KAÇIŞA GAZEL / Lorca

30/03/2010

Federico Garcia LORCA

(İspanya, 1898- 1936)

KAÇIŞA GAZEL

Birçok kere yitirdim denizde kendimi
Yeni kesilmiş çiçeklerle dolu kulaklarım
Dilim sevgiyle, acıyla dolu.
Birçok kere yitirdim denizde kendimi
Bazı çocukların kalbinde yitirdiğim gibi.

Kimse yoktur duymasın öpüşürken
Yüzü olmayan insanların gülümseyişini
Kimse yoktur dokunurken bir bebeğe unutsun
Durgun kafataslarını atların.

Çünkü aranır alında güller
O katı görünüşlü kemiklerin,
Başka işe yaramaz erkeğin elleri
Toprağın altındaki köklere benzemekten.

Bazı çocukların kalbinde yitirdiğim gibi
Birçok kere yitirdim denizde kendimi.
Gidiyorum aramaya, suyu bilmeden,
Beni çürütecek, ışık yüklü ölümleri.

Türkçesi: Ülkü Tamer


GECENİN NAL SESLERİ ARASINDA / Bachmann

30/03/2010

İngeborg BACHMANN

(Avusturya, 1926 – 1973)

GECENİN NAL SESLERİ ARASINDA


Gecenin büyük kapısı önündeki kara beygirin nal sesleri arasında,
hâlâ titriyor yüreğim bir zamanlarki gibi ve uzatıyor eyeri uçarcasına,
Diomedes’in ödünç verdiği yular gibi, kıpkırmızı.
Güçlü rüzgâr öncülüğümü yapmakta
karanlık yollarda ikiye bölerek uyuyan
ağaçların kapkara örgüsünü,
öyle ki, ay ışığıyla yıkanan meyveler
korkuyla sırtlara ve kılıçlara atlamaktalar,
ve ben indiriyorum kırbacımı
sırtına, çoktan sönmüş bir yıldızın.
Yalnızca bir kez yavaşlatıyorum adımlarımı, senin nankör dudaklarını
öpmek için, saçların dizginlere dolanmış
bile, ve pabuçların kumlarda sürükleniyor.

Hâlâ duymaktayım soluğunu
bir de hançer gibi sapladığın
o sözcüğü.

Türkçesi: Ahmet Cemal


ESMER, GÜRBÜZ ÇOCUK / Neruda

30/03/2010

Pablo NERUDA

ESMER, GÜRBÜZ ÇOCUK

Esmer, gürbüz çocuğum, güneş nasıl buğdayı
Büyütür ve belini bükerse yosunların
Mutlu kıldı tenini, gözlerini aydınlık
Koydu ağız kıyına gülüşünü suların

Kara bungun bir güneş dolanır saçlarına
Tıpkı oynarmış gibi dalgalı bir nehirde
Sen habersiz oynarken, o bırakıp çekilir
Koyu gölgeli sular, gözlerinin yerinde

Esmer çocuğum beni çekmez hiçbir şey sana
Her şey kopuyor benden, burda öğleye yakın
Sensin gücü buğdayın, dalganın esrikliği
Sensin artık o çılgın dirimi arıların

Sevdim mutlu tenini, o yumuşak sesini
Arıyor seni tellim benim yaslı yüreğim
Güneş, su ve gelincik: buğday tarlası gibi
Tatlı, güvençli, koyu alaca kelebeğim.

Türkçesi: Hilmi Yavuz


“GÖRDÜM” ve “DİNLİYORSUN” / Pavese

30/03/2010

Cesare PAVESE

(İtalya, 1908-1950)

GÖRDÜM

Olgun yemişler nasıl düşer boğuk bir sesle
o bildik otlara. Öyle senin de irkilmen
kanında bir sıçramayla. Döndürüyorsun başını
Çevrende hava bir tansık yaratıyormuşçasma,
o tansık sensin. Gözlerinde aynı tat,
aynı tat o sıcak anılarda.

DİNLİYORSUN

Nerdeyse bir şey demiyor sana duydukların.
Bir düşünce parlıyor durgun yüzünde,
gizliyor arkana vuran deniz ışıltısını.
Bir sessizliği var yüzünün, boğuk.
içe işleyen, olup düşen yemişleri ezercesine
eski acıların acısını süzen, içinden.

Türkçesi: Cevat Çapan


KOPAN İP / Brecht

30/03/2010

Bertolt BRECHT

KOPAN İP

Kopan ip, bağlanabilir yeniden
Tutar tutmasına ama
Kopmuştur işte bir kere

Belki karşılaşırız yine, ama orada
Beni terk ettiğin yerde
Bulamazsın beni bir daha

Türkçesi: Kerem Çalışkan


HALKIN AYAKLARINDAN DOĞAN BU ŞARAP / Aragon

30/03/2010

Louis ARAGON


HALKIN AYAKLARINDAN DOĞAN BU ŞARAP


Ah bu şarap değil halkın ayaklarından doğan
Dostum o bizim kanımızdır
Dokun geceye dokun yağmura dokun gözyaşlarına
Bizler doğan altının kar’ı
Ey şiir

Bizler bu zalim bağbozumu gibiyiz
Boğulmuş türküyüz biz
Biz bu kıyamet günü bu eylül
Dansı
Ey cendere ey zalim davul ey acıyın karnıma
Her dizenin farkı yok bir çığlıktan

Sen fırtına gibi doğdun bir yerlerde
Şimşeklerin anısı var gözlerinin incisinde
Sen seçmiş değilsin saatini ne de kumsalını
Acı çekmenin
Bin ölümün acısını çeksen de hep yerin olacak
Hep yeri olacak senin yaranın
Başkaları için sızlanmaya mecbur şom ağız

Ne yapmak için geldik tarihine insanların
Acı çekmekten gayri
Ne aramaya geldik onların çılgınlığında
Niçin attık kendimizi kurbanlık hayvanların içine
Hangi suçu işlemiş gibiyiz biz
Düşünceyle ya da sözle
Diyorsun ki ne düşünmek ne de bilmek isterim
Sana varolmamayı öğreteni istiyorsun
Yaşamayı canlı olarak sürdürmeksizin
Sen ki herkesten daha iyi hep varsın
Yaşamanın ve ölmenin iki kılıcı arasında
Ey şair

İşin bitmedi Acı ile acı
Ben de öyle senin kardeş-gölgen
Seni dinleyen ve seninle yankı veren
Yakınmalarım için tıpkı bir çeşme
Ayın bıçakladığı

Türkçesi: Gertrrude DURUSOY – Ahmet NECDET