ALTIN AYAK / Edip Cansever

 

ALTIN AYAK

 

I

Sana ben olmalıyım, ayaklarımdan ötürü gezinirdik
Sevişir, bir derinliğe çıkarırdık kendimizi
Adımlar atardık insanlık gürültüsünde:
Birinin acısında gibi doyulmaz inceliklerle
Kaçıyor gibisine belki ölümden, korkudan, sesten
Yere bir şeyler düşürürdük uzanıp almak için yeniden
Dursak, ya da bir durmada görünsek
Hiç değil bununla yetinsek azıcık da
Ama ne gezer! Şaşmaya ev hazırlar gibi
Sürükler bizi
Dünyanın kendini tekrarlaması elmada
Kendini; leoparda benek.
Ben derim: sana olmak, seni duymak, seni yürümek
Besbelli seni büyütmek kendimde
Ellerim kendini tekrarlar sen deyince.

Sana gün olmalıydım, ışığımdan ötürü aydınlanırdık
Doğrusu şu dünyada kaç kişiyiz ki
Herkesin kalbinde altın gibi bir ayak yatar:
……….(Bunu neden mi söylüyorum? Bir pazar sabahı lokantaya sığınmıştık; kiliseye, camiye sığınır gibi… Garson! Baktık iyice ……….silinmiş camlardan başkası hak getire. Garson! Baktık denizler götüren bir kedi. Garson! Baktık çıkageldi karayağız birisi; ……….kötümser mi kötümser. Kendini papanın özel askerlerine benzetmiş olacak:)
Ayağını kullandı
Bize karşı.
Biz
O gün bu gündür ayağı değerlendirmiş bulunuyoruz.
Oradan çıktık.

II

Büyük bir tiyatroda Moliere’i oynayorlar, bizse –alışkanlık işte- sosislere, siyah havyarlara, patates kızarmalarına
gülüyoruz.
O kadar gülüyoruz ki, ağlamışa dönüyoruz bir bakıma
Sonra çocuk olarak gülmeyi tekrarlıyoruz kırmızı balonlara
Sonra da özür diliyoruz; öyle ya, balon çok önemli bir
yuvarlaktır.
………Sabahları göbeğim erisin diye
………Ayaklarımı çevirdiğim
………Balondur işte
Biz balonun yükselmesini, göze batmasını denedik miydi? diyoruz
Hayır mı diyoruz?
Sorma! Günün hiçbir saatinde bu kadar eğlenilmez
Bir yumurta alanına giriyoruz
Biraz da ekmek
Karnımız doydu diye söylemiyorum
Ben şu son günlerde ekmek yemeyi tuhaf buluyorum
İnsanın ekmek yemesi var ya
İşte onu
Tuhaf buluyorum
Ben.

Sonra ben olmalıydım, eskimeyi hızlandırırdık
Bir gemici vardı geçenlerde eskidi gitti
Balıklar deniyordu, balığın gittiğini, çünkü sadece bir gidendi balık
Bize gelince denizin gülmesiydi ayrıca
Bay ‘’Konserve Taciri’’ için iyi tuzlanmalı o kadar
Söylenir: çocuklar için de korkuya sığınmış bir çığlık.
Kim demişti? Şu kadar bir lenger balığı için dünya kaygandır,
Bir uyuşmadır tereyağlı ekmekle.

……….(Hiç unutmam bir gün kalabalığı deniyordum kendimde. Adında bolca ‘’Z’’ harfi geçen bir bankada görevliydim. Görevli de ……….ne? Bankanın canlı olan tarafıydım sanki. Ben bu değişimle büyür büyürken, işi fazlaca uzatmışım galiba. Mal sahibini az ……….ötede dikili buldum; giyinik, kurnaz, gülüşlü. Çık! çıkmam. Gel! gelmem. İç! içmem. Bak! bakmam. Sonunda:)

Bana sen olmalıydın, kovulmalarımdan ötürü sığınacak
Ama hep biz oluyoruz dünyada
Biz
Derinlik.

Edip Cansever

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: