BEYLER BAĞIŞLAR / Hüseyin Cahit

06/02/2011

BEYLER, BAĞIŞLAR


…………………………-Türkçe’nin bütün Bey’lerinin şerefine…-

 

Esirgeyen ve bağışlayan Bey’lerin aşkına
Kıyısız yaşamları kanatlarınızla alkışlayın
Gökyüzü şiir ömürlü çınarlara el verirken
Yeryüzünü cinayetsiz gecelere bağışlayın.

Dalga dalga açılan ipek albümdeki sevdalı yüzleri
Unutmayın, bir de Kars’ı, bir de kuş seslerini
Üstü kalsın, her dudak izinin kadehlerde/mendillerde
Ne demiş uçurumda açan çiçek: Beni Cemal Bey’e bağışlayın.

Nerde bir gün, bir çift Rosenberg havalansa
Anı’sıyla Melih Bey’in apansız kederlenin
Rakı için, karanfil saçın, Telefon’un öbür ucundaki
Oktay Bey’i San Markolu Güvercin’e bağışlayın.

Bir hikmeti varsa soluduğunuz kirli çağın
Düş gününüzü de emek harcıyla yaşayın
Anımsayın Nâzım Bey’i her alacakaranlıkta
Onurunuzu soğuk bir kelepçeye bağışlayın.

Ahmed Bey saçlarına kan gülleri takmış demleniyor
Kendi köklerini sevsin diye suladığınız çiçekler
Kore dağlarında paslanan tabakanın hatırı için
Son bir tutam tütününüzü Enver Bey’e bağışlayın.

Sayın ki Evler’in utancıdır çekilen acılar biraz da
Beşiktaş’ta solgun gölgesini izleyin Behçet Bey’in
Kandiller yakın Dar Çağ’ların aşksız odalarında
Kanatlarınızı ecelsiz bir pervaneye bağışlayın.

Yüzünüzü yıkayın artık, Büyük Saat’in vaktidir
Kamulaştırın sonsuz hüzünlerini Turgut Bey’in
Bir güzellik nasıl yudumlanırsa öyle ödeyin Edip Bey’in hesabını
Sevgi ile Sevda’nızı Kar Yangını’nın yerçekimine bağışlayın.

Dönüp geri bakın son kez İstanbul’dan Niksar’a doğru
Yakılan kitaplar, muskalı bozkırlarla tutsak Anadolu
Kulak verin, Cahit Bey’in türküsü halaylarla başlayacak
Yarın yüreğinizi üşüyerek ısıtan bir serçe’ye bağışlayın.

Hüseyin CAHİT


ÇOKLUK SENİNDİR / Turgut Uyar

06/02/2011

 

ÇOKLUK SENİNDİR


özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir
özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir

suya giden bir adam mesela omzunu eğri tutsa
güneş, su ve adamın omzundaki eğrilik senindir

ayağa kalkarsın, adına uygunsun ve haklısın
kararan dünya bildiğin gibi sık sık senindir

kararan dünya yeni bir güle bir ateş parçasıdır
bir ateş parçasından arta kalan soylu karanlık senindir

bir deneyli geçmişi aldın geldin yeniyi güzel boyadın
ben bilirim sen de bil ilk aydınlık senindir

benim sevdiğim su senin suyunun öz kardeşidir
senin suyunun bıraktığı güçler artık senindir

çünkü bir silah gibi tutarsın tuttuğun her şeyi
her yeri bir uyarma diye tutan ıslık senindir

senindir ey sonsuzveren ne varsa hayat gibi
tutma soluğunu, genişle, öz ve kabuk senindir

ey en güzel görüntüsü çiçeklere dökülen bir çavlanın
aşkım, sonsuzum, bu dünyada ne var ne yok senindir


Turgut UYAR


GÜLDÜRME BENİ / Âşık Erbabî

05/02/2011

GÜLDÜRME BENİ

Beton yığınını görmüyor musun?
KUŞADASI deyip güldürme beni.
Esnafın hâlini sormuyor musun?
KUŞADASI deyip güldürme beni.

Ölçüyü kaçırdı pavyonu barı,
Alenen satılır esrarla karı,
Bazısı memnundur tuzları kuru.
KUŞADASI deyip güldürme beni.

Birayı içenler neşeyle coşar,
Yürüyüşe çıksa kasığı şişer,
Güvercin adanın içine işer.
KUŞADASI deyip güldürme beni.

Ne varsa adada turist geliyor,
Üç sektörde büyük vurgun oluyor,
Oteller denize lâğım salıyor.
KUŞADASI deyip güldürme beni.

Her dükkânın önü yabancı yazı,
Yollarında bitmez tamirat kazı,
Gördükçe içime çöküyor sızı,
KUŞADASI deyip güldürme beni.

ERBABÎ’yem desem sözümüz bitmez,
Bu sözler kimsenin hoşuna gitmez,
Artık acenteler sıraya katmaz,
KUŞADASI deyip güldürme beni.

Âşık Erbabî

19/12/2005