal dediğin böyle havada olur
Kış kıyamek dizboyu kar
Üstelik yılbaşı

Bir taksi çekmişler kenara
Işık mışık hak getire
İşin iş dedim masalcıbaşı

Ossaat çaktım ilk kibriti
Elimde tanrısal bir ışık belirdi
Uzatmayalım traşı

Ne nur yüzlü ana ne Noel ağacı
Suratından düşen bin parça
İçerde bir Amerikan onbaşı

Andersen’in Kibritçi Kızı kucağında
Belli derdi yok soğuktan yana
Açılmış kıçı başı

İkinci kibrit mi allah etmesin
Çocuk muyum Andersen miyim ben
Acele kırdım ordan kirişi

Yeni yılın kutlu olsun ibrikçi başı


DÜŞÜN-POSTER: 6. CİBRAN

09/03/2010

DÜŞÜN-POSTER:  6. CİBRAN