TENTATİON – MESAJ – AKIL GÖZÜ / Özdemir Asaf

18/04/2010

Özdemir Asaf


TENTATION

Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç…
Sana deyeceklerim söylemekle bitmez.
Yıllardır yaşamamdan çaldığım zamanlar
Adına düğümlendi.

Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç…
Başka şehirleri özleyelim orada seninle.
Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar
İkimize yetmez.

MESAJ

Ölebilirim genç yaşımda,
En güzel şiirlerimi söylemeden götürebilirim.
Şimdi kavakyelleri esiyorken başımda,
Sevgilim,
Seni bir akşamüstü düşündürebilirim.

AKIL GÖZÜ

Seni bulmaktan önce aramak isterim.
Seni sevmekten önce anlamak isterim.
Seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
Sana hep hep yeniden başlamak isterim.


AŞK ŞARKISI / Özdemir Asaf

16/03/2010

AŞK ŞARKISI

Ellerini ver, öpeceğim,
Binlerce el içindeyim,
Şu beyaz çizgilerden gideceğim.
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.

Gözlerinden gireceğim,
İçinde yer edeceğim.
Sana oradan sesleneceğim;
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.

ÖZDEMİR ASAF


BAŞLIK / Özdemir Asaf

12/03/2010

BAŞLIK

Zamanın, ateşin ve ölümün
Boyası beyaz.

Aşkın, yalanın, kinin rengini
Kırmızı yaz.

Düşlerin, sevi’nin ve saygının giysilerini
Maviye boya.

Yoksulluğun, umutsuzluğun ve ayrılık gömleğini
Kara çiz.

Özdemir Asaf


ZENGİN YOKSUL / Özdemir Asaf

23/02/2010

ZENGİN YOKSUL


Servetin her aşaması yeni bir yaşam biçimi gerektirmelidir, kültürde ve insan sevisinde.
Ötesi paralılıktır, zenginlik değil.

*
Varlıklı zengin ile yoksun zengin arasında insanlık bağlantısı yoktur.

*
Fakirlerden çalışkan olmaları beklenir. Varlıklılar böyle düşünür. Oysa onlar hiç de tembel değildir; yoksuldurlar.
Varlığını yitirince canına kıyanı çok duymuşuzdur.
Oysa onlar insan olmanın yalınlığından korkmamalıydılar.
İnsandan uzaklaşınca düşünceler ve kavramlar bozuluyor. Yanılmalar olağandır varlıklı katlarında. Eş yanılmalarında anlaşır, böylece yaşamlarını sürdürürler. Anlaşma kampları onların yanılmada birleşme gruplarıdır.
Yoksulun yanılması ise hep olağanüstüdür.

*
İnsanın para davası gittikçe karışıyor.
Paranın insan davası daha da kötü.

*
Sahip olmak; kötü bir şey.
Sahip olmamak, daha kötü bir şey.

*
Yokun varlığını kılabilen yerlerdeki insanlar varın yokluğunu gerçekleştiren kılıklardır ancak.

*
Günümüzde zengin çok az var, paralı çok çok var.

*
Varklıklı zenginin yaşaması çok geniş alana bir katkıdır.
Yoksun zenginin ölmesi daha çok geniş alana bir katkıdır.

*
“Sevişen fakirler zengindir” diyor Oscar Wilde.
Tevekkelli değil, sevmeyen zenginler fakir.

*
Borçlu olmayan zengin değildir.
Alacaklı olmayan fakir.
Hiç kimseye borcum yok diye övünenler vardır, onlar ise, yalancıdır.

*
Zenginin okuyacak, okuyanın zengin olacak zamanı yoktur.

(Yuvarlağın Köşeleri)

Özdemir ASAF


SENİ SAKLAYACAĞIM / Özdemir Asaf

15/02/2010

ÖZDEMİR ASAF

(1923 – 28 Ocak 1981)

SENİ SAKLAYACAĞIM


Seni saklayacağım inan
Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
Şarkılarımda, sözlerimde.

Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
Ve kimseler görmeyecek seni,
Yaşayacaksın gözlerimde.

Sen göreceksin, duyacaksın
Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
Uyuyacak, uyanacaksın.

Bakacaksın, benzemeyor
Gelen günler geçenlere,
Dalacaksın.

Bir seviyi anlamak
Bir yaşam harcamaktır,
Harcayacaksın.

Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
Yaşayacağım gözlerimde;
Gözlerimde saklayacağım.

Bir gün tam anlatmaya..
Bakacaksın,
Gözlerimi kapayacağım..
Anlayacaksın.


S’imge : ELLER

13/02/2010

S’İMGE : ELLER Sayımızda Türk ve Dünya Edebiyatından Saçilmiş 21 düzyazı ve 27 şiir yer alıyor.


YAĞMUR, GÜL ve ELLER

Yel yapraklarımı savurur,
Dört yanım yağmurla örtülü;
Güz vaktim gerçek ya, ne yağmur!

Kafamda hep bir uykusuzluk
Ve masamda bir düşler gülü,
Gecenin içinde, soyunuk.

Ve bir düşünce arasında
Ellerim; beyaz, boş ve bencil,
Bu gül’le gece arasında,

Kopmuş gidiyor dallarımdan…
Hayır, başımdan yana değil
Uykusuzluğum, ellerimden.

Ahmet Muhip Dıranas


ELLER KOLLAR

Hani Cahit Sıtkı Tarancı
Derdi ki, “Nerde hareket ben orda,”
Supervielle de öldü, unutamadı,
Aklı hep elinde kolunda.

Der ki, bir ölüyü konuşturarak,
Gençliğimde yazdığım şiir:
“Başımı kaşımak, çiçek koparmak,
El sıkmak istiyorum arada bir”

Hafiftir düşün, uçup gidebilir
Bir koku ağırlığı kadar,
Yanlarımda ellerim kollarım var
De ki, onlar bana yetişir.

Melih Cevdet Anday

ELLERİM

Ellerimi severim
On parmağım başak başak,
Ne selamlar gönderdim
Liman liman beş kıtaya,
Her kıtada canımız var, canımız
Ben nasıl sevmem sizi ellerim
Ne omuzlar tuttunuz.

ELLERİN

Ekmek gibi ellerin var
Sıcacık
Seni niçin sevmeyeyim?

Cahit Irgat

SAĞ EL

Sağ elim arslan elim
Her hâli ayrı ayrı
Dillere destan elim
Âlemde senden gayrı
Gerçek dayanak mı var
Yediğim ekmek senden
Sen ev yıkmaz ev yapar
Sensin beni ben eden

Sağ elim arslan elim
Dost için düşman için
Her zaman insan elim
İstemem dert göresin
Sen dünya maceramda
Aşkım sabrım kararım
Gülsem de ağlasam da
Ancak seninle varım

Cahit Sıtkı Tarancı


AŞK ŞARKISI

Ellerini ver, öpeceğim,
Binlerce el içindeyim,
fiu beyaz çizgilerden gideceğim.
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.

Gözlerinden gireceğim,
İçinde yer edeceğim.
Sana oradan sesleneceğim;
Ellerini ver, ellerini…
Seni öldüreceğim.

Özdemir Asaf


DÖRTLÜK

Bir elim ekmekte bir elim sende
Bir elim gerçekte bir elim sende
İki el bir baş içinmiş masal
Bir elim gelecekte bir elim sende

Arif Damar


GÜZEL’E / Özdemir Asaf

01/02/2010

GÜZEL’E


* Bana yalnız güzel yanlarını gösteriyor: Güzel.
Bana kendini olduğu gibi gösteriyor: Gerçekten güzel.

* Güzellik bir bütünün sonucudur. Bunun için kolay görülmez, kolay varılmaz, kolay anlaşılmaz.

* Birdenbire kendini veren güzellik, birdenbire gider… Gelişi gidişi yararlıdır.
Salt güzelin ayağa düşmesini güzelliğin bu türü önler.

* Yeni: Zaman içinde herkesin değmediği.
Güzel: Alan içinde herkesin görmediği.

* Nasıl gelirsen gel, gelince nasıl olursan ol.
Giderken olabileceğin en ulu yön iyi olmandır. En küçüğü..
Hiç olmazsa güzel olmak.

* Onun güzelliğini herkes görüyorsa o bence az güzeldir. Herkes biliyorsa o bence hiç güzel değildir.

Onun güzelliğini yalnız ben görüyorsam bu sevgidir. Yalnız ben biliyorsam bu aşktır.

Hiç kimse görmüyorsa bu yalnızlıktır.

* Bir de en güzeli vardı
Sözünü unuttuğum.

* En güzelleri unuttuklarım değil en unuttuğumdu.

* İyiyi mi seçersin, güzeli mi? diye sorsalar bana.
Her ikisini de ikiye böler, yarım birinden yarım öbüründen bir harman yapar kafamla gönlüm arasında paylaştırırdım, derim.
Nasıl olsa onlar sonra kendi aralarında değiş-tokuş yapacaklardır da ondan.

* Güzellik bir görüntü, çirkinlik bir bilintidir.

* Güzel bir kadının başkasından hiç duymayacağı sözlerdir

I
Ben sizi hiç sevmeyeceğim.
Söz veriyorum.

II
Benimle aç kalır mısınız
Biraz konuşalım.

III
Size nasıl bir kötülüğüm dokunabilir
Lütfen söyler misiniz.

IV
Siz şımarıksınız ama bu size yakışıyor
Ama ya aptallığınız..

(Yuvarlağın Köşeleri, Adam Yay.)


S’imge : GÜZELLİK

01/02/2010

S’imge GÜZELLİK Sayımızda Türk ve Dünya edebiyatından seçilmiş 21 düzyazı ve 32 şiir yer alıyor.

Ahmet Muhip Dıranas

SEN VE GÖKYÜZÜ

Bir güzelim sensin, bir de gökyüzü.
Gerisi denizler ötesi, hepsi.
Gökyüzüm gündüzüyle, gecesiyle,
Sen güzelim aşkıyle, neşesiyle
Uyumlu, esgin, elele, ikiniz,
Mutlarla bezer, gönendirirsiniz
Ömrümü, kıyısında bir akşamın.
Bu kutlu anlarında yaşamanın
Solumayı bile unutuyorum;
Sanki ölümsüzlüğü tutuyorum!
Ya o gökyüzü; öylesine mavi
Üstümüzde, öylesine ebedi
O gökyüzü ve öylesine gerçek;
Büyük, büyük, büyük, kocaman çiçek.

İlhan Berk


BEN SENİN KRALLIĞIN ÜLKENE YETİŞTİM

Ben senin krallığın ülkene yetiştim
Kaldım gölge tanımayan güzelliğinle.
Her sabah büyüten denizimizi böyle
Gülüşlerindi o ülkede bilmez miyim.

Sen o çıktığım sularsın, zencim benim.
Denize bakan evler gibiydim seninle.
Dur, geliyorum ellerin ne güzel öyle.
Beni şey et gülüşlerini bekleyeyim.

Sen gittiğim o ülkesin varılmıyorsun
Vurmuş sonrasız nasıl en güzel sulara
Güzelliğin balıkları gibi İstanbulun.

Şimdi her yerde ne güzeldiniz o kalmış
Yankımış denizlere öbür kadınlara
Dünyada sizinle İstanbul olmak varmış..

Cemal Süreya

YAZMAM DAHA AŞK ŞİİRİ

Oydu bir bakışta tanıdım onu
Kuşlar bakımından uçarı
Çocuk tutumuyla beklenmedik
Uzatmış ay aydınlık karanlığıma
Nerden uzatmışsa tenha boynunu

Dünyanın en güzel kadını oydu
Saçlarını tarasa baştan başa rumeli
Otursa ama hiç oturmaz ki
Kan kadını rüzgardı atların
Hep andım ne yaşanır olduğunu

En çok neresi mi ağzıydı elbet
Bütün duyarlıklara ayarlı
Öpüşlerin türlüsünden elhamra
Sınırsız denizinde çarşafların
Bir gider bir gelirdi işlek ağzı

Ah şimdi benim gözlerim
Bir ağlamaktı tutturmuş gidiyor
Bir kadın gömleği üstümde
Günün maviliği ondan
Gecenin horozu ondan

Ümit Yaşar

GÜZELDİNİZ

Bir zamanlar sizi de sevmiştik hatırlar mısınız
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz
Her gece ayla beraber çıkardınız gökyüzüne
Gün olur güneşler doğardı aydınlığınızdan
Gözlerinizin şavkı vururdu duvarlara
Gün olur dağ rüzgarıyla gelirdiniz
İnsanı büyüleyen bir havanız vardı
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz.

Tutunca avuçlarımızda eriyecek sanırdık elleriniz
Öyle beyazdılar, inceydiler anlatılmaz
Ya dudaklarınız yaban eriği kokulu
İnsanı deli divane eden dudaklarınız
Hiç öpmemiştik ama bilirdik tadını öpmüşçesine
Zekiydiniz aklımızdan geçenleri bilirdiniz
Bir tanrı yüreğiyle severdik sizi
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz.

Nereye gitsek sizi bulurduk karşımızda
Yürüsek gölgemizdiniz uyusak düşümüzdünüz
Kır çiçekleri açardı bastığınız yerde
‹yot kokuları gelirdi uzak denizlerden
Gözlerinize gemilerin biri gelir biri giderdi
Yosun yeşili elbiseler giyerdiniz
Bilseniz nasıl da yaraşırdı size.

Şimdi ne desek faydasız yoksunuz
Bir karanlıktır bıraktınız arkanızda
Yüzünüzü görmek mümkün değil artık
Kulaklarımızda yalnız aksi kaldı gülüşlerinizin
Hani yokluğunuz bu kadar uzun sürmeyecekti
Hani giderken gelirim demiştiniz
Vefasızlık bile yakıştı size
Güzelsiniz demiştik gerçekten güzeldiniz…

Özdemir Asaf

AAAAA

Senin birinci mutluluğun güzellik.
Senin ikinci mutluluğun güzellik.
Senin üçüncü mutluluğun güzellik.
Senin dördüncü mutluluğunu özledik.

Yeter gözlere verdiğin anlamsız sevgi.
Ölümün kapısına yöneldik.

SAYGI

Sana güzel deyorlar;
Sakın olma.


DİYALOG / Özdemir Asaf

07/01/2010

DİYALOG

Bir gün, bir evde, bir kedi
Vardı.
O gün, bir evde, o kedi
Benden sıcaklığını esirgemedi.

O gün, o evdeki o kedi
Beni bana götürdü getirdi.
Ona şarkılarımı söyledim;
Uyudu, bakıyordum, benimleydi.

Bir ikilem oldu beklenmedik;
Geçmiş günlerin yumaklarını didikledi.
Var mıydı, yok, var gibi
Kucağımdaydı kedi.

Gözlerindeydi gözlerim,
Gözleri gözlerimdeydi.
Ellerimi tırmalıyordu elleri…
Ürperdim, birden içim titredi.

Bir gün, bir evde, bir kedi
Vardı.
O gün, bir evde, o kedi
Beni taa çocukluğumdan aldı.

O gün, o evdeki, o kedi,
Bak-işte, neler olmuş der gibi,
Getirdi beni gençliğime bıraktı.
Anı bahçelerinde üşümek sıcaktı.

Babamın öldüğünde aylardan Hazirandı,
O elli dördündeydi, ben yedi.
Bir ışık söndüğünde yol yandı.
O kedi bunları nasıl da bildi.

Bir gündü, bir evdi, o kedi
Taş attı bütün kuyularıma.
Durup-dururken dikenli uykularıma
Ninniler söyledi.

Bu bir öykü idi;
Ben mi anlattım, o mu dinledi.
Saklamalı mıydı, ya da söylemeli mi;
Ne o ev vardı, ne o gün, ne de o kedi.

Özdemir ASAF


MUM ALEVİYLE OYNAYAN KEDİNİN ÖYKÜSÜ / Özdemir Asaf

06/01/2010

ÖZDEMİR ASAF

(1923-1981)

MUM ALEVİYLE OYNAYAN
KEDİNİN ÖYKÜSÜ

I
Bir mum yanıyordu bir evin bir odasında
O evde bir de kedi vardı.
Geceler indiğinde kendi havasında
Mum yanar, kedi de oynardı.

Mumun yandığı gecelerden birinde
Kedi oyunlarına daldı.
Oyun arayan gözlerinde
Mumun alevi yandı,
Baktı,
Mumun titrek alevinde
Oyuna çağıran bir hava vardı.

Oyunlarını büyüten kedi büyüdü
Kendi türünde çocukcasına,
Döndü dolaştı, yavaş yavaş yürüdü
Geldi mumun yanına, oyuncakcasına.
Bir baktı, bir daha, bir daha baktı
Mumun alevinin dalgalanmasına
Uzandı bir el attı.
Bıyıklarını yaktırmadan anlamayacaktı..
İlk kez gördüğü mumun yakmasına
İnanmayacaktı.

Kedi, oyunlarında büyüyordu,
Mum, üşüyordu yanmalarında.
Zaman ikili yürüyordu
Aralarında.
Bir ayrışım görünüyordu
Birinin yanmalarında
Öbürünün oynamalarında.

Kedi oyunlarında büyüyordu,
Yitirerek gitgide oyunlarını.
Mum küçülüyordu yanmalarında,
Yitirerek gitgide yakmalarını.

Oynarken büyüyen kedi yanacak,
Aydınlatırken küçülen mum yakacaktı.
Küçülen yaka-yaka aydınlatacak,
Büyüyen yana yana anlayacaktı.

Bir mum yanmasından
Ve bir kedi oyunundan
Kaldı sonunda
Bir gecenin tam ortasında
Bir evin bir odasında
Göz-göze susan
İki insan.

II
Mum yandı bitti,
Kedi büyüdü gitti.
Oyunlar karıştı gecelerde
Suskun uykusuzluklara.

O iki insandan, sonunda
Birinin anılarında kedi,
Birinin dalmalarında mum
Kaldı gitti.

Nerede bir mum yansa şimdi,
Nerede oynasa bir kedi,
Birbirine yansıyor, karışıyor gölgeleri..
Bugün dün gibi oluyor,
Dün bugün gibi.
Mum ellerimi tırmalıyor,
Belleğimi yakıyor kedinin elleri.