ŞİİR KONTROL HAPI / Hilmi Yavuz

 

ŞİİR KONTROL HAPI

 

Behçet Necatigil, 1970 yılında yayımlanan ‘En/Cam’ adlı şiir kitabı dolayısıyla, Rauf Mutluay’la ‘Cumhuriyet’ gazetesinde yaptığı bir söyleşide, Mutluay’ın ‘ne tür şairleri seviyorsunuz?’ sorusuna, genç (ve elbette, bazı yaşlı) şairlerin kulaklarına küpe olması gereken şu yanıtı vermişti:

‘Şiir kontrol hapı alan şairleri severim. Çok çocuklu olmak için, günümüzde büyük kazançlar gerek. Ziyan olur, erken ölürler yoksa!..’

Necatigil’in o şairce zarafeti ile anlatmak istediğini kavramamak için budala olmak gerekir. Necatigil, şunu söylemek istiyordu: Şairler, öyle her yazdıklarını ‘şiir’ sanmasınlar. Kalıcı olabilmek, yarına kalabilmek için, az ama öz şiir yazmak gerek…

‘Şiir kontrol hapı’ almak! Necatigil, şiir yazma eylemi ile doğurma eylemi arasında kurduğu bu metaforik paralelliği, aslında dilin içinden çıkarmıştır. Osmanlıca’da çok şiir yazanlara, ‘velud şairler’ denir;- ‘velud’, yani, ‘doğurgan’!

‘Veludiyet’ ya da ‘doğurganlık’ sanki bir erdemmiş gibi görünebilir. Ama Osmanlıca’da, bir de ‘müteşair’ sözcüğü vardır. ‘Müteşair’, ‘şair geçinen’ demektir. Ve genellikle, Necatigil’in önerdiği ‘şiir kontrol hapı’nı almayanlar bunlardır. Bunlar, yani, ‘müteşairler!’

Buna karşılık, ‘şiir kontrol hapı’nı hemen hemen her gün, hiç sektirmeden alan şairler de vardır. Yahya Kemal, bunların başında gelir. Çünkü, üstadın bir dizeyi (mısraı) yazabilmek için yedi yıl, (evet, tastamam yedi yıl!) uğraştığı söylenir. Yakın dostu Prof. Dr. Halil Vahbi Eralp, Yahya Kemal’in ölümünden sonra yayımlanan ‘Yahya Kemal İçin’ adlı kitabında, üstada yıllardır bir tek dize bile yazmadığını hatırlattığında, üstadın şu yanıtı verdiğini bildirir: ‘Mısra, benim haysiyetimdir…’

Halil Vehbi Eralp, ‘mezar taşına da kazınabilir’ dediği bu sözü aktardıktan sonra, Yahya Kemal’e seslenerek şunları yazar: ‘Bu söz, seni olduğu gibi anlatır. Bir insan nasıl haysiyetinden fedakarlık edemezse, etmemesi lazımsa, sen de mısraından fedakarlık edemiyordun. Mısra, senin haysiyetin olduğu içindir ki, sen de Türk mısraının hem haysiyeti hem şerefi oldun. Her mısrada mukadder bir kelime vardır, diyordun; bunu beklemekten başka çare yoktur.’

Şair, Yahya Kemal örneğinde olduğu gibi, sabırlıdır, bekler. Behçet Necatigil boşuna söylememiştir: ‘Çünkü bazı şiirler, bekler bazı yaşları…’ Müteşair yani, şair geçinenler ise acelecidir, sabırsızdır. Bazan bir günde dört şiir bile yazar, bunları yayımlamaktan çekinmezler…

‘Şiir Kontrol Hapı’ almaktan söz ediyorduk. Behçet Necatigil bunu öneriyor ya, Keçecizade İzzet Molla da, her gün durmaksızın şiir yazan ‘velud müteşairler’e, perhiz tavsiye eder. İskender Pala’nın ‘Şairlerin Dilinden’ adlı kitabında bildirdiğine göre, Keçecizade İzzet Molla Sivas’ta sürgünde iken, orada, şair geçinenlerden (‘müteşairlerden’) biri ona her gün ipesapa gelmez manzumeler gönderip fikrini sorarmış. Molla, yazılanlara şöyle bir göz gezdirip, hepsinin deli saçmasından ibaret olduğunu görünce, şiirleri getiren uşağa, ‘Beyefendiye söyle, perhiz etsin!’ demiş.

Biçare müteşair, İzzet Molla’nın sözlerindeki inceliği nereden anlasın! O, Molla’nın gerçekten yemek konusunda perhiz yapması tavsiyesinde bulunduğunu sanarak, perhize başlamış. Bir süre sonra da, uşağıyla yeniden şiirler gönderince, İzzet Molla, ‘Efendine söyle, perhiz etsin!’ uyarısını tekrarlamış. Bunun üzerine uşak, ‘Efendim’, demiş, ‘perhiz ede ede, zavallının kımıldanacak hali kalmadı…’

İzzet Molla, bir lahavle çekerek, kükremiş: ‘Efendin perhiz ediyorsa, bu herzeleri kim ortaya çıkarıyor, be herif?’

Bugün bile geçerliliğini koruyan bir söz bu: ‘Bu herzeleri kim ortaya çıkarıyor?’ İnanılır gibi değil: Ortalık ‘velud müteşairler’den geçilmez oldu. En saygın edebiyat dergilerinden radyo ve TV’lerdeki en bayağı şiir (?) programlarına kadar, yenir yutulur cinsten olmayan herzeler ‘şiir’ adı altında piyasaya sürülmeye başlandıysa, bu, Tanpınar’ın deyişiyle, ‘zevk hezimeti’ne (‘beğeni yıkımına’) uğramış olmak değil midir?

Öyle görünüyor ki, hormonlu bir romantizmle beslenmiş ham ruhlara, Necatigil’in tavsiye ettiği ‘şiir kontrol hapı’ da nafiledir; Keçecizade İzzet Molla’nın tavsiye ettiği ‘perhiz’ de’…

Hilmi Yavuz

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: