HOŞ GELDİN EYÂ… / Şeyh Gâlib

16/02/2010

Şeyh Gâlib


TARDİYYE

Hoş geldin eyâ berîd-i cânân
Bahşet bana bir nüvîd-i cânån
Cân ola fedâ-yı iyd-i cânân
Bîsûd ola mı ümîd-i cânân
Yârin bize bir selâmı yok mu

Ey Hızr-ı fütâdegân söyle
Bu sırrı edip ıyân söyle
Ol sen bana tercemân söyle
Ketm etme yegân yegân söyle
Gam defterinin tamâmı yok mu

Yârabbi ne intizârdır bu
Geçmez nice rûzgârdır bu
Hep gussa vü hârhârdır bu
Duysam ki ne şîvekârdır bu
Vuslat gibi bir merâmı yok mu

Çıktım ser-i dâra hemçü Mansûr
Âvâzım ezân-ı nefha-i sûr
Gam kıldı gülümü şâh-ı mansûr
Oldum sipeh-i belâya mahsur
Ol pâdişehin peyâmı yok mu

Kâm aldı bu çerhden gedâlar
Ferdâlara kaldı âşinâlar
Durmaz mı o ahdler vefâlar
Geçmez mi bu ettiğim duâlar
Hâl-i dilin intizâmı yok mu

Dil hayret-i gamla lâl kaldı
Gâlib gibi bîmecâl kaldı
Gönderdiğim arz-ı hâl kaldı
El’an bir ihtimâl kaldı
İnsafın o yerde nâmı yok mu


YİNE ZEVRAK-I DERÛNUM… / Şeyh Gâlib

12/02/2010

ŞEYH GÂLİB

(1757 -1799)

GAZEL

Yine zevrak-ı derûnum kırılıp kenâre düştü
Dayanır mı şîşedir bu reh-i sengsâre düştü

O zaman ki bezm-i canda bölüşüldü kâle-i kâm
Bize hisse-i muhabbet dil-i pâre pâre düştü

Gehi zîr-i serde desti geh ayağı koltuğunda
Düşe kalka haste-i gam der-i lutf-ı yâre düştü

Erişip bahâra bülbül yenilendi sohbet-i gül
Yine nevbet-i tahammül dil-i bîkarâre düştü

Meh-i bürc-i arızında gönül oldu hâle mâil
Bana kendi tâliimden bu siyeh sitâre düştü

Süzülüp o çeşm-i âhû dedi zevk-i vasla yâhû
Bu değildi neyleyim bu yolum intizâre düştü

Reh-i Mevlevî’de Gâlib bu sıfatla kaldı hayran
Kimi terk-i nâm ü şâna kimi îtibâre düştü


SENDENDİR / Şeyh Gâlib

05/01/2010

SENDENDİR

Efendimsin cihandâ îtibarım varsa sendendir
Miyân-ı âşıkanda iştihârım varsa sendendir

Benim feyz-hayâtım hâsılı rûh-ı revânımsın
Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir

Veren bû suret-i mevhûma revnak reng-i hüsnündür
Gülistân-ı hayâlim nev-bahârım varsa sendendir

Felekten zerre mikdâr olmadım devrinde rencîde
Ger ey mihr-i münevver âh u zârım varsa sendendir

Senin pervâne-i hicrânınım sen şem’-i vuslatsın
Be her şeb hâhiş-i bûs u kinârım varsa sendendir

Şehîd-i aşkın oldum lâlezâr-ı dâğdır sinem
Çerâg-ı türbetim şem’-i mezârım varsa sendendir

Gören ser-geştelikte gird-bâd-ı deşt zanneyler
Fenâ-ender fenâyım her ne vârım varsa sendendir

Niçün âvâre kıldın gevher-i galtânın olmuşken
Gönül âyinesinde bir gubârım varsa sendendir

Şafak-tâb eyledin peymânemi hûn-âb ile sâkî
Sabâh-ı sohbet-i meyde humârım varsa sendendir

Sanâdır ilticâsı Galib’in yâ Hazret-i Munlâ
Başımda bir külâh-ı iftihârım varsa sendendir

Şeyh Gâlib


GAZEL / Şeyh Gâlib

26/11/2009

 

GAZEL

غزل

Nev-sâlik-i nev-tarh-ı cünûn-ı diğeriz biz
Çün terkeş-i pür-tîr vatan-der-seferiz biz

Bî sûziş-i aşk istemeziz tûl-ı hayâtı
Mânend-i şerer böyle ölünce gideriz biz

Mürg-i kafes-âmûz-ı şifâ-hâne-i mevciz
Zincîr-be-gerden niçe dîvâneleriz biz

Mir’âtıyız ol mâh-ı perî-sûretin ammâ
Gam-hânemize gelse dahı bî-haberiz biz

Müjgânlarımız gevher-i mir’ât-ı kadehdir
Hayrân-ı nazar-bâde o mahmûr-seriz biz

Bir germ nigah ile geçirmekteyiz ömrü
Şem’iz bu safâ bezmine mahv-ı nazarız biz

Fark edemedik rub’-ı rûh-ı yârı hat almış
Tâ ol derece hüsnüne mahv-ı nazarız biz

Bir reng-i nümâyişden ibâretdir edâmız
Bî-sûd u ziyân şu’le-i yâkût-ı teriz biz

Ma’nî gibi bir beytde güncîdeyiz ammâ
Gezmekde ağızdan ağıza derbederiz biz

Yâkût-ı sirişkiz yerimiz dîde vü dildir
Ateşle sudan hâsıl olur bir güheriz biz

Tıfl-ı dilimiz kâğıd-ı bâd oynu dilerse
Târ-ı nazarı çetr-i felekden keseriz biz

İskendere zehr-âb-ı fenândan viririz câm
Hızrız velî râh-ı ademe râh-beriz biz

Bi-pâ vü ser uyduk reviş-i Mürşid-i Rûma
Döndükçe bu gerdûn ile Gâlib döneriz biz

Yâd eylemez olduk haber-i Yûsuf-ı Mısrı
Südlücede bir mâh ile şîr ü şekeriz biz

Şeyh GÂLİB


AŞK ve ÖZLEM İçin Beyitler

04/11/2009

minyatr29

Göz gördü, gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
Kurbânın olam var mı benim bunda günâhım
NAHİFÎ

Bir demir dağı delip boynuna almak gibidir
Her kişi âşık olurdu eğer âsân olsa
Taşlıcalı YAHYA

Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzan
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek
YAVUZ SELİM

Seni candan ziyâde cânânım
Sevdiğimdir, günâhımı bilirim.
FASİH DEDE

Alemi pervâne-i şem’i cemâlin kıldı aşk,
Cân-ı âlemsin fedâ her lahza bin candır sana
FUZÛLÎ

Biz âleme bir yâr için âh etmeye geldik
Yenişehirli AVNÎ

Gören sanır ki safâdân semâ-ı râh ederim
Döner döner bakarım kûy-i yâre âh ederim
ESRAR DEDE

Hep seninçündür benim dünya cefâsın çektiğim
Yoksa ömrüm varı sensiz neylerim dünyâyı ben
BÂKÎ

Meğer sevda imiş canın mayası
Ona mihman imiş yüzün aynası
NİMRÎ DEDE

Gören sanır ki safâdan sema’-ı râh ederim
Döner döner bakarım kûy-i yâre âh ederim.
ESRAR DEDE

Vâızın nâr-ı cehennem dediği firkat imiş
USÛLÎ

Gel, gel ki cümle savm ü salâtın kazası var
Sensiz geçen zemân-ı hayâtın kazası yok
NESÎMÎ

Ne şeb ki kûyine yüz sürmesem o dem ölürüm
Ne gün ki kâmetini görmesem kıyâmet olur.
NEF’Î

Duramaz yârsız gurbette âdem
Olur dîdârsız cennet cehennem.
TAŞLICALI YAHYA BEY

Öyle zaif kıl tenimi firkatinde kim
Vaslına mümkün ola yetürmek sabâ beni
FUZÛLÎ

Yârdan mehcûr iken düştük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne.
RÂSİH

Şeb-i yeldâyı müneccimle muvakkıt ne bilir
Müptelâ-yı gama sor kim geceler kaç sâat
SÂBİT

Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
Âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden.
SELİM-İ SÂNÎ

Sen gelmeyince hâtıra bilsen neler gelir.
NÂBÎ

Bülbülden işit nâliş-i hasret neye derler
RAGIP PAŞA

Yârdan mehcûr iken düştük diyâr-ı gurbete
Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne
RÂSİH

Kış geldi firak açmadadır sîneme yâre
Vuslat yine mi kaldı güzel fasl-ı bahâre
(Laedri)

Su uyur düşman uyur haste-i hicrân uyumaz
ŞEYH GALİB