BİR ÇİN ŞİİRİ / Can Yücel

24/02/2010

BİR ÇİN ŞİİRİ


Davacı zengin, davalı yoksulsa
Zenginden yana işler yasa

Davacı yoksul, davalı zenginse
Davalıda kalır yine nizalı arsa

Davacı da davalı da zenginse davada
Özür diler çekilir aradan kadı.

Davacı da davalı da yoksulsa, bak,
Sade o zaman işte yerini bulur hak.

Can Yücel

Reklamlar

BİR İŞÇİNİN HEKİME ÇEKTİĞİ SÖYLEV / Brecht

24/02/2010

Bertolt BRECHT

BİR İŞÇİNİN HEKİME ÇEKTİĞİ SÖYLEV


Biliriz nedir bizi hasta eden!
Söylenir bizi senin iyileştireceğin
hastalandığımız zaman.

Diyorlar ki, sen, tam on yılda
öğrenmişsin hastaları iyi etmesini
halkın parasıyla yapılan
güzel okullarda.
Dünyanın parasını dökmüşsün
olmak için bilgi sahibi.
Senin elinde öyleyse iyileştirmek bizi.

Ne dersin, elinde mi?

Seni gelince görmeye,
çıkartıyorlar üstümüzdekileri,
zor değil hastalığımızın nedenini anlamak,
şöyle bir bak üstümüze başımıza,
o saat öğrenirsin her şeyi.
Çünkü elbiselerimizi yopratan neyse,
odur vücudumuzu da yıpratan.

Rutubetten, diyorsun, vücudunuzdaki ağrı.
Duvarlarımızdaki leke de ondan.
Söyle öyleyse bize:
Rutubet nerden?

Ezdi bitirdi bizi
çok çalışmak, az yemek.
Sense öğüt verirsin,
dersin, kanlı canlı olun!
Suda büyüyen kamışa
demeye benzer bu:
çık başka yerde yaşa.

Ne kadar vakit ayırırsın bizim için?
Baksana, evinde bir halın var,
en azından beş bin muayene eder.

Haklı çıkarmak için kendini
bundan benim suçum yok
diyeceksin ister istemez.
Bizim evin duvarındaki
ıslak lekeye git sor:
o da bundan başka bir şey demez.

Türkçesi: A. Kadir


ZENGİNLER ve YOKSULLAR ÜSTÜNE / Shaw

23/02/2010

ZENGİNLER ve YOKSULLAR ÜSTÜNE


* Hırsızların kusurları, bankerlerin nitelikleridir.

* Para açlığı giderir, mutsuzluğu değil; yemek mideyi doyurur, ruhu değil.

* Gerçekten yardımsever her kişi, dilencilere sadaka vermekten tiksinir.

* Toplumsal sorunları çözmeye hiç uğraşmayın: Yoksulun derdi işsizlik, zenginin derdi yararsızlıktır.

* İyi yetişmenin temelidir eşitlik; ama tüm iktisatçıların bildiği gibi, eşitlikle mülkiyet bir arada yürüyemez.

* Yaşamayı bir savaş olmaktan kurtarmak isteyen, hayatla barışmasını sağlayacak kadar para sahibi olmalıdır.

* Ölümcül yedi: Yiyecek, giyecek, ısınma, kira, vergi, saygınlık ve çocuklar… Paradan başka hiçbir şey bu yedi değirmen taşını insanın sırtından kaldıramaz ve bunlar kalkmadıkça da insanın ruhu yücelmez.

* Diş ağrısı çekenler dişleri sağlam olanları, yoksulluk çekenler parası bol olanları mutlu sanır.

* Kötüler zenginleşiyor ve güçlüler de uzun yaşıyorsa, doğa alçakların tanrısı demektir.

* Hiçbir zaman ulaşamayacağı sevgiye lanet edenler için, acımasızca paraya yönelmekten başka ne kalır geriye?

* Tutum ve göreneklerimizdeki ayrımı belirleyen, gelirlerimizdeki ayrımdır.

* Ortadan kaldırılması gereken kötülük, yoksulluğun birer sonucu olan günah işlemek, açgözlülük, papazlık, krallık, tekelcilik, içkicilik, bilgisizlik, demagoji, savaşlar, salgınlar ya da başka acılar değil, yoksulluğun ta kendisidir.

* Kazanmadıkları parayı dağıtanlar, başkalarının emeğiyle cömertlik yapanlardır.

* – Ben bir eşkiyayım, zenginleri soyarak geçiniyorum.
– Ben bir celtinmenim, yoksulları soyarak geçiniyorum.

* Zenginliğin yüceltilmesi ve putlaştırılması, zengin olabilmek için kumar oynama isteğini uyandırıyor yoksullarda, kazanma şansı milyonda bir olsa da…

* Dürüst olursam, yoksul bir insan kalırım. Kimse saygı göstermez, kimse hayranlık duymaz, kimse selam bile vermez bana. Ama atılgan, açgözlü, acımasız, başarılı ve varlıklı olursam, herkes saygılı davranır, değer verir, yakınlık gösterir, önümde eğilir… Ancak o zaman, dürüst olma lüksünü göze alabilirim işte!

Türkçesi: Şakir Eczacıbaşı

Bernard SHAW


Şiirler / Oktay Rifat

23/02/2010

Oktay Rifat

KUŞDİLİ

Param olsa satar mıydım
Kahverengi elbisemi
Damalı gömleği giyerdim
Alaca mendili takardım
Kuşdili’nden geçerdim
Param olsa satar mıydım
Kahverengi elbisemi

ADAM

Yoksulluğumun bulduğu adam
Benim gibi gurbetçinin biri
Çömeliyoruz yolun yamacına
İşsiz tütünsüz çaysız
Lafla laflayabilirsen
Aç açına.

KIRK ODALI

Kırk odalı ahşap bir konak
Gibi gök yağmur sel
Kapılar çarpadursun
Camlar kırık
Üfürüyor karayel
Bizse ocak başında
Bir ekmek bir tuz
Boynumuz bükük
Düşünüyoruz.

SIĞIRLA KEÇİ

Anamın boynu bükükse
Tek sığırla bir keçiye karşı
Göğsü avlunun taşlarınca sıcak.
Yıkık duvardaki tahta kapı
Bütün suyunu yitirmiş
Anamın ellerince budaklı.
Dut dutumuz gölgemiz aydınlığımız
Toprak damın üstüne eğilen
Dalına binip silktiğimiz
Tek sığırla bir keçiye karşı.

KIZLAR

Sırtlarındaki odun demetinin
Urganı ellerinde
Peşlerinde çam kokusu
Tokuşurken tomur meme
İki büklüm iniyorlar dağdan
Biri Hürmüz biri Şerif biri Zilha
Köhne çarık yarık taban
Ha gülüm ha.

ÇAMAŞIR YIKAYAN

Karşı avluya ne zaman dönse
Dikmiş dizlerini çömelmiş
Apış arasında güllü şalvar
Ak kolları dirseklerine dek köpük
Koca leğenin önünde
Körpe gelin çamaşır yıkar
Yanı başında isli bir kazan kaynar
Dokuz canın mintanı tumanı
Gökyüzüne ağar kara dumanı.

YAŞAMLA ÖLÜM

Yeni giysiler size düşmüş
Pılı pırtılar bize
Büyük konutlar bahçeler
Size döner yüzünü
Gecekondular bize
Ölüsünüz diyorlar
Size ölüm yoldaşlık etti
Yaşam bize.


ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER / Metin Eloğlu

23/02/2010

ZURNANIN ZIRT DEDİĞİ YER

Bu dünya Sultan Süleyman’a kalmamış;
Ama size kalacak.
Olur a, Sultan Süleyman bilememiş işini;
Ama siz bileceksiniz.
Şöyle sizinle beraber üç beş kişi;
Öte yanı kördöğüşü.
Bir gün yaşamışsınız, ömrünüzde bereket;
Akşam olmuş kendiliğinden;
Bir konağınız var dayalı döşeli;
Kapıda arabanız, oda oda mutluluğunuz;
Kadehte kuşsütü var, tabakta minaregölgesi…
Biraz da aşk masalı ekleyin bu düzene;
Eklediniz mi?
Oh, yaşamak ne güzel şeymiş be!
Güzeldir tabii…

Şimdi de bir oda düşünün bakalım;
Halı, kilim hakgetire.
Ekmeğin, katığın lafı hiç edilmesin,
Otu ocağı bir kalem geçin;
Beş kişi uzanmış bir sedire,
Basıyorlar küfürü;
Kime?
Ne bileyim ben, kime…
Bu oda niçin mi yoksul?
O beş kişi yoksul da onun için.
Bu bayların, bayanların derdi ne mi?
Ne olacak Memleketin derdi.
Peki ama, çaresi yok mu bu işin?

Ha şöyle,
Düşünmeye alışın.

Metin Eloğlu


ZENGİN YOKSUL / Özdemir Asaf

23/02/2010

ZENGİN YOKSUL


Servetin her aşaması yeni bir yaşam biçimi gerektirmelidir, kültürde ve insan sevisinde.
Ötesi paralılıktır, zenginlik değil.

*
Varlıklı zengin ile yoksun zengin arasında insanlık bağlantısı yoktur.

*
Fakirlerden çalışkan olmaları beklenir. Varlıklılar böyle düşünür. Oysa onlar hiç de tembel değildir; yoksuldurlar.
Varlığını yitirince canına kıyanı çok duymuşuzdur.
Oysa onlar insan olmanın yalınlığından korkmamalıydılar.
İnsandan uzaklaşınca düşünceler ve kavramlar bozuluyor. Yanılmalar olağandır varlıklı katlarında. Eş yanılmalarında anlaşır, böylece yaşamlarını sürdürürler. Anlaşma kampları onların yanılmada birleşme gruplarıdır.
Yoksulun yanılması ise hep olağanüstüdür.

*
İnsanın para davası gittikçe karışıyor.
Paranın insan davası daha da kötü.

*
Sahip olmak; kötü bir şey.
Sahip olmamak, daha kötü bir şey.

*
Yokun varlığını kılabilen yerlerdeki insanlar varın yokluğunu gerçekleştiren kılıklardır ancak.

*
Günümüzde zengin çok az var, paralı çok çok var.

*
Varklıklı zenginin yaşaması çok geniş alana bir katkıdır.
Yoksun zenginin ölmesi daha çok geniş alana bir katkıdır.

*
“Sevişen fakirler zengindir” diyor Oscar Wilde.
Tevekkelli değil, sevmeyen zenginler fakir.

*
Borçlu olmayan zengin değildir.
Alacaklı olmayan fakir.
Hiç kimseye borcum yok diye övünenler vardır, onlar ise, yalancıdır.

*
Zenginin okuyacak, okuyanın zengin olacak zamanı yoktur.

(Yuvarlağın Köşeleri)

Özdemir ASAF


YOKSULLUK / Neruda

23/02/2010

Pablo Neruda


YOKSULLUK

Çok da hevesli değilsin,
yoksulluk
korkutur seni,
çok da istekli değilsin
pazara yıpranmış ayakkabılarla gitmeye
ve eski giysilerle eve dönmeye.

Zenginlerin arzuladığının tersine
sefaleti sevmeyiz biz,
sevgilim. Bugüne dek
insan yüreğini kemiren şeyi
çekip çıkaracağız ikimiz çürük bir diş gibi.

Fakat istemem ki
korkasın ondan.
Eğer sorumlusu bensem evine gelmesinden,
eğer yoksulluk kovalamışsa
altın renkli ayakkabılarını,
bırakma kovalamasına gülüşünü, hayat ekmeğini.

Ödeyemezsen kiranı,
gururlu adımlarla git işe,
ve bakışlarımın seni izlediğini düşün sevgilim,
ve yeryüzünde daha önce hiç görülmemiş
en büyük servetiz biz birlikteyken.

Türkçesi: İsmail Aksoy