GÖZLERİN / Rıza Tevfik Bölükbaşı

16/02/2010

RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI

(1869 – 29 Aralık 1949)

GÖZLERİN

Ruhumda bir gizli emel mi arar
Gözlerime bakıp dalan gözlerin
Aklıma gelmedik bilmece sorar
Beni hülyalara salan gözlerin!

Nigâhın gönlüme -ey peri peyker-
Leyâli hasretin hüznünü döker;
Karanlıklar gibi yığılır çöker
İçimde yer edip kalan gözlerin!

Huzurunda bazen benliğim erir,
Tavrın hulûsumdan şüphe gösterir.
Bazen de ne olmaz ümitler verir
Sabr ü kararımı alan gözlerin!

Gamzende zahir, ey ömrümün varı!
Füsûn-ı hüsnünün bütün esrarı.
Neşreder âleme reng-i bahârı
Koyu menekşeye çalan gözlerin!

Sihirdir, şüphesiz, bütün bu şeyler;
Bakışın zihnimi perişan eyler.
Bana aşk elinden efsâne söyler,
Aşka inanmayan yalan gözlerin!


SORMA HOCAM / Rıza Tevfik Bölükbaşı

09/02/2010

RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI

(1869 – 29 Aralık 1949)

SORMA HOCAM

Bana sual sorma, cevap müşkildir;
Her sırrı ben sana açamam hocam.
Hakk’ın hazinesi darı değildir,
Cami avlusuna saçamam hocam.

Kayd-ı âhiretle düşmem mihnete,
Ben burda memurum şimdi hizmete,
Hayvan otlatırken gidip cennete,
Sana hülle donu biçemem hocam.

Mi’racı anlatma, eşek değilim;
Bildiğin kadar da melek değilim.
Günahkâr insanım, ördek değilim,
Bu ağır gövdeyle uçamam hocam.

Halka korku verme velvele salıp,
Dünya ve ahiret bu köhne kalıp;
Ben soft değilim, cübbemi alıp
İmaret imaret göçemem hocam.

Ölümden ürker mi tez ölen kimse?
Çoktan mazhar oldum ben hak nefese,
Bu demi sürerken ecel gelirse,
İşimi bırakıp kaçamam hocam.

Şarabı men’ etme, o değil hüner;
Aşıkım, bâdesiz pek başım döner;
Gönlümde muhabbet ateşi söner,
Özrüm var, sâde su içemem hocam.

Nâr-ı cehennemi önüme serme,
Günâhımı döküp kaygılar verme,
Kitapta yerini bana gösterme,
Ben pek o yazıyı seçemem hocam.

Feylesof Rızâ’yım, dinsiz anlama;
Dini ben öğrettim kendi babama;
Her ipte oynadım, canbazım amma
Sırat Köprüsü’nü geçemem hocam.


Hummâ-yı Aşk / Rıza Tevfik Bölükbaşı

25/12/2009

RIZA TEVFİK BÖLÜKBAŞI

(1869-1949)

HUMMÂ-YI AŞK

Hastayım, yalnızım, seni yanımda
Sanıp da bahtiyâr ölmek isterim.
Mahmûr-ı hülyâyım, câm-ı lebinden
Kanıp da bahtiyâr ölmek isterim.

Bir olmaz emelin düştüm peşine
Vuruldum hüznünün şen güneşine
Elâ gözlerinin aşk ateşine
Yanıp da bahtiyâr ölmek isterim.

Talihin kahrı var her hevesimde,
Boğulmuş figanlar titrer sesimde,
O nazlı ismini son nefesimde
Anıp da bahtiyâr ölmek isterim.