GÜL’DEKİ LÂRA / Engin Turgut

GÜL’DEKİ LÂRA

Sevgili Lâra, uzun zaman oldu sana uğramayalı,
seni görmeyeli yıllar geçti.                                                                                                                                                                                                  Eğer çıkarıp attıysan beni ruhundan,
kar yağabilir Antalya’nın kalbine.
Şayet beni unuttuysan çağlayanların kuruyabilir.
Ben seni hiç unutmadım sevgili Lara.
Sen beni unuttuysan yosun bağlamıştır sokakların,
evlerin odalarını yalayan güneş kız kardeşimdi.
Sen benim ömrümün sonuna kadar yaşacak olan ‘saklı kentim’,
aromalı bahçem,
yağmur sesli Termosos’um, göz kamaştıran Olimpos’um,
hiç sönmeyen yıldızım,
Çıralım değil miydin?
En çağdaş, en umutlu kentlerimden birisin.
Seni nasıl da özledim bir bilsen?

Sevgili Lâra, senin kalbin
renklerle, yıldızlarla, kuşlarla yaşıyor.
Senin bulutlarının her biri bir ev sıcaklığı olmalı.
Sen enfes bir buğusun kendi göğünün altında.
Hatırlıyor musun,
seni bir gün İstanbul’dan Antalya’ya uğurlarken
ağzımda çiğnediğim sakızı istemiştin.
Sanki beni çiğneyip, ısırıp, yalayıp, yutmak ister gibiydi
bakışlarında ki o şelale gözlerin.
Sen benim o sevimli, o Akdeniz tuzuyla beslenen
Carette Caretta’ların o soylu güzelliğiydin.
Sen ki uykusuz bir sarısabır inceliğisin,
ah benim güzel sırrım,
ay benim liman ve sur yüzlü bakışlım,
sendeki uygarlığa sığındım,
‘kale içi’ olmuş gözlerinin mavisine hapset beni.
Kaç kapın var senin böyle.
Gönül kapının eşiğinde yıllarca bekleyebilirim,
yatasım gelir limanında.
Seni nasıl da özledim bir bilsen?

Sevgili Lâra, hangi mevsimsin sen böyle?
Güz olsaydın, senden düşen her yaprağı
aşkın ağacına geri sunardım yeniden.
Kış olsaydın lila renkli bahçenin
ayaklarına kapanırdım.
Yaz olsaydın, seni ve Antalya’yı
yaza yaza bitiremezdim,
sen mavi bisikletli, çok misketli,
çok renkli bir ay ışığı sonatısın.
En çok neye yanıyorum biliyor musun?
Birlikte baş başa Ahmet Haşim okuyamadık,
birlikte sinemaya gidemedik.
Patlamış mısır yiyemedik.
Ama sen bana gitar çalıp, şarkılar söyledin.
Sting’in şarkısı ne güzel başlar
ve ne kadar anlamlı biterdi.
“Ebediyet hâlâ dile getirilmemiş
ta ki sen beni sevene kadar.”
Birbirimizi çok sevdik
ve ben seni hiç unutmadım
ve çok özledim Lâra.
En büyük aşkımdın sen benim.
Büyülü mutluğum ve mutsuzluğum
ve sonsuz bağımlılığımdın.
Biz bir uçak gibi aşkın kalbine çakıldık Lâra!
Ve o kara kutuyu değil,
o aydınlık kutuyu asla bulamayacaklar.
Sen benim ebedi ve ededi kentimsin,
sevgilimsin, inceliğimsin.
Seni nasıl da özledim bir bilsen?

Sen benim mavi düşlerini içime çektiğim soluğum
ve zihnimi tazeleyen parıltımdın,
hiç sönmeyen ışığım ve hayat alfabemdin.
Kelimelerim, boyalarım, şiirlerim,
Bostancı ay bahçesi ve Rilke
seni ne çok özledik bir bilsen?

Engin Turgut

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: