ŞAİR DÜNYA SANA KÜSMÜŞ DİYORLAR / Ahmet Erhan

16/03/2010

ŞAİR DÜNYA SANA KÜSMÜŞ DİYORLAR


Şair, dünya sana küsmüş diyorlar
Sen barışamazken kendinle bile
Her varlık beyninin bir uzantısı olsa, neye yarar
Çığrından çıkmış bu evrende?

Doğanın bir anlık dalgınlığından doğdun
Suyun, toprağın yalnızlığından
Hep kendi içinde yürür durursun
Tanrıların gücenik kalması bundan

Kumdan kaleler yapıp, bozmakta üstüne yoktur
Beş duyunu yüzle çarptığın görülmüştür
Şimdilik yirmidört bilinmeyenli bir denklem yaşamın
Bir gün elbet aylara, günlere de bölünür

Şair, dünya sana küsmüş diyorlar
Enlemleri, boylamları birbirine karıştırdığın için
Bizimle uzlaşmadı, diye bağırıyor dinibütün olanlar
Sonun kötüye varacak, bildiririm…

Ahmet Erhan

Reklamlar

DİZE ANTOLOJİSİ – III / İnsan Şiir Defteri

31/01/2010

İnsan Şiir Defteri, Temmuz-Ağustos 1998 Antalya


bir şiire başlarsın birini bitirmeden (…)
sevmek için geç ölmek için erken
Attilâ İlhan

Ben hiç rastlamadım gidiş- / dönüş bileti alan bir kadına
rastlarsanız bakın yanında bilet / gibi kıvrılmış üzgün adama
Hafız (Haydar Ergülen)

İnsan bu: Hiçbirşeyle bir sonrasızı tanır
Tanıyınca gönenir / öncesizi kuşanır
Ahmet Necdet

Fırınlanmış bir meşe tahtasında
Yıkasalardı seni yeşerirdi.
Vecihi Timuroğlu

Yeni başlayan kar gibi / Ömrüme düşüyordu yıldızlar
Kandiller içinde sevgilim, kandiller var.
Metin Güven

uzun upuzun bir çığlık edindim
karışsın içine alsın hem içimi hem geceyi
Adnan Azar

Zaman sıkılıyor / Aynı şeyi görmekten
Gonca Özmen

Buzun suya dönüştüğü yerde
penguenimin cansızlığını örtüyor / hırkası Edip’in.
Kadir Yüksel

bu şiir yazıldığı gibi okunmalı / bu hayat bilindiği gibi yaşanacaksa,
yani hüzün dediğim yalnızca bir küfürdür
ve küfür bir karanfilin ağzına ne kadar yakışırsa
küçük İskender

Dönmeyeceksen sakın benzeme kuşlara
Tuğrul Ediz

Sahi, mentollü bir suç olup da günaha uyusak
Hüseyin Alemdar

Kalp, inleyişinden tanınır
Bir öpünce, bir de kırılınca
Mahmut Temizyürek

Umay. İç içe iki yay / gibi hâlâ ay
Hüseyin Ferhad

Harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm!
Haydar Ergülen

yoksul bir gün yarının kumbarasını açar
yeni elvedalar satın alır benim için
Nilay Özer

öyle ağır yalnızlığı herkese vermiyorlar
Attilâ İlhan

Derleyen: Hüseyin Cahit


DİZE ANTOLOJİSİ II / İnsan Şiir Defteri

28/01/2010

İNSAN Şiir Defteri, Temmuz-Ağustos ’98

anılarından utanan çocuk
yaşlanınca şaşar kendine
Gülten Akın

elleriniz güneş burkulması, bakın,
kalbinizi saymıyorum o hep bir ay tutulması
Engin Turgut

Gül kavmini sevmezdi
Çöl beslerdi avucunda
Zeynep Köylü

Kağıt ışığa düşecek, adım sözcüklere üşüşünce
Hilmi Haşal

Büyük, taşlaşmış damlalardır Zaman, bende
bana ne var ne yok kilitler
Enis Batur

Geri çevirsin gülün solan rengini
bir yavru kuşun acele tüylenişi
Veysel Çolak

İpe çektim suyun rengini
Betül Tarıman

Sabaha karşı çarşaflardan
inlemeler silkeliyor balkon bakışlı bir kadın
Emel Güz

oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür
Birhan Keskin

dağı kucaklar da, / susar / incecik patika…
Celal Soycan

Gül satan nisan dudaklı kızların
Omuzlarına tünemiş bir akşamdım
Nilay Özer

Unuttuk gülün dalında akan suyu aramayı
Metin Fındıkçı

ıslak sesin bile ürpertiyor seni
ruhunla örtüşen yüzünde üşümüş bir çocuk resmi
Oya Uysal

Düşkünler yurdu ülkenden
Saçı dökülen bir anıt kaldı geriye
Ali Serdar

Dildir yaşayan çadırlarda
Ve soyunur her gece Muhammed’e bakarak kadınlar.
Metin Güven

Kış temrinleri, yüzleştirir çünkü,
babaları yas, çocukları beyazla.
Vural Bahadır Bayrıl

Dün beni öptü de madam / göğsünü yarıp vazodan döktü
Ben, kan / hayz derim. / O, virgülperdaz der, utanır, eğilir.
Emel İrtem

güneşe değmiş gibiydi gözlerinde uçan kuşlar,
İcimde yanık kanat sesleri!..
Hüseyin Atabaş

olmuyor ayakların ezberine gitmek yolları
badem ağacının / bahara omuz silkmesi gibi bir şey
Kazım Şahin

Ölü bir toprağa serpilmiş yüzleri
Toplayıp gelme bana
Özlem Esen

ölüm! hayat uğruna seni terkediyorum!.. hoşçakal!..
küçük İskender


(Derleyen: Hüseyin Cahit)


DİZE ANTOLOJİSİ I / [İnsan Şiir Defteri]

26/01/2010

“DİZE ANTOLOJİSİ” İnsan Şiir Defteri, 1998

Bir bahçe / bir akşamüstüyle çıkıyor
İlhan Berk

aşk emilip unutulmuş bir anne memesiyken
tutalım yüzümüzde o gölgeli anlamı
Cem Uzungüneş

Öptün sen durmadan / ben dinlendim dudaklarını…
Serap Erdoğan

içime döndüm yine seni severek / kullandım çarşı iznimi
Selim Temo

Taşın sabrı ruhun suyuyla büyüttün beni
bundandır her gittiğimde aklımda kalmak fikri
Birhan Keskin

Utandı yorgunluktan alçalan kuşu vuran avcı
Tahir Abacı

Ayna olsam size çok kırılırdım
Haydar Ergülen

Akıtarak sesini bana doğru / su’yun hallerini soruyorsun
Ruşen Hakkı

Cam ve hayat, içi dışı sinema bir cep aynası belki
Hüseyin Alemdar

Göğün ipini tutmuş koşuyor çocuk
Savura savura denizi, al yeşil mor, kıyı boyunca.
Sait Maden

ateşte yanmayan semender, adı olmayan yalnızlıktım
Ahmet Uysal

sözcüklerdir asıl iç çamaşırları
aşk denen giysilerin altına gizlenen
küçük İskender

hayat beni gözyaşımdan öpüyor
Betül Tarıman

söz diri söylenir, ancak yaşarken ölebilir insan
Orhan Alkaya

kimsenin yağmuru değmiyor ötekinin kalbine
Çiğdem Sezer

söylesene, söyle kaç yıl… ve niye
kaçıp da saklandın yalnızlığından?
Hilmi Yavuz

Başkasının odasını göze alıyorsan
Orada bir başkası olacağını unutma!
Hafız

Çok sesimle / kıymetini söyledim
Sina Akyol

Yağmur yağacakmış daha / henüz onu unutmayana
Birhan Keskin

Kim kimin fırsatıdır, kim kimin felaketi?
Toprak niye gül köklerine ayrı renk verir?
Ahmet Oktay

ey anlam, aklın uçarı çocuğu!
annen bir fahişedir senin
kim bilir hangi nesnelerle sevişir
İlyas Tunç

Yağmur günü kahve kokar elbette
Mevsimleri penceresiz bir kadın
Nilay Özer

olmayan birine bakar gibi uzaklara bakar sokak
Oya Uysal

Yaralarını sararak ilerler istek: / Uzlaşıcı kimliği gülün!
Şerif Erginbay

Her dokunuş bir baba öpücüğü / Görünmez; sınırları aşardık
Merih Akoğul

Erkenden kalk, aynada yüzünün gürültüsü
Serdar Koçak

Sabırla büyüttüğüm beşiklere beni as
Celalettin Çevik

Uzun sustum, ey durmadan konuşanlar / Geçmedi üşümem
Ben bir aşkın kar yağışından geliyorum…
Şükrü Erbaş

Baktım bir kaplumbağa suya uzanıyordu
Suyu biraz öne çektim
İlhan Berk

Derleyen: Hüseyin Cahit, Mayıs-Haziran-Temmuz ’98


ŞAİRİN SÖZÜ / Tanzile Zumakulova

17/01/2010

Tanzile Zumakulova

(Sovyet Balkar, 1934)

ŞAİRİN SÖZÜ


Yaz yağmurlarının toprağı sevindirmesi için,
Damlaların yutulup yok olması gerek.

Karnı aç çocuğun doyması için,
Patatesin kaynayıp pişmesi gerek.

Evi, ocağı hiç ısıtamaz.
Baltayla kesilip yıkılan ağaç.

Evi, ocağı ısıtması için,
Kömüre dönüşmesi gerek.

Ekmeği yiyen teşekkür etmeden,
Onun pişmesi, soğuması gerek.

Buğday başağının açı doyurması için,
Başağın üırpana boyun eğmesi gerek.

Başkasının gözyaşını kurutmak için,
Gözyaşı olup kurumak gerek.

Başkasının yüreğini ısıtmak için,
Şairin yanıp tutuşması gerek.

Türkçesi: Anıl Meriçelli – Anatoli Miziev


EBRU / V. B. Bayrıl

01/11/2009

insanDefter

EBRU

Akşam. Serencam! Bahçe yıkıldı. Gam
süvarileriydik biz… Bulutsu bir
minyatürde taşlaşan.

Ayna şer. Bakış mülkü ziyan.
Sükûtun vadesi doldu. Yırtıl
sın o ezeli güldeki intizam!

Yoklarız. Kamıştı aslımız.
Işıyınca içimizde, kayıp ruh
ların berzâhı olan lisân.

Şuara, söyle kim vardır biz
den başka, fecre böyle bakıp
bakıp ağlayan?

V. B. Bayrıl

(İnsan Şiir Defteri 2, Temmuz ’98)


İNSAN Şiir Defteri: Sayı 1

14/09/2009

insanS.defter

Emily Dickinson
(1830 – 1886)

TANRININ YÜZÜ

İnsanoğlu için çok geçti ama
Tanrı için erkendi daha.
Evren yardıma koşmakta güçsüz
Ve dualar bizim yanımızda.

Ne kadar güzeldir gökyüzü,
Yeryüzüne sahip olunamayınca.
Ne kadar konukseverdir o zaman
Eski komşumuz, Tanrı’nın yüzü.

YARIŞ

Güneş ve sis yarıştılar
Yönetimi için gündüzün
Güneş aldı sarı kırbacını eline
Ve sürdü sisi uzaklara.

ŞAFAK

Şafağın gelişini beklemeden
Açarım bütün kapıları.
Yoksa kuş gibi tüyleri mi var onun
Kıyıya benzer dalgaları mı yoksa?

Türkçesi: Anıl MERİÇELLİ – Ahmet NECDET