SİYAH SÜRME ÇEKSİN… / Ruhsâtî

09/02/2010

RUHSÂTÎ

(19. yy.)

SİYAH SÜRME ÇEKSİN ELA GÖZÜNE

Siyah sürme çeksin ela gözüne
Eller beni kınar deyi korkmasın
Aldanmasın rakiplerin sözüne
Eski sözden döner deyi korkmasın

Bahar seli gibi dolup taşıp da
Bilmediğim karlı dağdan aşıp da
Minhaç gibi bir soysuza düşüp de
Kerem gibi yanar deyi korkmasın

Serbest salsın gemisini engine
Sakın keder getirmesin rengine
Ortalığın düzenine dengine
İnanır da kanar deyi korkmasın

Arzu edip baharını selini
Yetirmeyip sümbülünü gülünü
Duman çöküp yitirip de yolunu
Eski yurda konar deyi korkmasın

El yanında kara etmem yüzümü
Karda gezer belli etmem izimi
Hemen özü gibi bilsin özümü
Ruhsati’yi sınar deyi korkmasın


SEVDİĞİM / Ruhsâtî

11/12/2009

RUHSÂTÎ

(19. yy.)

KEKLİK GİBİ TAŞTAN TAŞA SEKEREK

Keklik gibi taştan taşa sekerek
Gerdan açıp gelişini sevdiğim
Sağa sola taksim etmiş örgüsün
Onar onar bölüşünü sevdiğim

On altıya karar verdim yaşını
Yenice sevdaya salmış başını
El yanında yıkar gider kaşını
Tenhalarda gülüşünü sevdiğim

Sarardı gül benzin soldu diyerek
Hasret kıyamete kaldı diyerek
Hani Ruhsati de n’oldu diyerek
Arayıp da buluşunu sevdiğim