ALTIN ŞAİRLER ŞİİR SERGİSİ / 5. Hüseyin Ferhad

15/03/2010

ALTIN ŞAİRLER ŞİİR SERGİSİ / 5. Hüseyin Ferhad

18 Mart 2010, AKM, ANTALYA

ALTIN PORTAKAL ŞİİR ÖDÜLÜ / 2001


SENİN YERİNE… / Hüseyin FERHAD

24/12/2009

SENİN YERİNE
YAVRULU GEYİKLER VE TERLİ ATLAR
GELİR KIBLEDEN

Kar çiçekleri fışkırır göğsümden
kökleri kalbime sarılı. Ay büyürken
geyikler iner ovaya,
nehir boyuna avlanmaya çıkar
bir asena. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
baykuş sesleriyle göğ uçurumlar uğuldar
pusarık vadiler. Şafak sökerken
atlar dolar avluya,
sağ omuzuma hüma kuşları konar kalkar
sol omuzuma anka. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
yıldızlar kayar gecenin eteklerinden
kıbleye. Kumsalda denizkızları ağlar
yakamozlar ağar kirpiklerindeki karaltıya,
kızıl tüllere bürünür sarmal yollar
ufkun ardı. Seni düşünürken
gözlerim uyku tutmaz,
başını kaldırır makûs talihimdeki ejder
zehrini kanımla karar. Bulutlar kaynar
bir maviye çalar gök bir sarıya,
çığlıklar gelir metruk fener kulesinden
zincir şakırtıları. Zaman akar
gözlerim uyku tutmaz,
başını kaldırır makûs talihimdeki ejder
zehrini kanımla karar. Bulutlar kaynar
bir maviye çalar gök bir sarıya,
çığlıklar gelir metruk fener kulesinden
zincir şakırtıları. Zaman akar
gözlerim uyku tutmaz.
kan çiçekleri fışkırır göğsümden
sen geri dönünceye kadar!

Hüseyin FERHAD


2001 Şiir Ödülü : Hüseyin Ferhad

09/10/2009

h.ferhad

HÜSEYİN FERHAD

(Hassa/Hatay, 1954)

Ödüle Değer Görülen Kitap: Hazer İçin Birkaç Sarı Gül (Kılıç İpekte Sınanır)


Hüseyin Ferhad’dan Şiirler:


KÜLLERİ  EŞELEMEK

İçimi ezer delice bir cesaret
görünmez bir el kilitler kapılarımı,
miskinliğimden değil bu minnet
çaresizim seni sevdiğimi söyleyemem.

Dilsizim.

Çırpınmayı bile unutmuş bir serçe
gibi saklarım göğsüme kanatlarımı,
kadınlığın böyle karşıma dikeldikçe
utanırım seni sevdiğimi söyleyemem.

Dilsizim.

Bilinç denen şey şeffaf bir hançer
her gece deşer yaramı,
yıllar divâne ömrümden zulümle geçer
halsizim seni sevdiğimi söyleyemem.

Dilsizim.

Eski yalnızlıklardır soframdaki nicedir
hayatla katlayamam yorgun yaşımı,
büyük aşklar hep gecikmeli gelir
garibim seni sevdiğimi söyleyemem.

Dilsizim.

Erken geldin dünyaya, benden önce
benden önce koştun yollarımı,
şu ince yağmur dinince
gideceğim seni sevdiğimi söyleyemem.

Misafirim.


ARTIK GELMEM OTAĞINIZA ,  II

İki kaşının birlefltiği yerde
mıhlı iki yıldızdan biri Yenisey’dir
gözlerinden taşan nehir
belki Yenisey’den de eskidir

Ateş değil, ateşe tutulmuş demir
bakır değil, bakır lengerde çitilenmiş ipek
gibi gözlerinin rengi
gibi tenin

Muaviye’nin alfabesinde olmayan nokta
Ali’nin kılıç sandığı virgül
levh-i mahfuz’a yanlışlıkla iliştirilmiş bir sûret
Sümbüle: Yer değifltiren ikide bir
kibirli, mahir. Sümbüle, seni görür görmez
akrebim kımıldadı

Denizler çoğaldı
mesafeler azaldı. Atımın dizginini çektim

Turan fikri gözlerimi kamaştırır
ne tarafa gideyim, söyle
Arabistan ki arz dairemin haricindedir
kime secde edeyim, söyle

Yenisey el kadardı
Yenisey el kadardı. Atımın koşumlarını çıkardım

Güzelsin, güzel ve aşüfte
memelerin iri ve muktedir
tam istediğim gibi ağzının kenarları
lâ’l ve muhkem
Sümbüle, bir kez olsun metanetle
Sümbüle, telafisi mümkün bir husumetle
rahmini öpsem
Türk dili bir kelime daha kazanır

Soluk soluğa geldimdi bu ücra ülkeye
buruk, her mihneti kabule hazır
meyyus bir yürekle. Develerim bozladı

bildim: Boynundaki zincir kanını buzlandırır
bildim: Damağındaki zehir şiveni tatlandırır
Buhtunnasır’ın putlarını anıştırır
biatın. Bildim seni Sümbüle, arpa çocuk