HER ŞEY ŞİİRDİR / Ataol Behramoğlu

20/04/2010

HERŞEY ŞİİRDİR

Her şey şiirdir, uğultusu rüzgârın
Bir ırmağa usulcacık yağan kar
Her gece okunan bir dua çocuklukta
Gökyüzünde bölük bölük turnalar

Her şey şiirdir, sevinç ve kader
Dünyada olmak duygusu
Kıyıda, ıssız kayalarda
Kendi başına ışıldayan su

Her şey şiirdir, şimdi, şu anda
Ak kağıt üstünde dolanan elim
Karşıki avluda salınan söğüt
Yandaki odada uyuyan bebeğim

Her şey şiirdir, çağrısı aşkın
Bahar toprağından yükselen tütsü
Umut ve acı, başlayan ve biten
Yağmurun ve akıp giden hayatın türküsü

Her şey şiirdir ve bir gün belki
İlk aşkım, ilk göz ağrım şiir
Koynunda ona yazdığım mektuplar
Bir yerlerden çıkıp gelecektir

Ataol Behramoğlu

Reklamlar

ÇOK SEVDİM BİR ZAMANLAR / Ataol Behramoğlu

06/04/2010

ÇOK SEVDİM BİR ZAMANLAR

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca
Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün
Masal şehirlerini geçerken hızla

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Ürpertili, sımsıcak tenini kadınların
Salmak serin sulara gövdemi
Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Varolduğumu düşünmeyi, ürpererek…
Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi
Yağmurdan ve yalnızlıktan ürkek

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Düşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyi
Hırçın ve ele geçmezce atılgan
Uysal ve usulcacık benim olan şeyi…

Çok sevdim birzamanlar, seviyorum yine de
Ve hep seveceğim beynim ve tenim varoldukça bu dünyada
Pırıl pırıl olanı, her zaman bir güz diriliğinde
Değişmez ve değişken olanı sonsuzca…

Ataol Behramoğlu


ELLERE GAZEL / Ataol Behramoğlu

14/02/2010

ELLERE GAZEL


Sevdiğim eller bir kadının elleridir
Sımsıcak dokunuşlarının elleridir

Düşlerimi tüy gibi hafifleten
Annemin ya da kızımın elleridir

Erkek yazgımızın hüzünlerini
Paylaştığım babamın elleridir

Bir ömrü birlikte dokuduğumuz
Arkadaşlarımın elleridir

Nice yalnız gecede tutunduğum
Yalnızlığımın ellleridir

Bakışlarımızın ayrılmaz yoldaşı
Ayrılmaların, kavuşmaların elleridir

Sözcüklere kanatlar takıp
Uçuran ozanların elleridir

Ölüme karşı el ele yürüdüğüm
Ölümsüz aşkın elleridir

Ataol Behramoğlu


GÜNÜMÜZ TÜRK ŞİİRİ 1998 – 1999

28/01/2010

1998 ‘İNSAN’ ŞİİR YILLIĞI

’98’den ’98 Şair, ’98 Şiir


AKŞAM VE HİÇBİRŞEY

ordular, sen onlardan birisin:
çulunu ser çöle, yüzün’ bana dön!
ko gitsin gülünü, sözün’ yele ver!
hüzün gibi misin? evet gibi’sin…

farkında ol artık, kalpte sökükler;
aşklarsa, âh, yama üstüne yama;
bir kumaş, eprimiş, havı dökülmüş;
kendini bir teyelle tuttur akşama…

işte hepsi gittiler, boş kaldı herşey,
bak, yalnızlıklar da yol aldı epey,
neden şimdi beni kendine çeker
şu benim yüzümdeki hiçbirşey!..

HİLMİ YAVUZ

AYDINLIK

Kararlı biri var omzumda
Ağırlıksız biri
Oraya ulaşıyor nereye gitsem

Yıllar sonra yolcusuydum uzakların
Uçuverdi birdenbire
Anladım aydınlığın yenyüzünde kaldığını

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

BENİ BİR YAZA GÖMDÜLERDİ BİR ZAMAN

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
Her yer olabilecek bir kuytulukta
Bir kadın vardı bir balkonda
Sesinde yaralı bir gül olan

Hayat ve mevsimler aynı şeydi
Uyku kadar derin bir suda boğulurken
İlkbahar kekeleyerek geldi
Kırık çocuk gülüşlerinden

Deniz oracıktaydı ve buğusu
Eriyorken havada sesler
Her şeyin bir büyü oluşturduğu
Gizemli kokular ve gülüşler

Beni bir yaza gömdülerdi bir zaman
Annem olan bir sessizlikte
Belki de onun kalbidir açan
Derin bir gülün içinde

ATAOL BEHRAMOĞLU

BOĞULMAK

Boğulmak benim hünerimdir
Yağmurlara uzak o topraklarda
De ki öldü bu adam
Halk diktatörlüğünün birinci yılında

Boğulmak benim hünerimdir
Su geçirmez şemsiyeler gibi kollarımı açıp da
Yeni geldim, kurundum, söyle ne oldum
O mel’un yalnızlığın çorak sayfasında

Kendimi koşuya saldığım bir mevsimdir
Yağmur beni kovalar, ben yüzümü yıkarım
Kirliyim, arınmam, üç beş kadeh atarım
Üstüne de bir cigara yakarım, ben adam olsam

Derin uçurumlara tutkun bir ağaç gibi

Boğulmak hüner midirah, bir elimi tutsan.

AHMET ERHAN

FOTOĞRAF

Annem bana göğsünden
esvap dikmiş, aynı ipek
kumaştanız; gömleğimiz
tıpkı renk, babam bize
kanat germiş.

Meğer benim bir yaşım!

* * *

Ben şimdi kalsam da
kalamam; savrulur-
güzel geçmiş; kol desem,
kanat eprir; ipek de-
çürür, zaman da… Annem,
kendisiyle konuşur.

* * *

Hünerine bereket!

Beni yine doğurur.

Babam buna sevinir.

SİNA AKYOL

REQUİEM

………………………………..Dr. Mehmet Şen’e

Boynum kıldan ince ölüme
– Değil mi ki şol illetten iğne ipliğe dönmüş bedenim-
Ve ölüm ki benim bu ölümlü dünyaya gelmemle
Beraber dünyaya gelen maşallahı var oğlum,
Ona ben analık ettim, onu ben elimde büyüttüm
Onu şu kadarcıktan bu boya ben getirdim
Yedim yedirdim, içtim içirdim, kustum kusturdum
Onu sütümle, onu kanımla, onu aklımla besledim
Nereye gittiysem, ölümüne kadar yanımda götürdüm
Ne zaman aşkımı öpsem, ona da öptürdüm
Ben gençken o da gençti, ihtiyarım o da ihtiyar
Siperlerde omuz omuza döğüştük o diyar bu diyar
Kimi de nefsimizle barışık-bahtiyar mı bahtiyar
Şiir düzerken tüy kalemim oynatırdı kıyısından
Onu unuttuğum da oldu, ölümcül mü ülümcül bir ihmal!
Hatırladığımda ama, öyle yarım yaşadığıma bin pişman
O denli unutkanlıklarım için mi şimdi bu intikam?
-Adam sen de; bir ben miyim alemde oğlu hayırsız çıkan!
Ki saldın bu hebis Haşhoşiyûnu, ‘lan günahı boynuna;
Anarşit bir Urartulu ur musallat ettin boynuma!
Truva’da Tahta At güya, içinden uğruyorlar dışarı
Çoğaldıkça çoğalan o maraz, o haşarı hücreler
Farkındaysalar da kıyımın, tutamıyorlar kendilerini
Yazık, benle koyun koyna onlar da verecek son nefeslerini! ..
Gel bakalım diyorum, gidiyoruz senle, namızsız oğul!
Oğul verdikçe veren o belalıları da alayımıza katıp
Neş’eye neşideler okuya okuya, iyi sularda aşağı
Gidiyoruz o ölümsüz Allahrahatlıkversinlere doğru…
Sizin de içiniz rahat olsun ey arkada kalanlar
Bundan böyle size anakarada ölüm yok!

CAN YÜCEL


ESKİ NİSAN / Ataol Behramoğlu

26/01/2010

Ataol Behramoğlu

ESKİ NİSAN

Canımın yongası, sevdiğim,
Bir kaç gün çaldık ilkbahardan
Geçtik yıllardır özlediğim
Erguvan ışıklı kıyılardan

Aşkı sessizlik tanımlar
Gençken tersini düşünürdüm
Akşamla dönerken geriye dalgalar
Yalnızlığı çırılçıplak gördüm

Durduktu önünde Ege Denizi’nin
Gözleri mayıs bulanığı,
Kuytuluğunda eski evlerin
Dolaştıktı Ayvalığı

Eski nisan, her şey gibi,
Kalbim de, rüzgar da eski,
Çırpınıp duruyor havada
Yitik anıların kelebeği


MELANKOLİ / Ataol Behramoğlu

05/01/2010

MELANKOLİ


Ey sokaklarında yıllarca avare dolaştığım
İçinde ilk aşkımı yaşadığım küçük şehir
Umutsuz akşamlarımda sesini duyduğum lir
Sihrinde ilk acıyı tattığım

Ey sarhoş akşamlarımın biricik tesellisi
İlk şiirlerimdeki biricik dert ortağım fener
Soğuk kış geceleri ısındığım kalorifer
Gitgide uzaklaşan tren sesi

Ey en masum arzularımı gizleyen oda
Yıldızlarla dost eden küçük pencere
Her akşam gönlümün dilediği yere
Götüren sihirli araba

Ey en içli en yanık türkülerimi duymayan
Rüzgârı saçlarımı dağıtan sokak
Ve ey saçı ak gönlü ak
Anneciğim pencerede ağlayan

Ah biliyorum güç gelecek sizlere
Ama artık gitmek geliyor içimden
Bir sabah masmavi bir bulutun peşinden
Dönüşü olmayan yerlere

Ataol BEHRAMOĞLU


AŞK İKİ KİŞİLİKTİR / Ataol Behramoğlu

30/11/2009

AŞK İKİ KİŞİLİKTİR


Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol BEHRAMOĞLU