GÜLCEMAL GAZELİ / Hüseyin Cahit

25/03/2010

“An ki fıskiyesi sonsuzluğun”

“Keşke yalnız bunun için sevseydim seni”


GülCemal Gazeli

Nektarı gümüş güvercin kanadında dinlenir
– dinle: ecinnileri –
Yağmur incelir, bulutlu bir seber hüzünlenir

Kadehini kaldırsa baştanbaşa Tunceli
– çiçek: unutmabeni –
Gözlerini indirse bir Papirus güncesidir

Avcunda Belkıslardan derlediği inciler
– meyve: çillizerdali –
Yırtılan ipek sesiyle kalbi pazaryeridir

Son kibritte masmavi yanar yüzünün sesi
– sevda: gül fıskiyesi –
Türkçe kokteylin tadı damağında gezinir

Kış: Kar(s), rüzgâr, buğulu sema’ söylencesi
– yaz: ebedî adresi –
Bir mendil düş deseni, söz sevdanın vaktidir

Göçebe tanrısıyla aynı tastan su içer
– şiir: sevap hanesi –
Yedi kırlangıç ömrü abıhayat şenliğidir

Hüseyin CAHİT

Reklamlar

ÖN’CE / Hüseyin Cahit

20/01/2010

“Ölü Ozanlar Derneği” Çağdaş Türk Şiiri Sergisi, 18 Ocak 2010, Aydın.

ÖN’CE

Hangi ıssız bilince girilse
İzleri var göz/ötesi bengiyâr
Gökçeyazı sözden önce

Hangi güneşin altında dirilse
Yaşamın özsuyu şiir/gülyuvar
Sizden önce, bizden önce

Yazmışlar, bilinsin gizemi nice
Ölü Ozanlar Derneği’ne bergüzâr
Olsun! Ön’ce, Şerefe! …

Hüseyin Cahit


SAN’A GAZEL / Hüseyin Cahit

09/12/2009

SAN’A GAZEL


Eylül güz’eldi.. ekim ıs’landı.. san ki, sancım
ıs’sız bir buluta ağdı, cân gölgesi san’dım.

Rûhum kılpayı tutundu kuğusuz boynuna,
Leda’nın dili tutuldu, söylen’di.. san’dım.

Hangi sevdâ hangi dağın depreminde gömülü,
bilmem.. ‘siyah anlar’, anlar beni, sandım.

Sanrım anladı beni.. titreyen dil deryasının
kalbine düştü göztaşım, tûfan dindi.. san’dım.

Hep uzak kal, büyüsün Kâf dağım, kanatlarınla
ömrümün cân küresi büyülendi.. san’dım.

Dün silindi.. Gün rüyâda şimdi.. Aslolan yarın…
‘arzu çağı’ hakîkatmiş, ten hayâlî sandım.

Kırma sırçamı Cemşîd, serâbdan göz gözü
görmüyor.. kır kalemi.. söz tükendi.. san’dım.

Hüseyin CAHİT

(MorTaka, 13, Kış 2009)


BERK GAZEL / Hüseyin Cahit

18/11/2009

BERK GAZEL


Şiirin avlusundan eski komşudur bize
Fesleğen kokuları biriktirir göğsünde
Kuşlarına her akşam

Diline değen sözcükler söylence kesilir
Suya inen ceylanın sütbeyaz gölgesidir
İnce giyimli adam

Aşklarıyla anılır denize bakan evler
Elleri titredikçe gizli tarihler düşer
Güneşi yakanlara

Şifalı ot öğüten imge değirmenidir
Bağrı yanık dağların bodrumunda dinlenir
Yüreğindeki yara

Her gün coğrafya dersi cebinde sözcükleri
Güzel Irmak’la her gün şiirli seyran vakti
Evde yoksa bilinir

Atlas’ın kırışsa da dağılsa da Otağ’ın
Her Eşik’te dünyaya ellerini uzatan
Eleni seninledir

Hüseyin Cahit


BEYLER BAĞIŞLAR / Hüseyin Cahit

07/11/2009

beylerBag

BEYLER, BAĞIŞLAR

…………………………-Türkçe’nin bütün Bey’lerinin şerefine…-

Esirgeyen ve bağışlayan Bey’lerin aşkına
Kıyısız yaşamları kanatlarınızla alkışlayın
Gökyüzü şiir ömürlü çınarlara el verirken
Yeryüzünü cinayetsiz gecelere bağışlayın.

Dalga dalga açılan ipek albümdeki sevdalı yüzleri
Unutmayın, bir de Kars’ı, bir de kuş seslerini
Üstü kalsın, her dudak izinin kadehlerde/mendillerde
Ne demiş uçurumda açan çiçek: Beni Cemal Bey’e bağışlayın.

Nerde bir gün, bir çift Rosenberg havalansa
Anı’sıyla Melih Bey’in apansız kederlenin
Rakı için, karanfil saçın, Telefon’un öbür ucundaki
Oktay Bey’i San Markolu Güvercin’e bağışlayın.

Bir hikmeti varsa soluduğunuz kirli çağın
Düş gününüzü de emek harcıyla yaşayın
Anımsayın Nâzım Bey’i her alacakaranlıkta
Onurunuzu soğuk bir kelepçeye bağışlayın.

Ahmed Bey saçlarına kan gülleri takmış demleniyor
Kendi köklerini sevsin diye suladığınız çiçekler
Kore dağlarında paslanan tabakanın hatırı için
Son bir tutam tütününüzü Enver Bey’e bağışlayın.

Sayın ki Evler’in utancıdır çekilen acılar biraz da
Beşiktaş’ta solgun gölgesini izleyin Behçet Bey’in
Kandiller yakın Dar Çağ’ların aşksız odalarında
Kanatlarınızı ecelsiz bir pervaneye bağışlayın.

Yüzünüzü yıkayın artık, Büyük Saat’in vaktidir
Kamulaştırın sonsuz hüzünlerini Turgut Bey’in
Bir güzellik nasıl yudumlanırsa öyle ödeyin Edip Bey’in hesabını
Sevgi ile Sevda’nızı Kar Yangını’nın yerçekimine bağışlayın.

Dönüp geri bakın son kez İstanbul’dan Niksar’a doğru
Yakılan kitaplar, muskalı bozkırlarla tutsak Anadolu
Kulak verin, Cahit Bey’in türküsü halaylarla başlayacak
Yarın yüreğinizi üşüyerek ısıtan bir serçe’ye bağışlayın.

Hüseyin CAHİT


SEVGİ BURÇLARI

01/10/2009

5569_105324217522_771092522_2144635_2898679_n

BAŞAK’ım, Saygılı Açelyam, güvenilir sabırtaşım,
İçtenliğin huzur verir bana, sen niye huzursuzsun?
Barış güvercinim, çevrene niye duvar örüyorsun?
Güvenli bir saat gibidir dostluğun, sevgili arkadaşım.

YENGEÇ’im, Sabırlı Nilüferim, sempatik yoldaşım benim
Kendine acıma, gizemli dünyalar yarat güzelliğinle.
Beni koruman da hoşuma gidiyor evcilliğinle
Bana her sarılışında kanatlanıyor yüreğim.

YAY’ım, İyimser Mor Menekşem, ayrılığı sezinliyorum,
İnsanları anla, korkma bu kadar yalnızlıktan.
Lüks yaşam mutluluk değildir, vazgeçme aşktan,
Sana sağlıklı, huzurlu, neşeli yıllar diliyorum.

BOĞA’m, Güleryüzlü Şebboyum, tembelliği bırak,
Herşeye dikkatle bak, inatçı keçim, görmeye çalış,
Akıllı ol, hayatın türlü türlü renklerine alış,
Küçük şeylerle mutlusun, budur güzel yaşamak.

İKİZLER’im, Coşkulu Yaseminim, melek yüzlü şeytanım,
Hoşa gitse de ikiyüzlü görünmen vazgeçmelisin.
Gözlemci parlak zekanla duygularımı seçmelisin,
Cana yakın, sevecensin, içtenlikle yanındayım.

ASLAN’ım, Görkemli Orkidem, bayılırım cesaretine,
Bu kadar enerjiyi de nereden bulursun bilmem
Bazen bencil, bazen kıskançsın ama önemsemem,
Cömert, iyi kalpli dostluğun beni bağlar kendine.

TERAZİ’m, Duygusal Gülüm, dost diplomatım benim,
Aşırı duygusalsın, bayılırım yardımseverliğine,
Biraz sabırlı olsan, biraz güvenebilsen kendine
Maskesiz severim seni, güzelliğine imrenirim.

KOÇ’um, Dost canlısı Papatyam, inatçı âşık,
Acımasız olma bu kadar, kalbimi kırıyorsun.
Oysa güven veriyor coşkulu, açıksözlü dostluğun
Yerinde duramıyorsun, biraz sabırlı ol artık.

KOVA’m, Özgün Kırçeçiğim, dünyayı sen mi kurtaracaksın?
Yalansız yaşaman hoşuma gidiyor, ama biraz duygu kat.
Biraz güven aşıla bana, serüvenciliği bırak, yoksa
Cömertliğin kadar, çevrene kıskançlık da saçacaksın.

AKREP’im, Sırdaş Karanfilim, zekâ küpüm benim,
Hem gerçekçi, açıksözlü, hem kırıcı bakışların.
Biraz dengele kendini, sen aşka doymaz mısın?
Beni kıskanman hoş değil, bana güvenmeni isterim.

BALIK’ım, Sevecen Zambağım, ne güzel önyargısız olman,
İncesin, duygulusun, herkesi büyüleyen bir yanın var.
Ama vazgeçmelisin dünyayı tozpembe görmekten,
Sadıksın, içtensin, yumuşacık bakışların kadar

OĞLAK’ım, Serinkanlı Kamelyam, dakik başyönetmenim,
Mutluluğa ulaşılmaz sadece saygınlık ve güvenle.
Yenilikçi ol, yaşamak ne güzel, biraz gülümse,
Doğal olmanı, sevdanın tadını çıkarmanı dilerim.

Cansever Eyüboğlu


LOŞ BEŞİK

01/10/2009

n1608312654_30019283_6935

I
Söz kervanı uğurlandı akşama. Sen
kollarını mühürledin yüzünde.
G/öç yolları kenetlendi dişlerinle birden
bire. Uyurgezer memelerin iki
sis çanı şimdi ıs’sız göğsünde.

Rüyâ tapınağında çınlayan bir aşkın
sihirli tâbiriyle uykudasın:
‘Ruhum yine senindir’. Ve çocukluğun
yüreği ağzında çıkagelir ince bir buluta
tutunarak: ‘Mavi göç seninledir’.

Çocukluğun kirvesi hâlâ üşüdükçe karlı
doruklara kanmayan bir içim su.
Hâlâ korkar cumalardan/cenazelerden.
Sabahların barok göğüslerini usul
usul emerek ısınır. Göç yolları birdenbire
ana rahminde tadımladığın
kutsal iniltilerle açılır gökyüzüne.

II
Söz kervanı kundaklandı akşama. Sen
o dantelli beşikteki sen değilsin şimdi.
Nemli kirpiklerin incecik bir mecazla
iki şahin gölgesi düşürür gençliğine.
Ödülümdür, sana dilsiz anılarımı verebilirim.

Fanidir anılar: ‘Ömrüm yine senindir’
(Albenidir incelikli bir ayraç içinde).
Göz bebeğine sardığın uykusuz geceler de
yalnız sana ait pervanelerindir bilirim.
Artık kalbimin unutkan sayfalarını
yele verebilirim. Ömrüm yine dinlenir.

Hâlâ solgun sayfalarda tuza belenir çığlığın
dudaklara kanmayan bir içim su tadında.
Hâlâ korkar yıldızlardan/uçurumlardan.
Ama sen umursama, sıkı tutun belleğine
ovalarda kırlaşan o gezgini hatırla
ve yetinme serapla, aşk sende ne ararsa
her şahinli beşikte ömrünce onu ara.

Hüseyin Cahit