S’İMGE : ÖZGÜRLÜK

31/03/2010

Özgürlük sayımızda Türk ve Dünya edebiyatından seçilmiş 17 düzyazı ve 24 şiir yer alıyor.


Oktay Rifat


……………Anladım ki hürriyet aşkı barış aşkı
……………Yaşama sevincinden ayrı değil

ELLERİ VAR ÖZGÜRLÜĞÜN

1

Köpürerek koşuyordu atlarımız
Durgun denize doğru.

2

Bu uçuş, güvercindeki,
Özgürlük sevinci mi ne!

3

Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
Düşünmek yasak,
İşgücünü savunmak yasak!

4

Ürünü ayırmışlar ağacından,
Tutturabildiğine,
Satıyorlar pazarda;
Emeğin dalları kırılmış, yerde.

5

Işık kör edicidir, diyorlar,
Özgürlük patlayıcı.
Lambamızı bozan da,
Özgürlüğe kundak sokan da onlar.

Uzandık mı patlasın istiyorlar,
Yaktık mı tutuşalım.
Mayın tarlaları var,
Karanlıkta duruyor ekmekle su.

6

Elleri var özgürlüğün,
Gözleri, ayakları;
Silmek için kanlı teri,
Bakmak için yarınlara,
Eşitliğe doğru giden.

7

Ben kafes, sen sarmaşık;
Dolan dolanabildiğin kadar!

8

Özgürlük sevgisi bu,
İnsan kapılmaya görsün bir kez;
Bir urba ki eskimez,
Bir düş ki gerçekten daha doğru.

9

Yiğit sürücüleri tarihsel akışın,
İşçiler, evren kovanının arıları;
Bir kara somunun çevresinde döndükçe
Dünyamıza özgürlük getiren kardeşler.
O somunla doğrulur uykusundan akıl,
Ağarır o somunla bitmeyen gecemiz;
O güneşle bağımsızlığa erer kişi.

10

Bu umut özgür olmanın kapısı;
Mutlu günlere insanca aralık.
Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
Vurur üstümüze usulca ürkek.

Gel yurdumun insanı görün artık,
Özgürlüğün kapısında dal gibi;
Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!

Reklamlar

BİR ŞEHRİ BIRAKMAK / Oktay Rifat

29/03/2010



OKTAY RİFAT

(1914 – 18 Nisan 1988)

BİR ŞEHRİ BIRAKMAK

I

Senin için aldığım menekşeleri
Çalgıcılara dağıttım
Son gece
Son defa başlıyan sabah
Yatağımı yine sen düzelt

Küçük balıkçı çocuğu
Sen denizden
Yaramaz ve çapkın balıkları tutabilirsin

Çok uzaklara gittiğimi
Sana söylemek isterdim
Güzel satıcı kızı

II

Ağaca söyle
Gölgesini getirsin bana yolluk
Sokağı ve denizi isterim pencereden
Senden çörekler isterim
Ay biçiminde

III

Ellerin yetişir vedalaşmaya
Niçin ağlıyorsun



BAHÇEDE / Oktay Rifat

08/03/2010

BAHÇEDE


Bir mumla ayırdık geceden kendimizi,
Kurduk bir mumla bu çadırı bahçemize
Kıpkırmızı. Unuttuk bir bostan kuyusu
Gibi korkulu gökyüzünü. Arkamızda
Kaldı yol yol reçinalar sızan, budaklı
Ve kalın kabuklu ağaçlarıyla orman.
Bu yaprak ve ot kokusu ordan geliyor.
Şu duyduğum bir masal kuşu değil puhu.
Sansardan, tarla faresinden ve böcekten
Yalnız pervanelerdir bize dek sokulan.
İn usulca ürküntünün merdiveninden!
Karanlıkta kalan yüzünü çevir bana!
Konuş! Biç, bir solukta diz boyu büyüyen,
Yabanıl otlarını sessizliğin! Gece
Islak ve güzel, ama ışıktaki yüzün,
Yüzün ışıktan ve geceden daha güzel!

Oktay Rifat


Şiirler / Oktay Rifat

23/02/2010

Oktay Rifat

KUŞDİLİ

Param olsa satar mıydım
Kahverengi elbisemi
Damalı gömleği giyerdim
Alaca mendili takardım
Kuşdili’nden geçerdim
Param olsa satar mıydım
Kahverengi elbisemi

ADAM

Yoksulluğumun bulduğu adam
Benim gibi gurbetçinin biri
Çömeliyoruz yolun yamacına
İşsiz tütünsüz çaysız
Lafla laflayabilirsen
Aç açına.

KIRK ODALI

Kırk odalı ahşap bir konak
Gibi gök yağmur sel
Kapılar çarpadursun
Camlar kırık
Üfürüyor karayel
Bizse ocak başında
Bir ekmek bir tuz
Boynumuz bükük
Düşünüyoruz.

SIĞIRLA KEÇİ

Anamın boynu bükükse
Tek sığırla bir keçiye karşı
Göğsü avlunun taşlarınca sıcak.
Yıkık duvardaki tahta kapı
Bütün suyunu yitirmiş
Anamın ellerince budaklı.
Dut dutumuz gölgemiz aydınlığımız
Toprak damın üstüne eğilen
Dalına binip silktiğimiz
Tek sığırla bir keçiye karşı.

KIZLAR

Sırtlarındaki odun demetinin
Urganı ellerinde
Peşlerinde çam kokusu
Tokuşurken tomur meme
İki büklüm iniyorlar dağdan
Biri Hürmüz biri Şerif biri Zilha
Köhne çarık yarık taban
Ha gülüm ha.

ÇAMAŞIR YIKAYAN

Karşı avluya ne zaman dönse
Dikmiş dizlerini çömelmiş
Apış arasında güllü şalvar
Ak kolları dirseklerine dek köpük
Koca leğenin önünde
Körpe gelin çamaşır yıkar
Yanı başında isli bir kazan kaynar
Dokuz canın mintanı tumanı
Gökyüzüne ağar kara dumanı.

YAŞAMLA ÖLÜM

Yeni giysiler size düşmüş
Pılı pırtılar bize
Büyük konutlar bahçeler
Size döner yüzünü
Gecekondular bize
Ölüsünüz diyorlar
Size ölüm yoldaşlık etti
Yaşam bize.


ANIŞ / Oktay Rifat

09/02/2010

OKTAY RİFAT

(1914 – 18 Nisan 1988)

ANIŞ

Her dakikasını ayrı hatırlarım
Erenköy’de geçen zamanımın
Rüyama girer bir arada
İstanbul bahar ve Türkân’ım

Bir odamız vardı etrafı sarmaşık
Bostanlara bakan penceremiz
O güller kadar taze
Ben ona deli gibi âşık

Bir yastıkta dinlenir başlarımız
Saçlarım saçlarına karışırdı
O güzel bir kızdı ince alımlı
Ne giyse yaraşırdı

Yeter ki gönüller şen olsun
Şarkılar söylerdik yolda
Hep karşıma otorurdu ellerini tutardım
Akşam üstü eve dönerken paraşolda

Ağaçlar çiçekteydi
Türkân’ım sağ beraberimde
Kalbim sevda içindeydi
İstanbul bahar içinde


TÜRKÂN İÇİN / Oktay Rifat

05/01/2010

TÜRKÂN İÇİN


Bulunmaz sevdazede Fuzuli, Nedim
Kanayan aşklarıyla yaşarlar bende
Sevdiğim devletli sultanım efendim
Emreyle şiirler söyleyim kapında

Duyulmadık şiirler ağır ve güzel
Ki misli bulunmasın Acem’de bile
Gitsin kulaktan kulağa elden ele
Bir zaman gözlerinçin yazdığım gazel

Ve kalbin sevda diye yandığı zaman
Ayın ondördüne karşı pencerede
Saçların çıplak omuzların gecede
Mısralarım dökülsün dudaklarından

Sen faydalı nisan yağmuru gibisin
Bereket ve huzur getirirsin şiire
Edebiyet çığrını açtın kadere
Bu baharın ve bu gönlün sahibisin

Oktay RİFAT


TAŞLAR / Oktay Rifat

01/01/2010

TAŞLAR

Karyalı kızları anlat, Amazonlar,
Titanlar, atlar yonulmuş mermerleri,
Güneşli taşları söyle, saçak, duvar,
Çünkü ağaç ve insan Zaman’dır, diri!

Biziz kuran saatleri. Nikel sarkaç
Biziz, sallanırız kendimiz boyunca,
Kurgu biter, özlem dolu, sevgiye aç
Gideriz bir bir, akrep ya da karınca.

Taşlarsa, ölümsüz tanrılarla sarmaş
Dolaş, Girit’ten, Kargamış’tan başa baş
At sürerler bu yana Sonsuz’la. O gül

Akşamsız bir günün dalında, hani el?
Hani dün kokladığım saç, hani adem
Gözlü güzel, hani Hürrem, nerde Kösem!

Oktay Rifat