BARIŞ GAZELLERİ / Tamer Gülbek – Hüseyin Cahit

28/12/2009

TAMER GÜLBEK

“HAIR” GAZELİ

………………………………………………….Milos Forman’a

Sanki dünya kanlı bir çorba içine bir beyaz tüy kaçmış gibi
Hüzün olsa gerektir bu tüyün adı bir güvercin uçmuş gibi

Çimenlerde sevgililer tedirgin, kalabalık mı kalabalık
Lekesiz nilüferler gereksiz bir belâya yelken açmış gibi

Müzikli bir direniş düşer gezegene, kaşıntısıyla büyür
Pamuklu bir kumaşa dalgın bir parça alev düşmüş gibi

Kalkan artık gitar olmuştur, vaazlar şimdi sönük birer söylev
Tehditler notalarla boğuflur, sorun hilâl ya da haçmış gibi

Tedhiş dersen tedhiştir elbet hâkimlerin masasında dans etmek
Altın şamdanı devirmek, kralların başındaki taçmış gibi

“Bırak güneş içeri girsin” nakaratı hükmü tahrik ediyor
Nisan güneşinin marttan kalan karı eritmesi suçmuş gibi

“Aquarius” ile coşar “gençler ve her zaman genç kalanlar”
Güneş barış burcuna girmiş, hâla helikopterler hiçmiş gibi

HÜSEYİN CAHİT

HAYIR !  ŞER MASALI

………………………………………………………….Tamer Gülbek’e
………………..Öyle çok demir-çelik ve asker kullanmışlar ki mayamızda,
………………..Pusulamız hep biz’i gösteriyor, bizden sonra tufan gibi!

Ey tükeniş! gövel ördeklerle saltanatın diriliş gibi
Nurtopu gözler doğurdun alacakaranlıkta düş gibi

Lâkin, ey lokman laser affet A -F tipi hücrelerimi
Merhemim ol, serçenin yüreğini tütsüleyen kış gibi

Unuttuk mu, marşlarla uyum içre büyürdü organlarınız
Elhak! efsanesiniz şimdi, bir striptiz şovundan çıkmış gibi

Burçlarınız Merkür’le Venüs’ün kösnül cazibesiyle
Mes’ut, Allah devletinize zeval vermesin leş gibi

Kalpleriniz ‘hair’ zırhlarını kuşanmış Beatles müritleri
Keyifle tüter çubuğunuz teber, sümbül açmış gibi

Tüm inançlar bağışlansın öyleyse ördeklerle birlikte
Ey Can! her şerde var bir hayır… aşk gibi, barış gibi


E-Mail / Tamer Gülbek

18/12/2009

E-Mail

From: tamergulbek@gmail.com
To: yıllaröncekitamerbirankaraziyaretinde@kabusanılar.com

Merhaba hayal meyal hatırladığım ben;
Olaylar hayal meyal olabilir de, ruh sanki ne hayal ne de meyal
Ne peşinde koşuyorduk da dalmıştık o pespaye geceye, işte sual
Ne ummuştuk sanki, gizem denen şeye bu inanç nedendi, neden
Kopar bu soruların cevaplarını hafızanın dallarından, kopar da al

O zamanlar mektup yazardık seninle, pul toplardık, dön onlara bak
Tamamen adressiz gecelerimizdendi, yitirilen şeyler vardı muhakkak
Lakin hiç mi dizginsizdi aklımızda dörtnala giden hayaletler, giden giden
Hiç mi sebepsizdi kulaklarımıza dadanan o umutsuzluk bulutu, o sisli sokak

Oysa ben eğlenmeyi severdim ve gülmeyi: zihinde yayılan o pekmez
Güldüğüm zaman gülmeyenleri düşünürdüm bir de ister istemez,
Büyük sahipsizlik diyebilirdim, ya da diyebilirim şimdi buradan bakan ben
Neyse ne de, nasıl daldık nereden, esrikliği kimden satın aldık, bilinmez

Bu makus gece müsveddesine, bu iri mi iri ‘new wave’ müsveddesine,
Bu belalı mı belalı resmiyet ülkesinde, bu gri bakan ve gri sulanan ve gri,
Un ufak bir yokluk çıktı en sonunda içimizden, kırık bir olmamışlık
Hamlık değil, sanmıyorum, daha çok bir pullanıp postalanmamışlık

Elektronik ortama yabancıydık o zamanlar
Ilık bir akıntıydı mektuplar zamanın sinesine
O yüzden o resmi karanlığa soğuk bıçaklar,
Soğuk kahkahalar gibi dalışımızı tek bir şey açıklar:

Pullanıp postalanmamışlık…

Tamer GÜLBEK