BİR SÜRÜ DELİKANLIYA DOSTÇA ÖĞÜTLER / Bukowski

26/03/2010

Charles BUKOWSKI

(Amerika, 1920-1994)

BİR SÜRÜ DELİKANLIYA DOSTÇA ÖĞÜTLER

tibet’e git
deveye bin
incili oku
ayakkabılarını maviye boya
sakal bırak
kağıttan bir kanoyla dolaş dünyayı
the saturday evening post’a abone ol
çiğnerken sadece sol tarafını kullan ağzının
tek bacaklı bi kadınla evlen
ve düz bir usturayla traş ol
ve kadının koluna adını kazı
benzinle fırçala dişlerini
bütün gün uyu ve gece ağaçlara tırman
keşiş ol
viski ile bira iç
kafanı suyun altında tut
ve keman çal
pembe mum ışığında göbek at
köpeğini öldür
belediye başkanlığına aday ol
bir varilin içinde yaşa
baltayla kafanı yar
yağmurda lale ek
AMA ŞİİR YAZMA!


BİR ŞAİR / Octavio PAZ

26/03/2010

Octavio PAZ

(Meksika, 1914 -1998)

BİR ŞAİR


“Müzik ve ekmek, süt ve şarap, aşk ve uyku. Bedava.
Büyük ölümcül kucaklaşması birbirini seven iki düşmanın:
Her yara bir çeşme. Arkadaşlar, zamanın sonuna dek
sürecek sonul sohbet için silahlarını iyice bilerler. Aşıklar
geçer gecenin içinden, birbirine geçmiş biçimde, yıldızların
ve gövdelerin birliği. İnsandır insanın besini. Bilgi düş
görmekten farklı değil, ne de düş görmek yapmaktan. Şiir
ateşe atar bütün şiirleri. Sözler bitmiştir, imgeler bitmiş.
Nesne ile adı arasında uzaklık kaldırılmış; adlandırmak
yaratmaktır, düşlemek doğmak.”

“Şimdi sıkı tut çapanı, kuramlaştır, vaktinde gel. Fiyatını öde
ve al maaşını. Boş zamanda, çatlayıncaya kadar otlan: Çok
büyük gazete meraları vardır. Ya da, kır çevrendekileri kahve
masasında her gece, dilin şişer politika yapmaktan. Kes
sesini ya da gürültü çıkar: İkisi de aynı şey. Bir yerlerde
zaten vermişler cezanı. Onursuzluğa ya da darağacına
götüren yol tek değil: Düşlerin fazla berrak, güçlü bir
felsefeye gereksinmen var.”

Türkçesi: Ali Cengizkan


KARA PALYAÇO / Hughes

26/03/2010

Langston HUGHES

(A. B. D., 1902-1967)

KARA PALYAÇO

Ben bir kara palyaço:
O hiç yüz vermedi bana
Tuttum kimse görmeden karıştım geceye
Gece de karaydı nasıl olsa

Ben bir kara palyaço
O hiç yüz vermedi bana
Tuttum şafak söksün bekledim ağlaya ağlaya
Seherin tepeleri kanadığında
Yüreğim de kanlıydı nasıl olsa

Ben bir kara palyaço
O hiç yüz vermedi bana
Baktım benim cıvıl cıvıl yüreğim
Havası kaçmış balona dönmüş
Çıktım sabah sabah
Yeni bir kara sevda aramaya

Türkçesi: Necati Cumalı


DESTANSI ÖYKÜ / Seferis

26/03/2010

Yorgo SEFERİS

(Yunanistan, 1900-1971)

DESTANSI ÖYKÜ

IX

Liman yaşlıdır, artık bekleyemem
Çamlı adalar için çekip giden arkadaşları
Çınarlı adalar için çekip giden arkadaşları
Açık deniz için çekip giden arkadaşları.
Okşarım paslı gemileri, kürekleri okşarım
Ki bedenim canlansın ve güçlensin.
Yelkenler tuz kokusu verir yalnız
Öteki fırtınadan.

Yalnız kalmak isteseydim, sessizlik
Olurdu aradığım, yoksul ufukta
Bu çizgilerin, bu renklerin, bu suskunluğun
Ruhumu parça parça edeceği umudu değil.

Gecenin yıldızları yeniden getirdi bana
Ölümü bekleyen Odysseus’un güvenini, çiriş otları arasında.
Burda çiriş otları arasında demirlediğimiz zaman
Adonis’in yaralandığını bilen boğazı bulalım istedik.

Türkçesi: Melih Cevdet Anday


UMUT / Mayakovski

26/03/2010

Vladimir MAYAKOVSKİ

(Rusya, 1893-1930)

UMUT

Doldur yüreğime
kan doldur
kabarıncaya kadar damarlarım!
Tepeleme fikirler sok kafatasıma!
Yaşadım ben
sonuna kadar yaşamadım
daha hakkım var
ve sevmedim bu dünyada
hakkım olanı sonuna kadar…
Bir devdim ben
devdim ama
neye yarar?
Bir pire de yapardı yaptığım işleri:
Katlanmış bir gözlük misali kılıf-odamda
sabahtan akşama dizeler yazdım…
Oysa bir alay şey gelirdi elimden
ve hazırım hepsini bedava yapmağa
Ortalık siler süpürür
çamaşır yıkarım
elbise fırçalar
düğme dikerim
gözcülük de gelir elimden
nöbet tutarım.
Kapıcı yerine de kullanabilirsiniz beni
isterseniz tabii…
Kapıcı denen şey
sanırım
sizde de vardır?
fien şakrak biriydim ben
ama söyleyin neye yarar bu sevinç
insanlar sınırsız bir acının ortasında yüzerken?
Dişler
ısırmak için gösterildi benim çağımda
eller
kırmak için.
Nasıl acı çekilir
bunu siz
nerden bileceksiniz!
Diyeceğim şu ki..
bir maskara da bazan
işinize yarayabilir
modası geçmiş şiirler yazan
teşbihli meşbihli
elçabukluğu marifet
kime niyet kime kısmet
misali dizeler döken bir maskara-şair..
Bir hünerim daha vardır :
Sevmesini bilirim
ama karıştırmayalım bunu şimdi hiç!
Canm mı yandı oğlum?
Beter ol!
Sevmek kolay değildir…
Ama ben hayvanları da severim
sanırım sizde de vardır hayvan hayvanat bahçelerinde?
Bekçi diye alm beni
ne olur
hayvan bekçisi…
Bayılırım hayvanlara
inanın…
Fino köpeğiniz de mi yok
bizim fırıncınınki gibi örneğin?
Ne şeker şey bilseniz
yesin diye söküp çıkarır
kendi yüreğinizi verirdiniz…

Türkçesi: Attilâ Tokatlı


ÖYLEDİR ÖYLE BAŞLAR / Pasternak

26/03/2010

Boris PASTERNAK

(Rusya, 1890-1960)

ÖYLEDİR ÖYLE BAŞLAR

İnsan iki yaşında da öyle başlar işte
Ezgilerin karanlığına sıyrılır kucaklardan,
Cıvıl cıvıl cıvıldar, mırıldar bir süre,
Derken, üçüne doğru, sözler dökülür ağzından.

Öyledir işte, yavaşça başlarsın anlamaya,
Kapılıp bir türbinin büyük gürültüsüne,
Sen misin bu, bir başkası mı yoksa,
Yabancılaşmıştır evin, bir gölgedir annen de

Bu zalim leylâk parıltısının nedir derdi?
bu dökülen, bu inen bir park kanepesine,
Nedir? çocukları kaçırmak gibi bir şey mi?
Öyledir işte, kuşlar öyle doluşur içine.

Arttıkça artan kıvamını bulan acılardan:
Yüreğinde ulaşılamayanın özlemi, uzak yıldızlar,
Faust gibi olduğun, kafan bulandığı zaman
Öyledir, öyle başlar çingene çalgıcılar.

Uçaraktan yüce yüce gök katlarından
Çevrili alanlar görürsün, evsiz topraklar,
ve denizler bir iççekiş kadar ansızın,
İşte tıpkı öyle doğar heceler ve uyaklar.

Yulafların üstünde, sırtüstü,yaz geceleri,
yakarır durur: her şey yerini alsın diye,
Sakınarak gözünden şafağı ve evreni
Öyle olacaktır, öyledir dalaşımız güneşle.

Öyledir, öyle başlar yaşamak, dizelerle.

Türkçesi: Cemal Süreya


RÜBAİLER / Mevlânã

26/03/2010

MEVLÂNÂ

(İran, 1207-1273)

RUBAİLER

O güneş kim ki senin gül yüzüne el atıyor?
Ne cesaretle sabâ kâkülünü okşar, öper?
Hocalık taslıyor amma bedenimde şu akıl,
Çıldırırdı yüzünü bir kere görseydi eğer !

Her günden daha fazla harabım bu gece;
Dursun da keder, sen bana çal neyle Rebab;
Çünkü yüz kerre namaz, rükû’dan iyidir.
Sevilen bir güzeli kendine etmek mihrâb.

Tek mi, çift mi oynadık dün gece Cânân ile
“Tek mi, çift mi elimde, bil” dedi hasnâ Melek;
Dedim ki: Sen ve ben an çift olmak, fakat,
Senden ayrı kalmak isterim her yerde tek !

Türkçesi: Hüseyin Rıfat Işıl