KÜS / Engin Turgut

27/08/2011

 

KÜS

 

Sislerde büyüdüm. Islak ve çok kirpikli
çocuğum. Gözleri uyku tutmayandüş tanesi
içimde. Bileklerimde orman dalgınlığı. İçim
gider tatillere çıkan bir harf görsem. Kendi
burcuna yenik düşmüş biriyim.Bir melek kendini
yırtar, şeytan olur! Özlem ve fırtınanın ağzı
bir karış açık kalmıştır yeni sözlerin
esrikliğinden. Ey turuncu yazgım! Dudaklarım
uçar, çatlar sesim buğulu bir aşkla
sevişememekten!..

Uzun saçlı bir hayattan doğdum. Sevgi
tutulmasıydı annem. Elinden geleni yaptı güz.
Göl kadın, öksürürdü gök! Uçan gözlerimi
çağırdım. Ah! bırakmayacağım peşini yanlışlarımın.
Sen çıkarsın aşkın karnını deşseler. Panik
günlerim benim!.. Eğri bir çiviyle çakılır mı
öfkeli bir yağmur? Öldürür beni iflah olmaz
siyah! Kendimden başka neyim ki ben?.. İntihar;
benim yüzümden intihar edebilir diyorsam; hayat,
ölüm döşeğinde duygusallığımdır. Parmağım alev
aldı gördünüz mü? Terliyor söz, terliyor düş,
mesleğim korku!.. Siz beklerken uçarak
öldünüz mü?..

Denizin teniyle düşüp kalkmışımdır. Yüzümden
kuş sarkar. Gök eriticisi, uçarı pasifik. Uzay
sevindirir akıllı tadı defnenin. Gücenik bir
hayat benimkisi… Bir defa daha kırıldım gecenin
en flû anında… Dört dörtlük bir imha sundum
kendime… Ucundan tuttuğum kendimi yine ben
bıraktım… Sesimin yardımcı fiillere ihtiyacı yok!
Bütü suları yerim. Ah! köpek günleri unutma
provaları yaparken, güzel günlerimi ısırdılar!

Yağmayan bulut. Elimi yalnız bırakan parmak.
Üstünü başını yırtan penguen. Ey sesini içime…
Ah, yüzüm öyle bir konuşkan bir beyaz ki
beni gri anlıyorlar
yüreğim caddelerde koşan çıkmaz sokak
beni Engin Turgut sanıyorlar…

Engin Turgut

Reklamlar

MERAK KEDİYİ ÖLDÜRÜR \ Seyhan Erözçelik

24/08/2011

 

MERAK KEDİYİ ÖLDÜRÜR

 

Aşk, merakla başlar. Sonra koku ve ısrar
gelir arkasından. Kurtulamazsın, sıyrılamazsın
derinliklerden, boğulursun sularda, ay
vururken denize ve boyarken göğü,
gökyüzünün gördüklerini.
Uzaklarda
kalınca birbirini ısıtan eller, kalakalırım,
sarsılırım kendi başıma.

Aşk, merakla başlar. Sonra koku
ve ısrar gelir arkasından. Kalplerdeki harita, yeniden
şekillenir.
(Kalbim sağda şimdi, orda şekillendi.)
Aşk, meşk gerektirir.

İşte böyle.

Seyhan Erözçelik


SEVGİLİM BİR KIR ŞİİRİ \ Haydar Ergülen

24/08/2011

 

SEVGİLİM BİR KIR ŞİİRİ

 

sevgilim bir kır şiiri
bağbozumunda buldum onu
erkekler şarap içiyordu
kadınlarsa eski sarhoş

sevgilim bir kır şiiri
bir elmada buldum onu
erkeklerin gözünde uyku
kadınlarsa ezilmiş üzüm

sevgilim bir kır şiiri
kulübede buldum onu
erkekler horluyordu
kadınlarsa düş çobanı

sevgilim bir kır şiiri
yatağında buldum onu
gözlerimi kapayınca
açıldı içteki duygu

sevgilim bir kır şiiri
bağlar çoktan bozuldu
sevgilim bir kır şiiri
beni unuttuğunu da unuttu

Haydar Ergülen  (Lina Salamander)


DÜŞÜNÜRKEN BULDUM KAYAYI / İlhan Berk

22/08/2011

 

DÜŞÜNÜRKEN BULDUM KAYAYI

 

Düşünürken buldum kayayı.

Otlarla konuşmaktan geliyordum. Ölü bir yaprak; adını unutmuş bir sokak, sav dolu bir tümce, suçlu bir ırmak, bir de partal bir kuş yürüyorduk. Bir atlı karıncaydı yaşamak, onu yürüyor duk.

Bilirim sözcüklerin ulaştığı yere hiçbir şey erişemez. İsa ile Karahisari’nin gömlekleri dikişsizdi. Sözcükler bunu gördü.

(Ey görünmezlik! Elimden tut. Gecede sözcüklerin ağırlığı daha bir artıyor. Ve … [Yazık, tümcemi tamamlayamayacağım.])

Anlamdan hep kuşku duydum. Evler, odalardı, unuttum.

Dünya ki varlığının ayırdında değildir. Trenler geçer yüzünden: Kendini varsayar.

Her şey, her şey konuşur evrende. Evler, çocuklar, nehirler, coğrafya. Nehirlerin vakti olmadığını okudum.

Coğrafya adına sevinmemiştir. Anlam sıkıcıdır. Günde üç kez aynada kendine bakar. Yalnızlık saçar. Anlamla ev yapılmaz. Anladım ama yalnızlığım sürüyor. Düşüncelerim yok benim. Ka ya bilir kaya olduğunu, ben bilmem. Anladığımda yitirdim şiiri mi. O gün bugün bir akarsu gibi kocadım.

İlhan Berk


ACININ COĞRAFYASI / Turgut Uyar

20/08/2011

……………………………………………………………..   1927 – 22 Ağustos 1985  ……...

 

ACININ COĞRAFYASI

 

kente kapandık kaldık tutanaklarla belli
sirk izlenimlerinden seçmen kütüklerinden
yüzlerimiz temmuzdan ötürü sallanır ve uzar
ve her köşe bir tuzaktır
birer darağacıdır her meydan saati
öğle vaktini kesinlikle gösteren
oysa hep güçlü dağları görmenin zamanıdır

çığlığım uzun uzun kalır içimde
yani güller giyinmiş bir adam nerde ben nerde
rüzgâr bir dirimi dört yöne bölerken tepelerde
ve gece duruşmasından yeni çıkmışken
sabahın terazisi eksik tartar gölgemi

artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
kim gelirse gelsin acıya hep yer vardır
tutanaklarda duvar diplerinde ve bazı yerlerde
örneğin çukurova ve mekong köylerinde
acıdır ağacın gölgesini yapan
bunu herkes bilir

kutsal acı besleyen acı sütünü emiyoruz
yatıyoruz seninle terli döşeklerde
saati seninle kuruyoruz bir çalar saati
sen donatıyorsun kalbimizi
kalbimiz çoğu zaman yeterli ve ürkek
kendi çoğunluğunu kendi üreterek

kente kapandık kaldık iki cadde iki alan bir saat
mutsuzluk acıya varana kadar
artık yeminimiz bir tatar gölgesi gibi
öyle bir gölge ki belki çok dardır
kısa vakitlerinde aceleci akşamın

artık öyle açık ki kuşkuya yer yok
acıya hep yer vardır aramızda
dört cepli yeleğim aynı kolaylıkla taşır her şeyi
bozuk paraları da umutsuzluğu da
aynı kolaylıkla tutmuş gibi olurum
güneşin yedi renk ayasını

biliyor musun güçlü dağları görmenin zamanıdır
şimdi bir bağırsan çok iyi biliyorum
ya da üst üste silah atsan
kent tepinir belki bütün kuşlar uçar
belki değil mutlaka
ama
bir tanesi mutlaka kalır.

Turgut Uyar


ODA / İlhan Berk

20/08/2011

ODA

……………………ODA=ADA
Evin doğası sessizliktir. Odalar, sofalar,
merdivenler, döşemeler sessizlik eğirir.

SESSİZLİK İSTER EV.

Kapı yolları yumağıdır ev. Bu keçi yolları besler
onu. Böyle bir sessizlik, sınırsızlık saçar.

Her şey de bu sessizliği dolu dolu yaşar.
(Evde paylaşılan tek şey de budur.)

Odadır, ev.

Bir ada.
(Kendi halinde)
Bir içe çağrı.
Kapalılığa, yalnızlığa övgü.

Ama biz bir evi görürüz hep.
Oysa ev seyircidir.
Gezinir, yokmuş gibi yaşar.
Açar kapar kapıları
Evde her şey birbiri için vardır.
(Kapalılık bunu gerektirir.)
Oda yalnız kendisi için yaşar.
Her durumda düşe çekilir ev.
Oda hep uyanıktır.
Her şeyi konuşur oda.
Her şeyin de bir anlamı vardır.
(Hiçbir şey anlamdan kurtulamaz.)

İnsan bir adadır.

Oda: Bir dünya.

İlhan Berk

(Fotoğraf: 1998 Altın Portakal Şiir Ödülü, Haydar Ergülen Sempozyumu Onur Konuğu)


ANGELA / Perihan Baykal

14/08/2011

 

ANGELA

 

……………………giremedim evine dünyanın
………………….. ben hep eşikte kaldım

 

 

kapadım perdelerimi kaçtım içime
pervazlarımı, -silme cezayir-
gayrı çakar da almaz bu fitil
oğun dur
o mantar ağulu, şu bulut nemli

eksik olan ne, gecenin ceplerinde
eksik olan ne, ellerinde

açtım perdelerimi, kaçtım dışıma
upuzuuun bir merdiven, yoksa
serpenesi mi serpilen ömrün
bilemedim, serenini bendini
ben müneccim değilim
melek desen hiç değil
çok kahve döktüm üstünüze, tuzlu

tıynetimde aşk çıktı, keşkesiz
kanımda barbar kanı, hû
kış konmaz, yüzük tutmaz
ah, kuğusu boynumun
iki dirhem bir çekirdek
öde… öde… öde…
bitmedi borcu

yara bıçağı unutmaz angela
yara, bıçağı unutmaz
-unutsa da yarayı bıçak!-

tüter durur
tütün gibi
dün gibi

işte bu yüzden, bu yüzden işte
yarın olacakları anımsarım birden
boğar burmanız, bukağınız sıkar
kalbiniz ve kalibreniz dar gelir aklıma
okşamanız eğnime ar!

bak ağarıyor gün, pusarıyor çöl
küle gömülmüş bir elma kadar sıcak
-gül sen angela, gül
güllere sür manşet-
gördüm!
çiy ve çiğ kadar açık bir fark
çimlerin terkisinde

ağlayarak… ağlayarak…

kimbilir, ben bir meleğim belki de
cennetinize yakın, cehenneminize uzak!

Perihan Baykal