BİR DE ETEK UCUNDA ELİMİN YALNIZLIĞI / Hüseyin Köse

 

Bir De Etek Ucunda Elimin Yalnızlığı

 

Herkesin dilinde sektirdiği bir cehennem varken annemin
Etek ucu değiyor yalnızlığıma

Bilinir oysa her aşk yarasıyla gelir
Şehvettir dehşeti üzünçten ağdalı pelikanlara
O sahte süzülüşler ki cilası şahbaz olunca dökülür
Aynalara durunca fark edilir bahai sözcükleri yüzünün
Deniz dediğin şey kıyıları susuz ve sek yudumlayandır
Ölüm kolay iştir kalbe, -en iyi- hayat akıldayken içilir
Tatlandırır acıyı sevişirken içine sağdığın bulut

Sonrası halvet uçuran nirvana okunmuş kilit
Her çocuk babasından ağrılı bir anneyi sağar düşlerinde
Damıtır yoklaşan varlığından kimsesizliğini
Meydanlar gizlidir, evsizlikler, bu yüzden seslerinde

Herkesin dilinde bir başkanlık sistemi varken babamın
Monarşik gölgesi düşüyor aydınlığıma

Bilinir, provasında dikilir kumaşı her ayrılığın oysa
Bir de etek ucunda elimin yalnızlığı
Dik dur, kıpırdama, kırışmasın, kırma dizlerini sakın
Diyen bir sese mühürlenir kalbin mastarı zamanla

Mart 2011


Çadırımda Bir Ayna


Bayım! Kopçaları sutyeninden kopmuş bu kadınları
Aksayan tayları rüzgârın halefi sayan koşmaları geç!
Bu efkârsız veda bir demet menekşe fiyatına
Her semt pazarında bulunur, üstelik ediz hun’lu filmlere
Turist ve çevreci olmadan girip çıkan da yok
Akşamları dizgininde yayları kurcalanmış bir saat gibi
Müşrikliğimde tek haneli tövbesiz bir kanı dokuyanlar
Siz ki vaktiyle ebelik ettiydiniz huylarıma tanrısız doğumlarda
Nerdesiniz şimdi nerde köhnemiş umrelere sarhoşluk eden şarabınız?

Çadırımda kül bir ayna, yüzümü inkâr defterinden siliniz
Ben bu şehre hangi soğuk kadırganın ayazından girmişsem
Engebesiz sevmelere bulut olup indim aşağıya
Yanmadan önce ateş kipinde hemhal olmanın telaşıyla
Her güz ipini üveysi mevsimlerin ağından çektiğim elenmiş sızı
Eleğin üstünde yalnızlık, tufan kopması gibi eksilen yanlarımız
Ah kıyı kızı! kıyılar kızı! kuyular kızı!
Beni tahammülünün kilitli kapısı yap ve suya at anahtarını

His’panik bir çocuktum, abuş hülyalar koşturan kasıklarında
Dileğini aç tavşanların tuttuğu sıkılmış kolların avuttuğu
Suya ipince dökülmenin ustası taşı değirmi bir hayrat
Bayım! Ya selsebil bir lehçesindir diline sevdaların
Ya yüklemsiz bir çekim yalnızlık fiiline
Pastırma yokuşlarında vitrinsiz aylarla geçen bir ömür
Kim kaç yaşında bilen var mı şimşek çakımı bir an’da?

Önceki gecelerin uykusu o beyazlık, ucu gündüze saplı ışığı kelimelerin
Bakmanın neticesi yeni bir an’sa, düşmeninki binlerce kahır
Bayım! kıyılar kıyıları öperse, birbirini
İçe doğru devrilen sularından tanır
“Görülmüştür”, yaklaşılamamıştır fakat bulanık kederine denir
Ben hiçbir şey demiyorum, ah’lar alsın ahımı
-Zaten alıyor da ahımı-
“Kalpzaman” ağrılarına bu ıssızlıkta
Bu ah’lar iyi gelir!

Hüseyin Köse

Ocak 2011

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: