ASPENDOS SÖYLENCESİ \ Cansever Eyüboğlu

 

ASPENDOS SÖYLENCESİ

 

Belkıs biricik kızıydı Aspendos kralının
Dillere destan güzelliğiyle.
Serpilip evlenme çağına gelince
Övgüsünü duyanlar, uzak iklimlerden
Geldiler onu kral babasından istemeye.
Aspendos görücülerle doldu taştı
Ve sayısız sevdalıdan bunalan kral
Günlerce kara kara düşündükten sonra
Büyük bir yarışma düzenledi sarayında
Buyurdu: “En yararlı ile en güzeli
Kentim yöresinde kim yaratırsa
Kızım Belkıs’tır ödülü.”

Akdeniz’de gül parmaklı şafak söker sökmez
Duyuru Pamfilya’dan tüm dünyaya yayıldı.
Artık denizaşırı prenslerin dillerinden
Kır gezgini çobanların düşlerine değin
Sevdalı gönülleri büyüleyen
Aspendoslu Belkıs’ın eşsiz güzelliğiydi.

Başlamıştı tutkun gençlerin özverili yarışı:
Belkıslı destanlar, yontular, üretimler,
Nice usta işi emekler, yapıtlarla
Yepyeni bir Cennet kenti yaratılmıştı.

Yarışmanın bitiminde izlemeye çıktı kral
Çevredeki birbirinden alımlı albenili
Birbirinden yararlı güzellikleri.
Can kulağıyla dinledi kimilerini,
Gözledi kimilerini de gönül hayranlığıyla.
Son seçimde düşünüp kararını verdi:
Karlı Toroslardan Aspendos’a çağıl çağıl
Akan suları sarmalayan su kemerleri.
“İşte,” dedi içinden, “kentim için en iyisi!”

Tam o anda, ki duyurmak üzereyken kararını,
Koşageldi bir komutanı soluk soluğa
Ve yüce kralına anlattı gördüklerini:
Görkemli bir tiyatroydu bu, ardı ardına düzenli
Taş basamaklarıyla göğe yükselen eşsiz bir anıt.
Yapıtı gören kral arenayı baştanbaşa adımlayıp
En üstteki kale burcuna tırmandı;
O anda kulağına bir fısıltı yankılandı.
Birisi söyleşiyordu sanki yanıbaşında:
“Kral kızı Belkıs benim olacak…” diye.

Şaşakaldı Aspendos kralı, baktı ki,
Ne kimse var yakınında ne ovada esinti.
Sahibini ararken duyduğu sesin,
Tek gördüğü, aşağılarda, sahne köşesinde
Üzgün bir genç yapayalnız gezinmede
Ve genç bir mimarın hünerli büyüsüyle
Basamaklar boyunca büyüyen sesi
Yankılanıp kralın kulağına erişmede…

Yüce kral, tüm konuklarını ülkesinin
Aspendos’a toplayıp mutlu sonu kutsadı,
Binlerce yarışçının gözleri önünde
Belkıs’ı genç mimar Zenon’a uğurladı.

Antalya’ya yolunuz düşerse günün birinde
Serik Toroslarının ıssız maviliğinde
Antik çağlardan kalıt bir kent görürsünüz:
Baküs’ün kızıl salkımlarıyla bezenmiş ovada
Tanrıların uğrağı Aspendos oyunevi
Hâlâ eski görkemiyle döndürür başınızı.

Balkız’ı yurt edinen insanlara sorarsanız,
Tanıklık edecekler bu söylenceye,
Belki kimileri “Yılanlar Tanrısı’nın
Belkıs’ı kaçırıp evlendiği yerdir”, derler.
Hatta kimileri de mermer bezeklerde
İkiye bölünmüş suretini gösterip bahtsız kızın
Giz verir gibi anlatabilirler size,
İki seçkin sevdalı sanatçı arasında kahrolup
Umarsız kalan yüce kral babasının
Kızı Belkıs’ı ikiye bölen çılgınlığını…

Ama ister inanın, ister inanmayın
Aspendos’un gizemli gerçeğine,
Muradına ermiştir Zenon güzel Belkıs’la
Aspendos’u gezenler çıksın kerevetine. :-))

Cansever Eyüboğlu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: