Sen Elimden Tutunca / Tuğrul Tanyol

30/11/2009

SEN ELİMDEN TUTUNCA

Sen elimden tutunca
Deniz basardı içimi
Sen elimden tutunca, yüreğim
Yeşil yosunlara takılıp günlerce
Dip akıntılarının peşisıra gitmek isterdi.

Günlerce, gözbebeklerini tutuşturan o gizli alevin kaynağını
Sorardım kendime. Geceler boyu yolumu arardım zor ve
aşılmaz tepelerde. Sonra ışıklar söner, sonra yıldızlar
Düşerdi içimdeki serin göllere. Sen elimden tutunca
Ben miydim, yoksa bir başkası
yürüyen seninle…
Dalgalara ve rüzgâra basmadan yürüyen.

Sen elimden tutunca
Bir mavilik çökerdi gözlerime
Sonra tüm denizler çekilir
Bir orman uğultularla sarsılır
Bir güvercin sürüsü havalanırdı
Kış bürümüş yüreğimden
Sen tutunca ellerimden
Avlunun beyaz taşlarına dökülürdü
Kızıl yaprakları bir çınarın
Ve ben günlerce
O yapraklara gömülüp ölmek isterdim.

Panjurları açık kalmış eski evler gibiydik
Rüzgârda çarpan, başıboş ve ürkek
Sen elimden tutunca
Kayaları delip çıkardı bir çiçek.

Sen elimden tutunca
Yolculuk basardı içimi
Külrengi bulutlara takılıp günlerce…

Tuğrul TANYOL

Reklamlar

BİTEN YAZA ŞARKI / Sait Maden

30/11/2009

 

BİTEN YAZA ŞARKI

 

Eğ yüzün şu gölgeye. Konuşma.
Geniş bir çarşaf gibi yay sessizliği
öyle düz, beyaz
üzerine bu dingin, çıplak ölünün.

Konuşma. Saç sözlerini
eski, silik sikkeler gibi toprağa.
Yanımızda yazın çıplak ölüsü
bir dağdan öbür dağa. Ey üzünç!

Yanımızda göz göz unutmabeni
Çiçekleri… Dokunma. Dokunma. Öldü
nicedir canınla beslediğin yaz
ve dindi su. Parça parça akıyor güneş.

Akıyor yüzün elimden. Eğil. Kulak ver
ağır ağır buruşmasına
bir yüreğin. Yoo hayır. Değil hiç kimse.
Yanımızda yüzükoyun yaz.

Kal biraz. Üzerime ger sessizliği
bir serin çarşaf gibi. Sınırsız. Beyaz.
Öldü yaz. Akıyoruz kuşla, yaprakla
dalgın gecesine bir uçurumun.

Sait MADEN


ŞİİRLER / SAFO

30/11/2009

 

ŞİİRLER


51
Ulaşmaya kalkmam göğe iki karış boyla

52
Büyümseme kendini bir yüzükten ötürü

67
Başa beladır varlık, erdem olmayınca yanında.

74
Önce ay battı sonra da yedi yıldızı ülkerin
gece yarısı, akıyor çağ, yalnızım yatağımda

97
dizlerimi çözen acı tatlı varlık
baş edilmez Eros, sarsalar beni

100
Çok daha tatlı sesi lir sesinden

101
Musalar uğrağı bu evde
ağıt yakmak olmaz, yakışmaz bize.

104
Gelmiyor elimden mekik dokumak anacığım
yeniğim bir oğlanın özlemine Afrodit yüzünden

121
Tan dağıtır, sen bir araya getirirsin akşam yıldızı,
kuzuları, keçileri, her şeyi, ayırırsın ama anayla kızı

132
Ne bal ne bal arısı dilerim

141
Güzel bir kızım var, sevdiceğim Kleisim
altın çiçeklere benzeyenim benim
değişmem onu tüm Lidya’ya güzel Lesbos’a bile

152
Öldü genç Adonis, vah ne edelim Kyteralı,
dövünün kızlar yarın üstünüzü başınızı
vah Adonis

154-155
güzel bir düş alış verişti Andoromeda’nınki
neden kınamaktasın Safo, cömert Afrodit’i?

160
ERKEK
Söyleyemiyorum istediğimi
utancım önlüyor beni

KADIN
Özlemin soyluya güzele olsa
kötü şeylere oynamasa dilin
örtmezdi utanç gözlerini
söylerdin hakça yakışığını

161
dostça dur karşımda
gözlerimin önüne ser güzelliğini

172
iki kat olsun bu gecenin uzunluğu.

SAFO

Türkçesi: Azra Erhat – Cengiz Bektaş


[Atlılardır Der Kimi] / SAFO

30/11/2009

[Atlılardır Der Kimi]


Atlılardır der kimi en güzel
evrende: yayalar, gemiler kimi,
kimi severse kişi odur bence
en güzel olan

öyle kolay ki kanıtlamak bunu
bakın en iyisi diye Helena
gördüğü bunca kişinin içinde
kimi beğendi

Troya’nın onurunu kıranı
görünce onu, ana babasını
çocuğunu bile bir kez anmadan
düştü eline

Kypris’in; böyledir kadın yüreği
kolay çıkar baştan, tutkulanınca.
Anaktorya düşer usuma şimdi
burda olmayan,

sevgili yürüyüşünü görmeyi,
ışık saçan yüzünü yeğlerim
yaya arabalı savaşçılarına
Lidyalıların

SAFO

Türkçesi: Azra Erhat – Cengiz Bektaş


İlk Buz / Andrey Voznesenski

30/11/2009

İNSAN, s. 8, mart ’95

İLK BUZ

Telefon kulübesinde titriyor bir kız
Büyük mantosunun içine gizlemiş
Gözyaşlarının dudak boyasına
Karıştığı yüzünü.

İncecik avuçlarına hohluyor
Parmakları buz tutmuş.
Bir başına dönecek evine
Buzlu sokaklarda.

İlk buz. Buzun ilk tutuşudur.
Telefon cümlelerinin ilk buzu.

Donmuş yaşlar parlıyor yanaklarında
Gönül kırıklığının ilk buzları.

Andrey VOZNESENSKİ

Türkçesi: Ülkü Tamer


SUTÜVEN / Mustafa Seyit Sutüven

30/11/2009

SUTÜVEN

Bir kayadan duman duman
On iki metre atlıyan,
Dağ kokusuyla yüklü su.

Boşluğa fırlayınca saç,
Düştüğü yerde üç kulaç
Mavi su, ak köpüklü su.

Şi’rin elindesin bugün,
Eski masalların bütün,
Canlanacak birer birer.

Ahkalılar da bir zaman,
Şair, ilâhe, kahraman,
Şi’rini burda içtiler.

Hepsi tapardı rengine,
Raslamamıştı dengine,
Hiçbiri mor Teselya’da.

Öyle füsunludur bu yer,
Şi’rine borçludur Homer.
Çünkü senindir İlyada.

Eski uzun zamanların,
Tığ gibi kahramanların,
Türküsüdür yanık sesin.

Dağda hayatı uyandıran,
Taşları duygulandıran,
Yerdeki son ilâhesin.

Afrodit, Afrodit’ken ah,
Dağdan inerdi her sabah
Elde gümüş hamam tası.

Burda çıkardı örtüden
Kimseye gösterilmeyen
Göğsü, vücudu, kalçası.

Burda Yunan, Moğol, Mısır,
Med, Roma, Türk, asır asır,
Taptı döküldüğün yere.

Tanrıların konakları,
Orduların otakları,
Burda ererdi göklere.

Söylediğim masal değil,
Atları kahraman Aşil
Burda sulardı bir zaman.

Burda gezerdi Keykubat,
Burda keserdi Mihridat,
Burda içerdi Antuan.

Göğse nasıl batarsa diş,
Öyle derinden işlemiş
Taşlara Hektor’un izi.

Söyle, fakat bugün neden,
Böyle güzelliğinle sen,
Kulluğa almadın bizi.

Halbuki bir Yunan kadar,
Hüsnüne her tapan kadar,
Tapmayı biz de anlarız.

Bizleri başka görme sen,
Hüsnü Huda kadar seven,
Gönlü temiz adamlarız.

Hepsini at da bir yana,
Bari o günlerin bana
Şi’rini söyle tatlı su.

Şi’rini geldiğin yerin
Şi’rini eski günlerin
Söyle köpük kanatlı su…

Mustafa Seyit SUTÜVEN


AŞK İKİ KİŞİLİKTİR / Ataol Behramoğlu

30/11/2009

AŞK İKİ KİŞİLİKTİR


Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Ataol BEHRAMOĞLU