YALNIZ ADAM / Aragon

07/04/2010

Louis Aragon

YALNIZ ADAM

Yalnız adam bir merdiven
Bir yere götürmez insanları
Ve sarayların bütün kapıları
Farksızdır ona bir zulümden

Yalnız adamın eğiktir kolları
Nefesi çizgi çizgi gözü bir tane
Yastığı başka yerde
Uykusu sokak kadını

Yalnız adamın parmakları rüzgâr
Kül olur ona ne verilirse
Hiçbir şey alamaz hatta zevk bile
Tozdan başka onu bulsa da tekrar

Yüzü yok yalnız adamın
O ancak yağmur için pencere
Ve gördüğün ağlayışlar onun üstünde
Âdeta parçası manzaranın

O kayıp bir mektuptur ancak
Yanlış adres mi vardı yoksa üzerinde
Sevgiler diyordu ama kime
Hangi eller onu yırtmış olacak

Türkçesi: Gertrude DURUSOY – Ahmet NECDET


EVET EVET / Bukowski

07/04/2010

Charles BUKOWSKI

(Amerika, 1920-1994)

EVET EVET

tanrı aşkı yarattığında çoğu insana yaramadı
tanrı köpekleri yarattığında köpeklere yaramadı
tanrı bitkileri yarattığında eh işte idare ederdi
tanrı nefreti yarattığında standart bir hizmete kavuştuk
tanrı beni yarattığında beni yaratmış oldu
tanrı maymunu yarattığında uyuyordu
zürafayı yarattığında sarhoştu
uyuşturucuları yarattığında kafası kıyaktı
ve intiharı yarattığında bunalımdaydı

senin yatakta uzanmış halini yarattığında
ne yaptığını biliyordu
sarhoştu ve kafası kıyaktı
ve sonra dağları ve denizi ve ateşi
aynı anda yarattı

bazı hataları oldu
ama senin yatakta uzanmış halini yarattığında
tüm Kutsal Evren’ in üzerine boşaldı.


ASILI EROS – AYKIRI DAVRANMAK / Char

07/04/2010

Rene CHAR

(Fransa,1907-1988)

ASILI EROS

Gece, yolunu yarılamıştı. Göklerin yığını, o anda tümüyle sığacaktı bakışıma. Seni gördüm, ilk ve tek, yıkılmış kürelerdeki tanrısal dişi. Sonsuzluk giysini yırttım, toprağıma getirdim seni, çırılçıplak. Çürümüş yaprakların devingen tortusu her yanımızı sardı.

Uçuyoruz, diyor hizmetçilerin, acımasız uzayda, – kızıl borazanımın türküsü eşliğinde.

Türkçesi: Samih Rifat


AYKIRI DAVRANMAK

Var olan evcil domuzlarınıza boyun eğin siz.
Var olmayan tanrılarımın
yolundan gideceğim ben.

İnsan kalacağız biz bağışlanmazlık pahasına.

Türkçesi: Asım Bezirci


SABAH PAZARINA GAZEL / Lorca

07/04/2010

Federico Garcia LORCA

(İspanya, 1898- 1936)

SABAH PAZARINA GAZEL

Görmek istiyorum geçtiğini
Elvira kemerinden
adını öğrenmek
ağlamaya başlamak için

Hangi gri ay saat dokuzda
çekti yanaklarından kanı?
Senin tohumunu kim toplar
karda parlayan alevin?
Öldürür kristalini
hangi kısa kaktüs iğnesi?

Göreceğim geçtiğini
Elvira kemerinden,
gözlerini içmek
ağlamaya başlamak için.

Nasıl çınlar pazarda
beni azarlayan sesin!
Buğday yığınlarında
nasıl kendinden geçmiş karanfil!
Nasıl uzağım yanındayken
nasıl yakınım gittiğin zaman!

Göreceğim geçtiğini
Elvira kemerinden,
kalçalarını duymak
ağlamaya başlamak için.

Türkçesi: Ülkü Tamer


AĞIRLIK VE TATLILIK KIZKARDEŞTİR / Mandelstam

07/04/2010

Osip MANDELSTAM

(Fransa, 1891 – 1938 )

AĞIRLIK VE TATLILIK KIZKARDEŞTİR


Ağırlık ve tatlılık kızkardeştir, aynıdır belirtileri
Ciğerotları ve yabanarıları ağır gülleri emerler;
İnsan ölür, soğur ısınmış kum,
Kara bir sedyede taşırlar bir gün önceki güneşi.

Ah, ağır petekler ve o tatlı ağlar,
Ağır bir taşı kaldırmak daha kolaydır tekrarlamaktan senin tatlı adını!
Tek bir kaygım var benim, altın bir kaygım:
Zamanın ağırlığını kaldırmak kaygısı…

Kara bir su gibi çekerim içime bulanık havayı,
Zaman pullukla sürülür ve gül çürüyüp toprağa döner;
Örülür iki sıralı bir çelenkte ağırlıkları ve tatlılıkları
Karışırken yavaş bir burgaçta ağır ve tatlı güller…

Türkçesi: Ataol Behramoğlu


ŞİİR / Ahmatova

07/04/2010

Anna AHMATOVA

(Rusya, 1889-1966)

ŞİİR

Bilgelik yerine alışkanlık geçerli
Alışkanlık, o tatsız besin.
Bugün bile acıyla düşünürüm,
Uzun bir vaaz oldu gençliğim.

Ya katettiğim o çorak yollar
O sevmediğim adamla!
Ve diz çöküp dua etmişliğim kiliselerde
Beni gerçekten sevmiş olan için!

En unutkanlardan da iyi öğrendim unutmasını
Ve gördüm nasıl akıp gider yıllar ardarda
Ve hiç öpülmedi dudaklarım hiç gülmedi gözlerim.
Kim geri verir onları bana, söyleyin kim?

Türkçesi: Attilâ Tokatlı


AYRILIK / Fried

07/04/2010

Erich Fried

AYRILIK

İlk gün kolaydı
ikinci gün biraz zor
Üçüncü gün daha zor ikinciden

Günden güne daha zor:
Öylesine zordu ki yedinci gün
dayanılmayacakmış gibi neredeyse

Şimdiyse
özlemini çekerim
yedinci günün

Türkçesi: Bekir Karadeniz


ŞAYET AŞK / Behçet Necatigil

07/04/2010

ŞAYET AŞK

I

Şayet aşkın tohumu
Düşmüşse gönlüne
Suyunu esirgeme,
Aşkın hakkını yeme
Pişman olursun ömrünce.

Sana gölge verecek dallar
Fışkırır ancak gençlikten,
Büyüt bu fidanı ey genç
Hazır yeşermişken!

Ne demek istediğimi
Ömrünün ortalarında
Ansızın anlarsın
Alkol kana yayılınca

II

Bu arada belli olur
Aşkın ve cinsin tadı.
Bir bir yaşanır halde
Şairlerin yazdıkları.

Belli olur bir şiirin mânâsı
Sanki bizim için söylenmiştir.
Yüzyılların gerisinde
Hülyalarımız yeşerir.

Aşkın şiddetine katlanmak zor gençlikte
Kurbanlar verilir bazı bazı.
Onunla, bir onunla tahammül
İdeal, rüyaların kızı.

Azalınca ihtiyarlık çağlarında
Aşkın ateşi,
Bir sevdâ hatırasıyla ısınmak
Her ihtimale karşı.

III

Bilmem dikkat ettin mi
Ebem kuşakları altında
Uzakların güzelliği
Yaz yağmurundan sonra.

Şayet aşkın rahmeti
Gün olur kesilirse
Altın kemerler gibi
Hatıralar önümüzde.

Hadi ver ellerini
Ufkumdan esen samyellerine
Sabahların serini
Karışsın ellerinle.

Behçet Necatigil


KIYIDAKİ TEKNE / Zeki Ömer Defne

07/04/2010

ZEKİ ÖMER DEFNE

(1903 – 2 Aralık 1992)

KIYIDAKİ TEKNE

Kurudum da kadid oldum kumlarda
Bir sefer bekleye bekleye her gün ben.
Enginlerden bir rüzgâr esmez mi serin serin
Pul pul ürperişler geçer içimden.

Bir gün atlayıveresim gelir şu kıyılardan
Işıl ışıl yeşil yeşil sulara.
Al başını çek git, der deli gönül
Verip kendini bir büyük rüzgâra!

Ta yanıbaşında durup da böyle
Hasretini çektiğin şeylere hasret gitmek!
Hem tut o sular için halkol, hayat ol,
Hem tut sonra o sulara hasret çek!

Biraz dalacak olsam ta içimden bir şeyin
Çıkıp dolaştığını duyuyorum denizde.
Ama öyle bitirmiş ki kum beni
Ardından bir türlü gidemiyorum işte.

Bazen ayak sesleri duyarım dört yanımda,
Bakarım, masmavi, levent bir umut.
Bakarım, sülün gibi serene sarılmış
Püfür püfür bir bulut.

Başımı, bordamı dövsün dalgalar,
Tuzlar tahtalarımı kemirsin istiyorum.
Çek beni fırtına, çek beni deniz!
Bırak beni sahil, bırak beni kum!

İnsaniyetinize sığınıyorum!


ZENCİ ŞİİRLERİ / Ercümend Behzad Lav

07/04/2010

ERCÜMEND BEHZAD LAV

(1903 – 16 Mayıs 1984)

ZENCİ ŞİİRLERİ

Mau’vam, kara fildişim
Ayın sedef kakmaları somaki teninde
Nar dili nar lezzetinde
Bir haz buğusu tüter nefti gerinmende
Ve bütün Afrika’nın şehveti.

Sen fidan çiçeğe durmuş
Bir gün meyvaların pıtrak
Ben tazeye çalarım
Kuru kavak.

Sen can sevdalara açık
Ben garip aklı sana dolaşık
Sen sır küpü minnacık
Gecesi başka gündüzü başka
Kime kapalı kime açık.