NİSAN SABAHI / Hamit Macit Selekler

25/01/2010

HAMİT MACİT SELEKLER

(1909 – 23 Ocak 1974)

NİSAN SABAHI

Bayraktar bayrağı çekti, gözlerin
Yolda kalmaz dindir gönül ağrını.
Mevsim bahçelerden geçirdi serin
Çarpıntılarıyla ilk rüzgârını.

Açık pencerene doğru yükselen
Nisan, bir havadır denizden gelen.
Bense sevinçliyim, içerimde sen
Bırakmış gibisin bütün varını.

Senin gözlerinle görmekteyim ki,
Şehir tapılacak biir güzelliği
Saklıyor. Ufukta gümüş bir çizgi
Hemen hazırlıyor sanki yarını.

Antalya, bahçeler, evler, bu dekor
Nisan bir el gibi bizi okşuyor;
Ne ben anlatayım, artık, ne sen sor
Sevilmeyenlerin acılarını.


S’imge : BARIŞ

28/12/2009

NÂZIM HİKMET

KIZÇOCUĞU

Kapıları çalan benim
kapıları birer birer.
Gözünüze görünemem
göze görünmez ölüler.

Hiroşima’da öleli,
oluyor bir on yıl kadar.
Yedi yaşında bir kızım,
büyümez ölü çocuklar.

Saçlarım tutuştu önce,
gözlerim yandı kavruldu.
Bir avuç kül oluverdim,
külüm havaya savruldu.

Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.

Çalıyorum kapınızı
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.

AHMET MUHİP DIRANAS

EVRENİ SEVMEK Kİ…

Aç mısın kardeşim, gel olanı bölüşelim,
Ama şiirlerimle seni doyuramam ki;
Ta, yıldızlara değin uzansa bile elim,
Daha ötelerine, daha… buyuramam ki.

İnsanı insan diye sevmişim, hep severim;
Ve onu tanrılara karşı bile överim.
Ben bütün bir evreni sevmişim; alın terim
Var evrende; öz, üvey diye ayıramam ki.

Güzellikleri alır satarım, gelişim bu.
Güzel tellalıyım ben; alan var mı? neşem bu.
Güzel’le yüceltirim insanlığı›, işim bu,
Çirkini, kabayı ve hamı kayıramam ki.

İnsanoğulluğunu kulluk diye almışın!
Düşüncenin orakla biçilmesine karşın
Bir geleceğin dulda düşlerine dalmışın;
Bu derin aldanıdan seni uyaramam ki.

Kim zafere erecek? Zafer ne? Bir akşamda
Güneşi bağlamaksa geceye karşı, ya da
Haykırmaksa, gür… varım, bir güldür açan, ama
Kini bir hançer gibi kından sıyıramam ki.

HAMİT MACİT SELEKLER

SULH

İşte gün, dışarda serpilen ışık,
Düşen ses, solan yüz ve bir kaç sayı…
Yüzün pençe pençe, saçın dağınık,
Beyaz örtüsüyle kurdun masayı.

“Sofra hazır!” Hava dalgalı, ılık,
Sesin andırıyor gergin bir yayı.
Ve sen çok güzelsin sevgilim, artık
Sildim başımdaki günlük tasayı.

Bu anda uzakta, daha uzakta,
Evde, su başında yahut sokakta
Konuşan, sevişen ve hıçkıran var,

Onların da kalbi böyle vurmakta,
Onlar da seviyor ve bekliyorlar
Ne zaman gelecek diye ilkbahar…

ORHAN VELİ

ILLUSION

Eski bir sevdadan kurtulmuşum;
Artık bütün kadınlar güzel;
Gömleğim yeni,
Yıkanmışım,
Tıraş olmuşum;
Sulh olmuş.
Bahar gelmifl.
Güneş açmış.
Sokağa çıkmışım, insanlar rahat;
Ben de rahatım.

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

SÖYLE SEVDA İÇİNDE TÜRKÜMÜZÜ

Söyle sevda içinde türkümüzü
Aç bembeyaz bir yelken
Neden herkes güzel olmaz
Yaşamak bu kadar güzelken

İnsan dallarla, bulutlarla bir,
Aynı maviliklerden geçmiştir
İnsan nasıl ölebilir
Yaşamak bu kadar güzelken

AHMED ARİF

İÇERDE

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölünüre gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mı?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin..

NEŞE YAŞIN

HANGİ YARISINI

Yurdunu sevmeliymiş insan
Öyle diyor hep babam
Benim yurdum
İkiye bölünmüş ortasından
Hangi yarısını sevmeli insan?

SUNAY AKIN

MİĞFER

Yağmur sinmiş toprağa
usulca geceden
su içiyor göçmen kuş
ölü bir askerin
ters dönmüş miğferinden

Çok yaşamayı diliyor
siperlerin içinde
birbirlerine askerler
hapşırık sesi
beklemeden

Korkulacak bir şey
olmazdı gözlerinde
belki ölmek
onca silah sesinden
kaçmasaydı kuş
telaşlı ve ürkek


ÖYLE DEĞİL Mİ / Hamit Macit Selekler

23/12/2009

ÖYLE DEĞİL Mİ?

Bu yazı bambaşka düşünüyorduk:
Geniş bir bahçede biz ik çocuk
Gibi dalacaktık geçen günlere.

Gümler damla damla altın demekti;
Günler eriyecek, süzülecekti,
Dallar arasından durduğun yere…

Şüphesiz, şebnemler bırakır, geçer,
Serperdi rengini aylı geceler
Ümitli hülyalar kurduğun yere…

Zamanı o kadar içten severek,
İçimizden sesler “geçme!” diyecek
Gibiydi aydınlık geçen günlere…

Bu yazı bambaşka düşündük; zaman.
Gelmedi. Sen şimdi odanda uzan
Ve bir cümle kaydet küçük deftere…

Ele ne geçti ki umulanlardan?

Hâmit Macit SELEKLER